<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-1316834128884427256</id><updated>2012-01-24T16:47:43.001+02:00</updated><category term='Eleştiri'/><category term='Fotoğraf Kutularımda Bulduklarım'/><category term='Kültür Sanat'/><category term='Mardin Günlükleri'/><category term='Hayatımdan'/><category term='Gizemli Sahiller'/><category term='Yüzleşmeler'/><category term='Anadolu Turu Günceleri'/><category term='Hoş Detaylar'/><category term='Şu Bizim Film İşleri...'/><category term='En Beğendiğim Ressamlar'/><category term='Eski Yazılarımdan'/><category term='Eller'/><category term='Dostlar'/><category term='Tiyatro'/><category term='Gazetelerden'/><category term='Hoş Mekânlar'/><category term='Rehberlik Anıları'/><category term='Mim'/><category term='Oradan buradan havadan sudan'/><title type='text'>NOT DEFTERİ</title><subtitle type='html'>RUHUMUN, BEYNİMİN, GÖNLÜMÜN, ADALARINDAN...</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://yazinotlari.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazinotlari.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Nükhet Everi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00890596432803184814</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_MlrM2vFPnII/SIMAXtkBsHI/AAAAAAAAAAg/Eq2kV1KcgEc/S220/n%C3%BCn%C3%BCk.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>98</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1316834128884427256.post-4404374315939108760</id><published>2011-09-25T23:58:00.003+03:00</published><updated>2011-09-26T00:25:55.009+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mardin Günlükleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hayatımdan'/><title type='text'>Güneydoğu'da Yaşamak...</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; color: #333333; font-family: Verdana, sans-serif; line-height: 18px;"&gt;Başlığı görünce bir sürü düşünce uçuşuyor değil mi kafanızda?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; color: #333333; font-family: Verdana, sans-serif; line-height: 18px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; color: #333333; font-family: Verdana, sans-serif; line-height: 18px;"&gt;Bırakın tahmin edeyim: Harika / rüya gibi / efsanelerle uyanmak / hadi canım sen de / yok daha neler / delilik / cesaret işi / helal valla / ateşten gömlek... Bu liste uzar gider böyle...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; color: #333333; font-family: Verdana, sans-serif; line-height: 18px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; color: #333333; font-family: Verdana, sans-serif; line-height: 18px;"&gt;Ne mi oldu? Aklıma geldi, öyle durup dururken değil tabiî. Bir anlatayım dedim Güneydoğu'da yaşamayı...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; color: #333333; font-family: Verdana, sans-serif; line-height: 18px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; color: #333333; font-family: Verdana, sans-serif; line-height: 18px;"&gt;Neler olmuş bitmiş... Önemli mi? Belki önemli belki değil...&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; color: #333333; font-family: Verdana, sans-serif; line-height: 18px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; color: #333333; font-family: Verdana, sans-serif; line-height: 18px;"&gt;Çok sıkıldığım bir Ağustos ayı var arkamda. Ciddi anlamda psikolojik hasar bırakmasından korktum. Eylül'ü de farklı tasavvur etmiştim ama gene de fena değil, daha da bitmedi zaten. Ben Eylül'ü severim ve her zaman güzellikler getirdiğine inanırım. Getirmiştir de...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mardin'de kapısını açtığımda yaşanacak şekilde bir evim var, kira da olsa var işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evime yürüyüş mesafesi ile tam iki dakika uzaklıkta bir iş yerim var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zor bir bölgede, zor bir işi başarmaya çalışıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; color: #333333; font-family: Verdana, sans-serif; line-height: 18px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; color: #333333; font-family: Verdana, sans-serif; line-height: 18px;"&gt;Aslında ne bölge ne de Mardin zor değil. Onları zorlaştıran basın, zihniyet ve daha buna benzer gereksiz bilumum şeyler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoksa Mardin'de ve Güneydoğu'da inanın İstanbul'dan daha rahat ve daha güvencedesiniz. Ama gel de bunu bizim taş kafalı bazı insanlarımıza anlat.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben artık bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan insanlara kızmanın da ötesine geçtim. Eskiden yalnızca kızardım şimdi öfke kusuyorum ve susmuyorum. Çünkü kendi ayaklarına çelme takıyorlar, kendi kendilerine olmayan bombaların pimini çekiyorlar... Salaklıktan başka bir şey değil ama yapıyorlar ne hikmetse?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kolay değil onca emeğinizin heba oluşunu görmek bazı garip zihniyetler yüzünden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanımız da bir garip ama... Tek kelimeyle garip! Başka şey demeyeceğim... Garip...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben artık o zihniyettekilere acıyorum ve istemiyorum onları, gelmesinler onlar ve onlar gibi düşünenler zaten bölgeye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düzgün insanlara ihtiyacı var bu memleketin, bakmayı, bakınca görmeyi bilen, gördüğünü anlayan ve anlatabilen, kısacası düzgün insanlara...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her neyse... Ben işime bakarım. Kimsenin lafıyla hareket etmem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük düşünmek lazım. Küçük düşünür ve en ufak terslikte pes edersen zaten yürümez bir şey... Savaşacaksın, uğraşacaksın... Memur zihniyetiyle bakmayacaksın hayata. Öylesi ne uzar ne kısalır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, uzatmayayım... Saçma sapan şeylerle, yanlış, yalan dolan haberlerle insana da bölgeye de hem zaman hem para kaybettirdiler bu sene gene. Yazık ya! Bu memleket bunları hak etmiyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama ben gelecekten umutluyum. Diyorum ya, herkes işini yapsa zaten her şey harika olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul'daydım birkaç gün. İkiye bölünüyorum zaman zaman. Bir Mardin'deki hayatım var bir de İstanbul'daki.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; color: #333333; font-family: Verdana, sans-serif; line-height: 18px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; color: #333333; font-family: Verdana, sans-serif; line-height: 18px;"&gt;İstanbul'daki hayatıma fazla zaman kalmıyor aslında. Geldiğimde yorgunluktan ölüyorum genelde. Yapmam gerekenleri yapmak zaten tüm zamanımı alıyor. Kendime gelip rahat bir nefes alana kadar kendimi şu sıralar Mardin Havalimanı tadilat ve inşaat nedeniyle kapalı olduğundan Diyarbakır uçağında buluveriyorum. Ondan sonra ver elini Mardin yolu ve sonrasında Mardin'de günlük hayat. (Bu sefer İstanbul trafiği nedeniyle hayatımda ilk defa uçak kaçırdım. Ertesi güne bilet alıp yorgun argın eve dön, üç saat uyu, sonra gene git, uçağa bin, Diyarbakır'a gel, Mardin'e geç... Feleğim şaştı. Gözüm karardı valla. Günümü falan şaşırdım. Ben İstanbulluyum, İstanbul'a kızamadım ama az kalsın lanet olsun diyordum...)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; color: #333333; font-family: Verdana, sans-serif; line-height: 18px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; color: #333333; font-family: Verdana, sans-serif; line-height: 18px;"&gt;Güneydoğu'da yaşamak çok da zevkli aslında. Evinin avlusunda sabah kahvaltısı yapmak, Mezopotamya ovasının gün boyu aldığı renkleri görmek, yemek içmek, şehirde dolaşmak, arkadaşlarla sohbet etmek, köylere ilçelere gitmek, tur yapmak, akşamın huzurlu sessizliğinde gene avluda yemek yemek falan değil yalnızca...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneydoğu'da yaşamak, basında çıkan abuk sabuk haberlerin ne kadar acıttığını görmek herkesi, herkesin o sevgi ve sabır dolu bakışlarında bir şeyleri yakalamak ve görmek açısından acı verse de zevkli... Orada olmak ve bu kaderi paylaşmak ama bu kaderin aşılması için çorbada benim de tuzum bulunsun diye elinden geleni yapmak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bunlar galiba Güneydoğu'da yaşamayı zevkli kılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul'daki zevkli bir yorgunluk genelde ama ben her sefer özlüyorum Mardin'i. Koşa koşa döndüm Mardin'ime. Kolları sıvamaya, işleri istediğimiz yere getirmeye, Mardin'e ve yöreye, bölgeye nasıl faydalı olunura bakmaya. Kısacası: işimin başına... Ben buyum işte... Seviyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özlemler de var bu arada. Onlar da bitsin, hayat bambaşka bir şekle girsin diye de geldim bu sefer biraz da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Su akar yolunu bulur derler. E, Mardin de El Cezire (ada) tabir edilen bölgede, iki koca suyun arasında (Fırat ve Dicle). Orada mı su akıp yolunu bulmayacak? Bulacak elbette hayırlısıyla.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1316834128884427256-4404374315939108760?l=yazinotlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazinotlari.blogspot.com/feeds/4404374315939108760/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1316834128884427256&amp;postID=4404374315939108760&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/4404374315939108760'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/4404374315939108760'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazinotlari.blogspot.com/2011/09/guneydoguda-yasamak.html' title='Güneydoğu&apos;da Yaşamak...'/><author><name>Nükhet Everi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00890596432803184814</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_MlrM2vFPnII/SIMAXtkBsHI/AAAAAAAAAAg/Eq2kV1KcgEc/S220/n%C3%BCn%C3%BCk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1316834128884427256.post-3640802064957491471</id><published>2011-08-08T16:16:00.000+03:00</published><updated>2011-08-08T16:16:11.892+03:00</updated><title type='text'>Gözlük - bir yol hikâyesi</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-ONWh2iGcqCU/Tj_fWMUuFBI/AAAAAAAABsg/5XWkZZwvATg/s1600/southwest-desert-road.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://3.bp.blogspot.com/-ONWh2iGcqCU/Tj_fWMUuFBI/AAAAAAAABsg/5XWkZZwvATg/s320/southwest-desert-road.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Kadın otobüsün camından yorgun bakışlarla dışarıya baktı. Yolun kenarındaki otlar ilgisini çekti.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Otobüs durmadan ilerliyor yoldaki çizgi hiç bitmek bilmiyordu.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Neden bir numaralı koltukta oturuyordu? Normalde cam kenarı sevmezdi. Öyle bir anda oluvermişti işte, bilet alırken ‘bir numara müsait’ diyen görevliye, ‘tamam’ deyivermişti. Neyse, olmuştu artık. Camdan dışarıyı seyretmeye koyuldu.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;‘Yolun kenarında amma ot var’ diye düşündü. ‘Ne otu acaba bunlar?’ diye geçirdi içinden. ‘Bilmeden etmeden neleri çiğneyip geçiyoruz’ diye düşündü, dudağını büküp yolun kenarındaki otlara baktı. Aklına hayatta tanımayacağı otun bitkinin içinde en ender rastlanan orkideleri bulan doğa meraklıları geldi, gülümsedi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;‘Otlar sınırı aşmıyor ama’ diye düşündü yolun kenarındaki çizgiyi incelerken. Çizgi yok olmaya yüz tutmuştu. Gözlerini kaçırdı, yolun ortasındaki çizgiyi incelemeye koyuldu otobüs şoförünün omzunun üstünden.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Yolun ortasındaki çizgi onu çocukluğundan beri çok eğlendirirdi. Hele kesik olduğu zaman, tekrar düz çizgi olana kadar kaç tane çizgi var kesik kesik diye sayardı. Bunu yıllarca devam ettirdi. Araba kullanırken bile kendini bu çizgileri sayarken bulduğu olurdu. İçindeki o çocuksu heyecanı anlamakta güçlük çekiyor, bu kesik çizgileri sayma meselesinin bir nevi pisikolojik rahatsızlık olduğunu düşünüyordu. Bunun tedavisini de kendi kendine üstlenmeye karar vermişti. Bir yolunu da bulmuştu. Ne zaman bir yolda kesik çizgiler başlasa onları saydığını fark ettiği an kendi kullanmadığı bir araçtaysa başını başka tarafa çeviriyor, kendi kullandığı araçta ise de gözlerini dikkatle karşıya dikiyordu. Galiba kurtulmuştu bu illetten. Gene de içinden ‘ikiiii, dööört’ diye sayarken yakalıyordu kendini kimi zaman hâlâ. Ama başarısı da büyüktü, dördü geçmiyordu artık saymalar…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Güldü… Sesli mi düşündüm, sesli mi güldüm diye çekinerek etrafına baktı. Kimsenin ona baktığı falan yoktu. Yanında oturan kişi inmişti çoktan büyük şehirlerden birinde, diğerleri de ya uyukluyor, ya bir şeyler okuyorlardı. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Fark edilmemenin garip mutluluğuyla çantasını açtı, içinden gözlük kabını çıkarttı ve koca siyah güneş gözlüklerini taktı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Gözlüklerin ardındaki bakışlarını yeniden camdan dışarıya yöneltti. Aslında zaman zaman sağ tarafta deniz görünmesine rağmen nedense o yolun kendi oturduğu tarafına bakmayı yeğliyordu. Yolun kenarındaki otlara takıldı gözü gene.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Sağdaki denize bakmak istedi, başını çevirdi ama deniz yoktu sağ tarafta. Sanki uçsuz bucaksız bir bozkır vardı sağda. Yola baktı, yol yerindeydi. Otobüs yoluna devam ediyordu. Yolun ortasındaki çizgi de vardı. Sola baktı, çizgi, otlar yerlerindeydiler ama sol taraf da uçsuz bucaksız bozkır gibiydi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-mhmWLbilMNM/Tj_fnKZMroI/AAAAAAAABsk/MBQj25iNU9s/s1600/yol-6.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://3.bp.blogspot.com/-mhmWLbilMNM/Tj_fnKZMroI/AAAAAAAABsk/MBQj25iNU9s/s320/yol-6.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Yeniden yola baktı, sonsuza doğru uzayıp gidiyordu sanki yol. Sağda ve solda adlandıramadığı bir görüntü. Bozkır dese değil, çöl dese o da değil. Neredeydi? Otobüsteki insanlara baktı, herkes kendi halindeydi. Bir gariplik yoktu demek ki. Burası neresiydi? Buralardan defalarca geçmişti oysa, bu görüntü yoktu belleğinde. Düşündü, gözlerini kırpıştırdı, başını salladı. Tekrar baktı yola. Evet, aynı manzara.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Otobüs yavaşladı ve fren yaparak durdu. O ana kadar durmamıştı otobüs. Merakla camdan dışarı baktı ve yolun tam ortasındaki çift taraflı trafik lambasını gördü. Kırmızı yanıyordu. Garipsedi. Yolda refüj falan yoktu. Kavşak değildi, dört yol değildi. Ne işi vardı o lambanın orada? Neye yarıyordu?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Şaşkın ve sessiz bir şekilde beklemeye başladı. Bu arada yanındaki camdan dışarıya bakıyordu. Birdenbire bir toz bulutu sarıverdi her yeri. Tozun ardında karşı şeritten gelip tam yanlarında duran bir başka otobüsü gördü. Otobüs trafik lambasını biraz geçmiş yanlarında durmuştu.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;İki otobüsün de motor seslerini duyuyordu sanki. Saldırıya hazırlanan boğalar gibi karşılıklı bekliyorlar diye geçirdi içinden ve güldü.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Toz bulutu hafifledi ve baktığı noktada otobüsün şoför koltuğunda oturan adamın direksiyonu kavrayan ellerini gördü. Beyaz gömleğine ve çizgili kravatına baktı, bakışlarını hafifçe yukarı kaldırınca adamın kusursuz yüz hatları dikkatini çekti. Kaşları kalktı kara gözlüğünün ardında.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-JAg95yck0Kc/Tj_fzoDwa4I/AAAAAAAABso/es0y2vVjfPY/s1600/g1.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/-JAg95yck0Kc/Tj_fzoDwa4I/AAAAAAAABso/es0y2vVjfPY/s1600/g1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Başını hafifçe kaldırdı ve aynı anda adam başını yavaşça ona doğru çevirdi. Adamın gözündeki güneş gözlüğünün mavi camları gözlerini görmesini engelliyordu.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Adam kadına bakıyordu ve birden yavaşça gülümsedi. Kadının yüz hatları gerildi. Adamın güneş gözlüğünün mavi camlarında kendi yüzünün ve gözlüğünün yansımasını gördü.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;İrkildi kadın… Ağzının kenarlarındaki kıvrımlar yukarı doğru kalktı, gülümser gibi. Ne yapacağını bilemedi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-4lw7YBDhWSM/Tj_hGxe3ZTI/AAAAAAAABss/mrrij2w0oJY/s1600/g2.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/-4lw7YBDhWSM/Tj_hGxe3ZTI/AAAAAAAABss/mrrij2w0oJY/s1600/g2.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Adamın gülümsemesi daha da yayıldı yüzüne. Gözlerini görmeye çalıştı adamın güneş gözlüğünün mavi camlarının ardından. Göremedi. Görebildiği tek şey tüm camların birbirini yansıtıyor oluşuydu. Otobüslerin camları, gözlüklerin camları. Ama sanki adam onun gözbebeklerine kadar görmüştü.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Trafik lambasının kırmızı ışığı söndü ve sarı ışık yandı. Kadın sebebini anlamadı ama huzursuz oldu. Yeşil ışık yandı. Adam gülümsemesi hâlâ yüzünde başını çevirdi ve otobüs hareket etti.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Kadının otobüsü de hareket etti. Kadın gözlüğünün ardına gizlediği şaşkın bakışlarıyla boşluğa bakıyordu.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Adam kara gözlüklerine rağmen ta gözbebeklerine kadar görmüştü sanki. Evet evet görmüştü ve yeşil ışık yanınca kadının gözlerini de alıp götürmüştü beraberinde.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Yol akıp gitti, kadın camdan dışarıya baktı. Yolun kenarındaki otlar dikkatini çekti. Başını sağa çevirdi, masmavi denizi gördü. Yüzündeki şaşkın ifade adamın gülümsemesine benzeyen bir gülümsemeye dönüştü ve tüm yüzüne yayıldı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-xbezSlz2r6A/Tj_hUmZSQUI/AAAAAAAABsw/u1U-HjPrhIQ/s1600/100_6056.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://1.bp.blogspot.com/-xbezSlz2r6A/Tj_hUmZSQUI/AAAAAAAABsw/u1U-HjPrhIQ/s320/100_6056.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1316834128884427256-3640802064957491471?l=yazinotlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazinotlari.blogspot.com/feeds/3640802064957491471/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1316834128884427256&amp;postID=3640802064957491471&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/3640802064957491471'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/3640802064957491471'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazinotlari.blogspot.com/2011/08/gozluk-bir-yol-hikayesi.html' title='Gözlük - bir yol hikâyesi'/><author><name>Nükhet Everi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00890596432803184814</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_MlrM2vFPnII/SIMAXtkBsHI/AAAAAAAAAAg/Eq2kV1KcgEc/S220/n%C3%BCn%C3%BCk.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-ONWh2iGcqCU/Tj_fWMUuFBI/AAAAAAAABsg/5XWkZZwvATg/s72-c/southwest-desert-road.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1316834128884427256.post-3576188330198889313</id><published>2011-02-08T22:53:00.001+02:00</published><updated>2011-02-08T22:54:29.054+02:00</updated><title type='text'>Güle Güle Güzel Oğlum Othello...</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/TVGqmHzBhoI/AAAAAAAABrk/NMNDugpF4Ho/s1600/Othello1.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" h5="true" height="320" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/TVGqmHzBhoI/AAAAAAAABrk/NMNDugpF4Ho/s320/Othello1.jpg" width="213" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;İlk bakışta aşktı benimkisi. Korka korka, tırsa tırsa…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Korkmuştum, tırsmıştım çünkü Lady Macbeth onca zamandan sonra seni de sevmemi kabullenebilecek miydi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki yaşına basmana çok az bir süre kala gelmiştin bana. 2000 yılının yaz başıydı. Kedi Oteli’ni açmaya hazırlanıyorduk. Benim gibi İran kedisi delisi arkadaşım Cemal Şenelmas müthiş bir kedi bulduğunu, sahibini de ikna ettiğini, seni bana göstereceklerini söyleyince fazla oralı olmadım önce. Sonra bahsettiği kişi ve karısı ellerinde bir beyaz dişi, bir gri erkek ve iki gri, bir sarı, bir de beyaz bebek İran kedisiyle gelince kalakaldım. Karşımda dünya güzeli bir aile duruyordu ve acımasız sahiplerinden erkek olanı hepsini Mısır Çarşısı’na satmaya götürüyordu. Ortağım araya girdi ve kedileri bize bıraktılar.&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/TVGqzAOT3AI/AAAAAAAABro/W_ehP1RkInQ/s1600/Othello2.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" h5="true" height="320" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/TVGqzAOT3AI/AAAAAAAABro/W_ehP1RkInQ/s320/Othello2.jpg" width="204" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Gri olan (mavi İran) ve iri yarı enteresan erkek kedi sendin. Daha ilk dakikadan itibaren tüm ilgimi ve sevgimi bir şekilde kendine çekiverdin. Bebeklerinin anası beyaz kedinin adı Bulut senin adın ise Duman’dı. “Aman Tanrım ne kadar yaratıcı…” demiştim içimden. Hiç sevmediğim sıradan kedi isimleridir bunlar. İran kedilerine şatafatlı isimler yakışır. Ama ben seni gene de uzun bir süre mecburen Duman’ım diye diye sevdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Otel’de kalmaya başladınız maaile. Bebekleriyle bu kadar ilgilenen bir baba, bu kadar sessiz ve sevgi dolu bir kedi görmemiştim ben o güne kadar hayatımda. Her gün hava aldırma bahanesiyle bahçeye çıkartıp kediler için oyun alanı haline getirdiğimiz yerde oynatıyordum bebekleri, sen de onlarla birlikte doğanın ve açık havanın tadını çıkartıyordun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman içinde oteli kapatma karı aldık ortağımla. Bebekleri çok iyi evlere ve ellere verdik. Ortağım karısının Bulut’u eve almak istediğini söyledi. Bana da Duman’ı almamı tavsiye etti, hem Lady Macbeth ile aynı cins kedi, belki anlaşırlar dedi. Çok düşünmedim, denemek istedim en azından oteli kapatana kadar. Lady Macbeth’i evden getirip bir müddet otelde bıraktım, ikinizi bir odaya kapatıp tanıştırdım. Lady Macbeth biraz soğuk davranan bir kediydi, hemen ısınmadı sana (gerçi ömrünün sonuna kadar da pek ısındığı da söylenemez ya).&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/TVGrDBkzbAI/AAAAAAAABrs/pXY-C1koWEo/s1600/Othello5.bmp" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" h5="true" height="203" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/TVGrDBkzbAI/AAAAAAAABrs/pXY-C1koWEo/s320/Othello5.bmp" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Gün geldi çattı ve kedileri toparlayıp gitme zamanıydı. Artık senin adın Othello olmuştu. Kocamandın, iri yarı, koyu renkli ve çok yakışıklı. Eh, uygun geldi bana bu isim. Yakışmıştı bu isim sana ve sen de bakıyordun hemen Othello denince.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evde Lady Macbeth fazla huzursuzluk çıkartmasa da sen daha çok anneannenin evinde kendini rahat hissediyordun. O sıralar da ben zaten Valideçeşme’deki evden Tarabya’daki eve taşınma hazırlıklarındaydım, eve geldiğinde koli koli üstünde zaten şaşırmıştın bence.&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/TVGs01ir-fI/AAAAAAAABsM/HRW0kbkTPTw/s1600/Othello4.bmp" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" h5="true" height="240" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/TVGs01ir-fI/AAAAAAAABsM/HRW0kbkTPTw/s320/Othello4.bmp" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Herkesin kalbini, sevgisini kazanman en fazla üç saniye sürüyordu. İlgi çekmen için bir şey yapmana gerek yoktu. Tam bir İran kedisiydin ama Lady Macbeth gibi ağır başlı, sakin, yeri gelince hırçın, huysuz, istediğini bilen, yumuşacık yerlerde uyumayı seven, insan görünce rahatsız olup gidip saklanan ya da sinirlenen bir kedi hiç olmadın.&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/TVGrOqkuNXI/AAAAAAAABrw/McS24Df5H6s/s1600/Othello3.bmp" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" h5="true" height="320" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/TVGrOqkuNXI/AAAAAAAABrw/McS24Df5H6s/s320/Othello3.bmp" width="221" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Benim tatlı oğlumdun ama seni Lady Macbeth yaşadığı sürece hiç doya doya sevemedim. Hep kıskandı Lady Macbeth seni, hep ilgi ve sevgi ona yönelik olsun istedi ve bunu da hep başardı bir şekilde. Zaten çok sorunları da vardı, önce kanser oldu sonra böbrek sorunları başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lady Macbeth öldüğünde 3 gün onun yattığı yerde nöbet tutuşunu, yas tutmanı asla unutamam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lady Macbeth’den sonra tüm sevgi sana aktı. Zaten çok seviliyordun, evin oyuncağıydın ama şimdi daha fazla ilgi vardı üstünde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lady’nin gitmesiyle şeker hastalığın ortaya çıkınca daha da bir üstüne düşer olduk. Üstüne titremeye başladık hep birlikte, veterinerlerin, ben, annem ve herkes…&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/TVGrfJG_e0I/AAAAAAAABr0/bkouNCh4vRE/s1600/Othello8.bmp" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" h5="true" height="240" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/TVGrfJG_e0I/AAAAAAAABr0/bkouNCh4vRE/s320/Othello8.bmp" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Hayatımızın neşesiydin sen… Komik bir kediydin. Şımarıktın zaman zaman ve çok da yaramaz. Daha Lady Macbeth yaşadığı dönemlerde kuşların peşinden balkondan düşmen (Allahtan bir şey olmamıştı) ve o olaydan üç gün sonra kovaladığın arının seni sokması… Akla hayale gelemeyecek şeyler de yapan bir kediydin sen…&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/TVGrr_ZEG9I/AAAAAAAABr4/mmhgDYGHUxQ/s1600/Othello6.bmp" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" h5="true" height="240" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/TVGrr_ZEG9I/AAAAAAAABr4/mmhgDYGHUxQ/s320/Othello6.bmp" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Kedi miydin? Bilemiyorum. O kadar çok insan bu nasıl kedi diye sormuştur bana. Bir arkadaşım seni çok güzel anlatmıştı: “Kedi ama, kedi değil ama kedi!” diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/TVGr8FfrBQI/AAAAAAAABr8/wnhzP3Nk0DI/s1600/Othello11.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" h5="true" height="240" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/TVGr8FfrBQI/AAAAAAAABr8/wnhzP3Nk0DI/s320/Othello11.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Bence de… Sen kediden de öte çok yüce bir ruha sahip bir varlıktın. Rahmetli yeğenim Caner’in gittiği gün kucağına çıkıp suratına nasıl baktığını hatırlıyorum. Nasıl ürkmüştüm. Hala hatırlarım ve ürperirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kedi sevmeyen bir sürü insan senin sayende kedi sevdi, kediye dokunamam diyenler senin sayende bu garip illetten kurtuldular, hatta kedi alerjim var diyenleri bile iyi ettin sen.&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/TVGtK4r3LDI/AAAAAAAABsQ/rUfj7wWla5E/s1600/Othello12.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" h5="true" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/TVGtK4r3LDI/AAAAAAAABsQ/rUfj7wWla5E/s1600/Othello12.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Veterinerde de oranın neşe kaynağıydın. Paşa derlerdi sana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/TVGsF6cnB1I/AAAAAAAABsA/2T7j1xqBvXI/s1600/Othello9.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" h5="true" height="240" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/TVGsF6cnB1I/AAAAAAAABsA/2T7j1xqBvXI/s320/Othello9.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Artık sona yürüdüğünü anlamak zor olmadı. Kabullenmesi çok zordu ama. Şeker hastalığı böbrekleri, böbrek anemiyi tetiklemişti, lökosit yoktu, makine ölçemiyordu veterinerin dediğine göre, pankreas iflas etmişti. Ne yazık ki şeker hastaları hep yan etkilerden giderler şeker hastalığından değil. İki yıldan fazla bu hastalıkla yaşadın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vicdanım çok rahat, ben sana çok iyi baktım, veterinerlerin Yasin ve Timur ağabeylerinin her dediğini harfiyen yerine getirdim, anneannen sana bebek gibi baktı, sağ olsun, en ufak bir şey hissettiğim an hemen kucağıma alıp veterinere götürdüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vicdanım çok rahat. Sen Mısır Çarşısı’na götürülmüş olsaydın ya da bir başkasında olsaydın bu kadar yaşamazdın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vicdanım çok rahat, çünkü seni ne kadar sevdiğimizi sana hep gösterdik. Teyzen de, anneannen de, ben de seni ne kadar sevdik sen bunun farkındaydın.&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/TVGsViOmP2I/AAAAAAAABsE/io9eqAgcOGs/s1600/Othello7.bmp" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" h5="true" height="240" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/TVGsViOmP2I/AAAAAAAABsE/io9eqAgcOGs/s320/Othello7.bmp" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Kucağımdan indirmedim seni. Ben “yürümeyi unutacak, kucağımdan indirmiyorum hiç” derdim, Yasin bana kızardı “bırak ta kediliğini yaşasın şu hayvan” derdi. Gece kalktığımda derin uykuda bile olsan seni kucağıma alır yatağıma yatırır sana sarılır uyurdum. Severdim, öperdim, sıkıştırırdım. Her fırsatta oynardım seninle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi ki yapmışım tüm bunları. Ben hep derim “Eğer bir insanı ya da hayvanı seviyorsan, bunu onlara yaşadıkları sürece hem söyleyeceksin hem de göstereceksin. Kaybettikten sonra vicdan azabı çekmenin bir alemi yok.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu açıdan sana karşı da hiç vicdan azabım yok ama kalbim çok kötü acıyor. İçim oyuluyor Othello.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni ne kadar sevdiğimi, içimdeki yerini ben bile tam olarak bilmiyormuşum meğerse.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adım adım sona gidişin çok vurdu beni. Şükür ki, çok güzel bir hayat yaşadın, çok sevdin ve çok sevildin, çok eğlendin, eğlendirdin, her istediğini yaptın ve yaptırdın. Şükür ki, elden ayaktan düşmeden, kör olmadan, sakat kalmadan aslanlar gibi ayakta ve bilinci yerinde olarak yürüdün ışığa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bedendeki görevin bu kadarmış, görevin bitti ve gitmen gerekti…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bunları biliyorum. Bilgi’yi biliyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görevine gittiğini de biliyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/TVGsl8tAhFI/AAAAAAAABsI/7X9gn4buX6I/s1600/Othello10.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" h5="true" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/TVGsl8tAhFI/AAAAAAAABsI/7X9gn4buX6I/s1600/Othello10.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Ama içim çok acıyor gene de… Çok kıyılıyor, oyuluyor içim. Kalbim parçalanıyor ve bunu anlamayanlar ve garip bulanların gözümde zerre kadar önemi ve yeri yok…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu acıyı yaşayacağım, acı geçmeyecek. Hangi acı geçti ki? Yalnızca şekil değiştirdi, boyut değiştirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güle güle git oğlum… Yolun Işık Olsun!&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/TVGtSGrHMtI/AAAAAAAABsU/sq6FvfV5n-E/s1600/OT.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" h5="true" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/TVGtSGrHMtI/AAAAAAAABsU/sq6FvfV5n-E/s1600/OT.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1316834128884427256-3576188330198889313?l=yazinotlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazinotlari.blogspot.com/feeds/3576188330198889313/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1316834128884427256&amp;postID=3576188330198889313&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/3576188330198889313'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/3576188330198889313'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazinotlari.blogspot.com/2011/02/ilk-baksta-askt-benimkisi.html' title='Güle Güle Güzel Oğlum Othello...'/><author><name>Nükhet Everi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00890596432803184814</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_MlrM2vFPnII/SIMAXtkBsHI/AAAAAAAAAAg/Eq2kV1KcgEc/S220/n%C3%BCn%C3%BCk.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/TVGqmHzBhoI/AAAAAAAABrk/NMNDugpF4Ho/s72-c/Othello1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1316834128884427256.post-6053278078426153364</id><published>2011-02-02T01:35:00.001+02:00</published><updated>2011-02-02T01:37:13.608+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yüzleşmeler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şu Bizim Film İşleri...'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hayatımdan'/><title type='text'>Ocak Ayının Ardından</title><content type='html'>Her sene günlük tutmayı denerim ama bir türlü başarılı olamam. Gene aynı şey oldu. Bugün yazarım yarın yazarım derken… Demek ki olmuyor; senelerdir her sefer aynı şey başıma geliyorsa, olmuyor demektir. Zorlamanın anlamı yok. Aslında ne kültürümüzde ne de edebiyatımızda var bu. Kahretsin ya, ala ala bunu mu aldım genlerden? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, belki de böylesi daha iyi, ben de her aya geri döner bakarım, olur biter dedim. Bir deneyelim bakalım nasıl olacak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2011’e bir mektup yazarak başladım yeni yıla, hatırlayacaksınız. Sırtımdaki son on yılın yükünü silkelemek istercesine doğrulmaya çabaladım o mektupla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, son on yılın ardından mutluluklar, üzüntüler, acılar, kayıplar vs bir sürü şeyi evrenin raflarına kaldırıp yepyeni bir sayfa açmak amacıyla giriştim o mektubu yazmaya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O mektupta yazdıklarıma değinmeyeceğim, geçmişi geçmişe gömdüm. Önüme bakıyorum artık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fırtına gibi başladı 2011. Normalde benim hayatımda her yıl Ocak ayı en zor aylardan biridir. Körfez krizinden beri iş güç yoktur bizim turizm piyasasında. Bu sene de benim için öyle oldu, iş güç yoktu ama buna rağmen hayatımın en güzel aylarından biriydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30 yıl önce bozkırdaki otobüsten inen ve birbirlerine zıt yönlere gidip hayatlarını devam ettiren iki kişi çok güzel zaman geçirdiler İstanbul’da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Ocak’ta Caner’imi andık, ağladık…&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/TUiWvJa41aI/AAAAAAAABqg/aGBQeXv8TnM/s1600/Cankom.bmp" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" s5="true" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/TUiWvJa41aI/AAAAAAAABqg/aGBQeXv8TnM/s320/Cankom.bmp" width="318" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;19 Ocak’ta Hrant’ımı andık, ağladık…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani yazıları? Değil mi; bunu soruyor içinizden beni tanıyanlar…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yok, bu sene yazmadım Caner’e… Bu sene Hrant’a bir derleme yaptım ama son anda vazgeçtim paylaşmaktan… Bana kalsın bu sene duygularım…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama her sene, ömrüm oldukça her sene 19 Ocak’ta aynı yerde olacağım. Bu sene cenazeden beri tüm bu olanları kabullenemeyen, kabullenmeyen Tülay’ımla gittik aynı yere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/TUiW6j5_Z_I/AAAAAAAABqk/CEp_fBqmsDg/s1600/T%2526me.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="212" s5="true" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/TUiW6j5_Z_I/AAAAAAAABqk/CEp_fBqmsDg/s320/T%2526me.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Tülay… Hrant’ın çok eski arkadaşı. Beni Hrant’la tanıştıran kişi… Benim can dostum, güzel insan… Çok ağladık, çok andık, kadeh kaldırdık, gene ağladık, ağladık ve ağladık…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben o gece öyle şeyler yaşadım ki, hayatımdaki en doğru kararları aldığımı gördüm. O kararların arkasında durmalıydım. Artık gönlümün peşinden gitmek farz olmuştu yani…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20 Ocak’ta Ayda’nın filminin galası da hoş bir anı olarak kalacak hem beynimde hem de gönlümde…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;24 Ocak’ta Caner’e, Onno’ya, Hrant’a ve Uğur Mumcu’ya kadeh kaldırırken ne kadar çok kayıp var Ocak ayında diye düşündüm. Eceliyle ya da suikaste kurban giderek. Of of of… Özdemir Asaf’tan Muammer Aksoy’a her gün biri gitmiş, öyle veya böyle…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;24 Ocak’ta Son Vapur film ekibi ilk yemekli toplantısını yaptı aslında. O belki de bu ayın en güzel gelişmesi. Son Vapur’un konusu ve filmin müzikleri zaten aybaşından beri Son Vapur’un senaristi ve müziklerinin müstakbel bestecisi tarafından devamlı mütalaa ediliyordu. Yemekte hava süperdi, ekip film ve bol bol müzik konuştu…&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/TUiXEWlnVBI/AAAAAAAABqo/_eyR1HK8thc/s1600/film+ekibi.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="192" s5="true" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/TUiXEWlnVBI/AAAAAAAABqo/_eyR1HK8thc/s320/film+ekibi.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Bazı şeyleri defalarca Grammy Ödülü’ne aday olmuş dünyaca ünlü bir müzisyenden dinlemek kendisini bin senedir tanıyor da olsanız o kadar heyecan verici ki!&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/TUiX3K0ZoqI/AAAAAAAABqs/XwS-Tgk2Rbs/s1600/artotalking.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" s5="true" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/TUiX3K0ZoqI/AAAAAAAABqs/XwS-Tgk2Rbs/s320/artotalking.jpg" width="240" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;29 Ocak’ta yeni senaryo fikirleriyle heyecanlanmak ve onay almak başka bir mutluluktu.&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/TUiYLpQ8iAI/AAAAAAAABqw/tfYaVQ3K58w/s1600/img_0420.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" s5="true" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/TUiYLpQ8iAI/AAAAAAAABqw/tfYaVQ3K58w/s320/img_0420.jpg" width="240" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Sokaklara vurursun kendini, ani bir kararla kalbine ve ruhuna kazıdığını bir de bedenine kazıma kararı alırsın.&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/TUiYTzn6q6I/AAAAAAAABq0/C5dWhcPr9xY/s1600/d%25C3%25B6vme.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" s5="true" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/TUiYTzn6q6I/AAAAAAAABq0/C5dWhcPr9xY/s320/d%25C3%25B6vme.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Bir anda olur bu! Saniyelik bir kararla. Ama muhteşem de bir iş çıkar ve iyi ki yaptırmışım dersin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi sırada bozkırdaki otobüsteki adamın bir sözünü kazıtmak var&amp;nbsp;bedenime, belki de adının baş harfleriyle. 'O' zaten her hücreme kazınmış vaziyette…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayın son günü kısa bir süre için de olsa bozkırdaki otobüsteki adamı uğurlamak hüzünlendirdi ve bu ayı mühürledi.&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/TUiYlUtCMhI/AAAAAAAABq4/hbxy9Sb1zrU/s1600/artom%2526me1.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="241" s5="true" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/TUiYlUtCMhI/AAAAAAAABq4/hbxy9Sb1zrU/s320/artom%2526me1.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Şimdi senaryoyu son haliyle ekibe teslim etmek ve diğer meseleleri konuşmakta sıra. Bestecimiz için de yapmam gereken bir sürü iş var. Bir sürü görev verdi giderken.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mardin şubesinin işleri, turlar, Mardin’de gerek ofiste gerekse evde yapılacak işler, ortaklarla yapılacak görüşmeler, senaryo çalışmaları, sponsor görüşmeleri derken anlaşılan Şubat ayı yoğun geçecek…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ocak ayı gibi güzel geçsin…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1316834128884427256-6053278078426153364?l=yazinotlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazinotlari.blogspot.com/feeds/6053278078426153364/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1316834128884427256&amp;postID=6053278078426153364&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/6053278078426153364'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/6053278078426153364'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazinotlari.blogspot.com/2011/02/ocak-aynn-ardndan.html' title='Ocak Ayının Ardından'/><author><name>Nükhet Everi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00890596432803184814</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_MlrM2vFPnII/SIMAXtkBsHI/AAAAAAAAAAg/Eq2kV1KcgEc/S220/n%C3%BCn%C3%BCk.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/TUiWvJa41aI/AAAAAAAABqg/aGBQeXv8TnM/s72-c/Cankom.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1316834128884427256.post-5492849532959897440</id><published>2011-01-16T14:34:00.001+02:00</published><updated>2011-01-16T14:36:34.884+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yüzleşmeler'/><title type='text'>Gönlümün Peşinde</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/TTLjwTGsnxI/AAAAAAAABqY/2VHyYygzrr0/s1600/KY1.bmp" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" n4="true" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/TTLjwTGsnxI/AAAAAAAABqY/2VHyYygzrr0/s320/KY1.bmp" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;İki ağlama, dövünme arasında iyi geldi bana gülümsemek.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;30 yıl olmuş… Ben gönlümü peşimden sürüklemeye başlayalı tam koca otuz yıl. Öncesini saymıyorum, öncesi zaten deli çağlar, kanın deli aktığı zamanlar ki ben o dönemlerde bile gönlümü hiç ciddiye almamışım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Üstelik aşk kadınıyımdır ben… Ama aşk için ölüp ölüp dirilen, şiirler yazıp ağıtlar yakan, sevginin peşinde koşan türden olmadım hiç.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Aşk kadını… Hep böyle adlandırdı beni tanıdıklarım, özellikle de kadınlar böyle dedi. Ama ben buna rağmen hep akıl, mantık, şuur demişim…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;30 yıl boyunca gönlüm ne istiyorsam onu yapmış, ne diyorsam karşı çıkmamış… Onu el üstünde tutuyorum, başımın üstünde taşıyorum sanıyordum. Yerlerde sürüklemişim meğerse onca zaman. Halbuki onu olduğu yerde bırakıp, onun sesine kulak vermek, ritmine uyum sağlamak yeterliymiş.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;30 yıl sonra bunu gördüm…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Dün ilk defa yüreğimin sesini dinledim, bana söylediklerine kulak verdim. Ne dedi biliyor musunuz?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;“30 yıl önce bozkırın orta yerinde o otobüsten indin ve arkanı dönüp gittin. Hem de arkana bakmadan gittin. 30 yıl boyunca bana kimi seveceğimi, kimin için atacağımı söyledin. 30 yıl boyunca kimin için sevineceğimi, kimin için üzüleceğimi sen belirledin. Zaman zaman beni dinlediğin, bana kulak verdiğin oldu evet. Zaman zaman benim dediklerimi yaptın, benim peşimden geldin ama o zamanlar bile sınırlar koydun. Yaşattıramadım sana kocaman kocaman aşkları bile doya doya. İzin vermedin.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/TTLj0SfrbYI/AAAAAAAABqc/sML795J6Mgs/s1600/KY2.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="215" n4="true" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/TTLj0SfrbYI/AAAAAAAABqc/sML795J6Mgs/s320/KY2.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;30 yıl önce o bozkırın orta yerinde o otobüsten indin ve arkanı dönüp gittin. Hem de arkana bakmadan gittin.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Bak, hayat oyunlar oynar insana. O otobüsteki gelip dikiliverir karşına, işte o zaman bana sığınırsın…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Yeter artık… Bir 30 yılın daha var mı? Varsa da yoksa da böyle mi devam edeceksin?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Çok yordun beni! 30 yıl beni peşinden sürükledin, yerlerde sürüklendim, parçalandım, kırıldım un ufak oldum kimi zaman ve çok yoruldum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Ama sen de yoruldun…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Haydi gel, bundan sonra sen benim peşimden gel… Belki gene yorulursun ama bu sefer değer…”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Dün evren zamanı durdurduğunda, ben her anı doya doya yaşadığımda, her saniyeyi her kelimeyi içime çektiğimde, o havayı solurken aldığım hazda güp güp atan yüreğimi serbest bıraktım…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Tam 30 yıl önce o bozkırdaki otobüste yanımda oturanı görmemişim, 30 yıl önce bozkırda o otobüsten indiğimde benimle birlikte indiğinde de görmemişim… Bakmadım da mı görmedim? Baktım, gördüm ama buna rağmen arkamı dönüp gittim belki de…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Şimdi bunun bir önemi yok.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Gönlümün peşinden gideceğim artık. Kararım budur!&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Neler olacağını bilemem. Belki çok mutlu olurum belki de mutsuz, ama bildiğim bir şey var ki, bu sefer o beni yerlerde sürüklese de, parçalasa, un ufak da etse, ben gönlümün peşinden gideceğim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;İnanın gönlüm benden daha mantıklı, daha akıllı. Kimi ve neyi seveceğini daha iyi biliyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Aslında o öğretti bana rüzgâr olup dokunmayı. Ben de gönlümdeki duyguları, beynimdekileri üfledim ta uzaklara. Ne rüzgârmış ama…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Bozkırda bırakmışım aslında ben gönlümü…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Şimdi o bozkırda ayrılan yollar yeniden birleşince, kesişince ya da her neyse, dün işte öyle güp güp atınca yüreğim, verdim bir anda kararımı…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Gönlümün peşinden gideceğim artık.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;(İstanbul, 16 Ocak 2011)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1316834128884427256-5492849532959897440?l=yazinotlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazinotlari.blogspot.com/feeds/5492849532959897440/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1316834128884427256&amp;postID=5492849532959897440&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/5492849532959897440'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/5492849532959897440'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazinotlari.blogspot.com/2011/01/gonlumun-pesinde.html' title='Gönlümün Peşinde'/><author><name>Nükhet Everi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00890596432803184814</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_MlrM2vFPnII/SIMAXtkBsHI/AAAAAAAAAAg/Eq2kV1KcgEc/S220/n%C3%BCn%C3%BCk.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/TTLjwTGsnxI/AAAAAAAABqY/2VHyYygzrr0/s72-c/KY1.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1316834128884427256.post-2480296117614660726</id><published>2011-01-01T12:55:00.001+02:00</published><updated>2011-01-01T12:57:23.807+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yüzleşmeler'/><title type='text'>2011'e Mektup</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/TR8HCWvTfLI/AAAAAAAABqE/WZyb0nyvdtI/s1600/mektup3.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" n4="true" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/TR8HCWvTfLI/AAAAAAAABqE/WZyb0nyvdtI/s320/mektup3.jpg" width="268" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;1 Ocak gününün hep boşa geçirildiğini, kaynayıp gittiğini, heba edildiğini düşünürüm. Bu nedenle de elimden geldiğince verimli geçirmeye çalışırım o günü. Erken kalkarım, turda değilsem kitap okurum, yazı yazarım, bir yerlere giderim. İyi bir başlangıç yapmaya çalışırım yeni yılda.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Her yıl Aralık ayının son günlerinde o yılın bir muhasebesini yaparım. Bu bende takıntı gibidir. Doğum günleri belki aslında başlangıç olarak alınmalı her yıl için ama yok hayır, illâ ki yılsonu, yılbaşı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Gelecek yıldan beklentilerimi sıralar, yapacaklarımın listesini çıkartırım. O yıl daha çekip gitmeden de isteklerimi sıralarım, açıklarım. Ve tabii ki yeni yıl gelmeden bunu yaptığım için de yeni yılın tüm bunlardan haberi olmaz ve birçoğu da kaynayıp gider.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Belki bu kötü gidişata bahane bulmak ama bu sefer değişiklik yapmak ihtiyacı hissettim ve bu mektup o yüzden 1 Ocak’ta yollanıyor yeni yıla.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;2010’un son günlerinde farklı duygular içindeydim. O günlerde yalnız uğurlamaya hazırlandığımız 2010 yılının değil, geçtiğimiz 10 yılın bir muhasebesini yaptım ve sırtımda çok ağır bir yük buldum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Açık konuşmak gerekirse; 1999’dan bu yana ‘harika’ diyebileceğim bir sene olmamış hayatımda. Hep bir şeyler geri gitmiş, hep bir şeyler batmış, hep kayıplar yaşanmış…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Hiç mi güzel şey olmamış? Olmuş tabiî ama ‘harika’ bir yıl yok!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Ben sırtımdaki yükü, bana verdiklerine, öğrettiklerine, kattıklarına teşekkür ederek uğurladım 31 Aralık gecesi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;2010’a gene de şöyle bir dönüp bakmak istiyorum izninizle…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Aklıma gelenleri yazacağım hemen iyi kötü sırası düşünmeden:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Öncelikle Mardin’le ilgili projelerin hayata geçmesi konusunda 2010 çok iyi geldi bana.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Mardin’in hayatımdaki yerini ve önemini beni tanıyanlar bilir ve orada daha çok vakit geçirmek, orada bir şeyler yapmak hep en çok istediğim şeydi. Bunlar gerçekleşti ve uzun vadede de hep böyle kalacak umarım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Mardin’de Gezi Kutusu’nun şubesini açtık, orada çalışmaya başladım. En çok arzu ettiğim şeylerden biri de bir evim olmasıydı Mardin’de, o da oldu; Cumhuriyet Meydanı’nda bir taş ev kiraladım. Onu dayayıp döşemek işini bitirmeyi yeni yıla bırakıyorum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Maddi açıdan hayatımın en kötü, en berbat senelerinden biriydi diyebilirim, hep tökezledim, canıma okundu, borç gırtlağa kadar denebilir ama çok şükür ayaktayım ve hepsi bitecek, çok bereketli zamanlar ve işler olacak bundan böyle, biliyorum…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Othello’nun şeker hastalığına bağlı sorunları beni çok üzdü, yeni yıla da veterinerde girdi; annemin de sağlık sorunları yordu ve üzdü ama en azından şimdi herkes iyi gibi… Sağlık en büyük sorun, etrafım bunlarla dolu, üzülüyorum ama biliyorum ki olay derinlerinde çok başka… Tanımadığımız, bilmediğimiz boyutların enerjileri veriliyor dünyaya… Zor zamanlar, çok zor!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Mardin projelerinden en önemli ve zorlusu ama benim için prestij projesi olan Mardin Şehir Planı &amp;amp; İl Haritası ile 5 broşür en sonunda basılıyor. Bundan dolayı gururlu ve mutluyum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Kitap projelerimin ilk adımını atabilmek de ayrı bir sevinç oldu. Deneme yazılarımı sevgili Mete Belovacıklı edit ediyor. Mardin kitabımın da toparlanıp basılması gündemde.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Gözümden bile sakındığım senaryom ‘Son Vapur’ ile ilgili çalışmalarımı senenin sonuna doğru yeniden hızlandırdım. O kendi yolunda ilerliyor ve ilerlemeye de devam edecek. Filme çekileceği zamanı da kendi belirleyecek gibi geliyor bana.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;'Kötü ne olmuş ki?' diye sorabilirsiniz. Olmaz olur mu? Çok sevdiğim ve beni de sevdiğini sandığım bir insandan hayatımın tokadını yedim. Bin senedir tanıdığın ve sevdiğin bir insanı hayatına defalarca girmiş çıkmış bir insanı, kesintiye uğramış ve yeniden yeniden başlamış ilişkileri aslında hayatına sokmayacaksın. Bunu öğrendim bu sene. Sevgili dediğim adam beni öyle bir aldatmış ki… Artık onu sevmiyorum… Dost olarak da, arkadaş olarak da sıfır o artık benim için. İnsan olarak da yok! Siliyorum onu tamamen. 2010’da öldü o benim için. Allah rahmet eylesin…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Geçtiğimiz yıl çok sıkıntılar yaşadım, her anlamda… Ama bence hepsinin sonuna gelindi. Hissediyorum. Hayırlısı diyorum…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Aman, ne oldu ne bittiyi bırakıp geleceğe bakmaya karar verdim hem de tam da şu anda, bunları yazarken.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;2011’de neler yapacağım, planlarım neler; 2011’den dileklerim neler bunları yazsam daha iyi olacak.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/TR8HGvhnpuI/AAAAAAAABqI/D1H5rT5pedg/s1600/write-letter.gif" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="247" n4="true" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/TR8HGvhnpuI/AAAAAAAABqI/D1H5rT5pedg/s320/write-letter.gif" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Öncelikle – biraz klişe gibi olacak ama – kendim için ve etrafımdaki herkes + hayvanlar için sağlık diliyorum. Bunun ne kadar önemli olduğunu bu sene çok iyi kavradım. Aslında hep söyleriz ama istemeyi de bilmek lazım, öyle yarım ağızla, laf olsun diye değil, cidden, içten, dolu dolu, tüm ruhunla, kalbinle, her hücrende hissederek isteyeceksin.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Sonra gene kendime ve etrafımda tüm ihtiyacı olanlar için bol para diliyorum, istiyorum. Hayatı idame ettirebilmek için, hayatı güzel, zevkli ve tadını çıkartarak yaşamak için. (2010’da para sorunu beni çok yordu, bu sevimsiz durumun artık yolumdan çekilmesi en büyük temennim!) Bunu hak ettiğimi biliyorum ve insanca yaşamak, faturalarımı ödemek, canımın istediği şeyleri alabilmek ve yapabilmek için gerekli olanı istiyorum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Senaryomun artık son halini almasını ve ardından da biran önce çekilmesini istiyorum. Müziklerini de mutlaka Arto Tunçboyacıyan’ın yapmasını…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Mardin – İstanbul hattında yaşamayı sürdürmek zorundayım ve bundan dolayı da açık söylemek gerekirse çok mutluyum. Oradaki işlerin başarılı olması, yolunda gitmesi, orada geçirdiğim zamanların keyifli, zevkli ve huzurlu olmasını diliyorum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Mardin’le ilgili daha pek çok projem var, bunları da rahat rahat hayata geçirmek arzusundayım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Görünürde Suriye, Lübnan gibi Ortadoğu hedeflerim gerçek olacak bu yıl. Onların da son sürat ve başarıyla hayata geçmesi dileğim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Bunların dışında da çok gezmek arzum var. Diyeceksiniz ki, sen zaten gezmiyor musun? Yok, rehber olarak geziyor olabilirim ama o ‘iş’. Ben kendim için çok gezmek istiyorum bu sene. New York’a gitmek, başımı alıp başka yerlere de gitmek istiyorum. Yapacağım da…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Yepyeni, pırıl pırıl bir aşk istiyorum. Biliyorum 2011’de bu da var benim hayatımda. Ama eski ve kirletilmiş şeyler değil istediğim, pırıl pırıl tertemiz bir şey… Geliyor biliyorum…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;O kadar çok şey var ki dilediğim, o kadar çok plan var ki kafamda. Ama biliyorum ki, bu sene hepsini yapmama imkân sağlayacak.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Ve tabii unutmadan, tüm sevdiklerime bu yıl mutluluk sarhoşu olmalarını diliyorum!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Hoş geldin 2011!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/TR8HJFVK7AI/AAAAAAAABqM/XkyPluYMbLI/s1600/2011-wallpapers.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="180" n4="true" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/TR8HJFVK7AI/AAAAAAAABqM/XkyPluYMbLI/s320/2011-wallpapers.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1316834128884427256-2480296117614660726?l=yazinotlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazinotlari.blogspot.com/feeds/2480296117614660726/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1316834128884427256&amp;postID=2480296117614660726&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/2480296117614660726'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/2480296117614660726'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazinotlari.blogspot.com/2011/01/2011e-mektup.html' title='2011&apos;e Mektup'/><author><name>Nükhet Everi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00890596432803184814</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_MlrM2vFPnII/SIMAXtkBsHI/AAAAAAAAAAg/Eq2kV1KcgEc/S220/n%C3%BCn%C3%BCk.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/TR8HCWvTfLI/AAAAAAAABqE/WZyb0nyvdtI/s72-c/mektup3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1316834128884427256.post-3200266630609706960</id><published>2010-08-01T22:38:00.000+03:00</published><updated>2010-08-01T22:38:17.558+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yüzleşmeler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Oradan buradan havadan sudan'/><title type='text'>Oradan, buradan, havadan, sudan - 17</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Ne desem boş... Kendime kızıyorum bazen. Hayatın akışı içinde bu kadar kaybolmak, yazmamak, paylaşmamak... Bunlar bana ait değil gibi geliyor bana ama öyle olmuş işte. Baksanıza Ocak ayından beri ne yazmışım ne paylaşmışım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Nasıl geçti onca zaman anlayamadım. Çok ciddiyim. Günlerdir düşünüyorum neden diye, cevabını da bulamıyorum. Neden yazmadım, neden, neden, ve neden? Yok... Cevabı yok işte. Bilmiyorum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Mardin'le ilgili proje tüm zamanımı alıyor, beynimin her hücresi sanki onunla dolu. Başka şey düşünemez oldum. En kötü anımda bile oproje kafamda, mutlaka gerçekleştirilmesi gerekiyor. Gerçekleşecek!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Bu arada Mardin'le ilgili bayağı gelişme de oldu. Şehir Planı ve İl Haritası hazırlandı, ben de üstüme düşen ne ise hepsini yerine getirmeye çalıştım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Mart sonuna kadar stresli bir süreç de yaşadım aslında. Ondan sonra da rahatlamaya gidemedim bir türlü.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Baharda ve yaz başında turlar falan derken zaman aktı geçti işte.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Her sene nedense aynı kısır döngü işliyor. Bu kez kararlıyım, bu kısır döngüden çıkacağım. Her sene Temmuz ayı kâbusu olur mu bir insanın ya? Oluyor işte! Benim kâbusum. Eskiden Ocak ayı da öyleydi. şimdilerde değişti. (İş anlamında diyorum, yoksa Ocak ayı hayatımdaki en sevdiğim iki varlığı kaybettiğim aydır, nefret edesim bile var!)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Bugün 1 Ağustos ve ben dün gece Temmuz ayını selametle uğurladım. Balkonda rakı, kavun eşliğinde. Ay vardı gökyüzünde, ona baktım, kadeh kaldırdım. İçimden şunlar geçti: 'O kadar kötü müydü? Hayır değildi. En azından korktuğum kadar değildi. Güzel şeyler olmadı mı? Oldu tabiî. Ama ben hâlâ bu olanlardan ders almamışım, en azından onu gördüm bu sene. Geleceke sene seni sevmek ve seninle çok eğlenmek istiyorum Temmuz, haydi şimdi selametle git!'&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Evet, aynen bu cümleler geçti beynimden ve ben Temmuz ayını aynen böyle uğurladım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Derin ve güzel bir uykunun ardından Karadeniz kıyısında nefis bir kahvaltı ile Ağustos'a 'hoş gel' dedim. Dedim ve bazı kararlar aldım. Bunlara da 1 Ağustos kararları dedim. :)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Mardin projesi kesinlikle hayata geçirilecek (bu turizmle ilgili bir proje ve bu projeyle ilgili tüm detayların kesinlikle çok ince bir şekilde işlenip hayata geçirilmesi gerekiyor);&amp;nbsp;tüm bloglar düzenlenecek, düzeltilecek ve işlevlerine uygun şekilde yeniden aktive edilecek; yazı yazmaya daha çok zaman ayrılacak; Son Vapur'un yeni hikâyesi mutlaka yazılacak ve senaryo kesinlikle elden geçirilecek; bu sene kendime daha çok zaman ayrılacak ve herşeyden de önemlisi mutlaka akıllıca bir plan ve uygulama ile önümüzdeki yıl sevmediğim ay olmayacak.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Bunlar ve buna benzer bazı başka şeyler işte 1 Ağustos kararlarım... Buraya yazdım ki, uygulayayım, hayata geçireyim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Bunu yayınla tuşuna basıyor ve okuduğum kitaba geri dönüyorum. Bitmek üzere... A, size de tavsiye ederim. Murat Hiçyılmaz'ın AUM adlı romanı, E Yayınları. (Blogunu da takibe alın, sağdaki sütunda takip ettiğim bloglar bölümünde var, ya da buyurun: &lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.harfiyat.blogspot.com/"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;www.harfiyat.blogspot.com&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;)&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1316834128884427256-3200266630609706960?l=yazinotlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazinotlari.blogspot.com/feeds/3200266630609706960/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1316834128884427256&amp;postID=3200266630609706960&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/3200266630609706960'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/3200266630609706960'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazinotlari.blogspot.com/2010/08/oradan-buradan-havadan-sudan-17.html' title='Oradan, buradan, havadan, sudan - 17'/><author><name>Nükhet Everi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00890596432803184814</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_MlrM2vFPnII/SIMAXtkBsHI/AAAAAAAAAAg/Eq2kV1KcgEc/S220/n%C3%BCn%C3%BCk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1316834128884427256.post-5504274661062641113</id><published>2010-01-19T01:07:00.001+02:00</published><updated>2010-01-19T01:08:56.837+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yüzleşmeler'/><title type='text'>Üşüyorum (*)</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/S1TpsB88MNI/AAAAAAAABpo/azo06nxjcF4/s1600-h/buz2.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" ps="true" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/S1TpsB88MNI/AAAAAAAABpo/azo06nxjcF4/s320/buz2.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Çömelip kalmışım olduğum yerde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soğuk… Çok soğuk… Üşüyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sensizlik, hasret… Renksiz her şey. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çömelip kalmışım olduğum yerde. Taş soğuk. Canımı yakıyor… İliklerimde hissediyorum, üşüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yere takılıyor gözüm. Kanın rengi taşın rengine dönmüş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etrafıma bakıyorum. Duman var havada, sis, pus, korku, pusu, kurşun, kan, ihanet, acı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şey renksiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sislerin ardında güneş de yok. Nereye gitti güneş? Giderken götürmüşsün işte… Yok!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taşın soğuğu çok acımasız. Üşüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçim acıyor, canımı yakıyor, bıçak gibi saplanıyor soğuk yüreğime, içimi deşiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ellerimle yüzümü kapatıyorum. Ağlamak istiyorum. Bir damla gözyaşı akıyor ve donuyor yanağımın üstünde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ne soğuktur? Yoksa öldüm mü ben? Neden kimse yok etrafta? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çömelip kalmışım olduğum yerde. Gel… Gel ellerimi ısıt.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden her şey renksiz? Renkler nerede? Neden sanki bir tek buz mavisi var gibi geldi bana?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neredesin? Elimi uzatıyorum. Buz mavisini yakalayıp sonsuza kadar tutmak istiyorum, bırakmamak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen gelmeden gelmeyecek sıcaklar. Sen gelmezsen çözülmeyecek bu buzlar. Ben sonsuza kadar bekleyeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Donarsın burada’ diyor içimden bir ses.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Donarsam donayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada, tam bu noktada donayım. Kan renginin taş rengine döndüğü yerde donayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hep öyle kalayım. Çömelmiş, yerde, senin yanında, ellerim sana uzanmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gel… Bu soğuk dayanılmaz… Ama bir zaman sonra alışıyorsun sanki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uykum geliyor…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gel; tut, ısıt ellerimi… Çözülsün yavaş yavaş buzlar. Güneş çıksın bir yerlerden. Renkler geri gelsin…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen geri gel…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gel be sevgili!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(*) Beynimin ve gönlümün fısıltıları&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1316834128884427256-5504274661062641113?l=yazinotlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazinotlari.blogspot.com/feeds/5504274661062641113/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1316834128884427256&amp;postID=5504274661062641113&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/5504274661062641113'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/5504274661062641113'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazinotlari.blogspot.com/2010/01/usuyorum.html' title='Üşüyorum (*)'/><author><name>Nükhet Everi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00890596432803184814</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_MlrM2vFPnII/SIMAXtkBsHI/AAAAAAAAAAg/Eq2kV1KcgEc/S220/n%C3%BCn%C3%BCk.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/S1TpsB88MNI/AAAAAAAABpo/azo06nxjcF4/s72-c/buz2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1316834128884427256.post-9160237304959973107</id><published>2009-11-22T00:08:00.001+02:00</published><updated>2009-11-22T00:28:33.193+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yüzleşmeler'/><title type='text'>Kum Fırtınası</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SwhpgsXLcqI/AAAAAAAABpg/9g14oFRYOHo/s1600/1170805_p.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SwhpgsXLcqI/AAAAAAAABpg/9g14oFRYOHo/s320/1170805_p.jpg" yr="true" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Düşüncelerim rüzgâr olsa, üflesem ta uzaklara…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Gözlerimi kapatıyorum. Gene o bozkır, gene o otobüs. Ayağımı basmadan üstünden kayıp gittiğim toprak gibi akıp giden zaman içimi acıtıyor. Sapsarı bir ışık gözümü alıyor. Camdan dışarı bakıyorum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Düşüncelerim rüzgâr olsa, üflesem ta uzaklara…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Evet, bu sefer düşünüp düşünüp susmayacağım… Haykıracağım, bağıracağım, konuşacağım, söyleyeceğim…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Gözüme kaçan şey ne? Bir kum tanesi mi bu? Bir, beş, on… Onlarca, yüzlerce…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Şaşkın bakıyorum kalakalmış öylece. Bozkırda kum…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Gözlerimi kapatıyorum. Yüzüme çarpan her tane canımı yakıyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Kahverengi bir dans sarı şehri kendi rengine boyuyor birden… Günlerce çıkmayacak, yapışacak bir renge… Kahverengi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Sarı şehir kahverengi, evler, damlar kahverengi, dağ, taş kahverengi, kaldırımlar, sokaklar kahverengi, insanların yüzleri bile…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Sıcak vuruyor yüzüme kum taneleriyle birlikte. Yüzümü yakan sıcak mı, rüzgâr mı, kum taneleri mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Kara buran gibi ese ese geliyor karşıdan. Dimdik duruyorum sarı şehrin tepelerinde bir yerlerde.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Ben buraya ne zaman geldim? Bozkır nerede?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Ovaya bakıyorum. Dimdik duruyorum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Döne döne kalkıyor yerden sarı sıcak kumlar. Yüzüme vuruyor rüzgârın sıcak nefesi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Kara buran üstüme geliyor. Sallıyor, sarsıyor beni. İçim ürperiyor…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Düşüncelerim sarıyor etrafımı, rüzgârın önüne katıp getirdiği kumlar gibi dolanıyorlar etrafımda.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Nefesim yetmez korkarım. Ciğerlerim patlayana kadar üflüyorum. Düşüncelerim rüzgâr oluyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Kara buran kumlarla birlikte boşluğa savuruyor beni, önüne katıyor. Katran karası saçlarının bir teline tutunuyorum gecenin karanlığında.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Gözlerin kapalı…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Düşüncelerim rüzgâr oluyor, gelip başını okşuyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Otobüsten inenler öğretti bana rüzgâr olup dokunmayı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Kara buran hâlâ savuruyor beni, bense saçının bir teline tutunmuş… Yüzünü okşuyor rüzgâr, eline değiyor, elini okşuyor…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Ürperiyorsun… Belki üşüyorsun.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Bir Mezopotamya gecesinde, başka bir şehirde…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1316834128884427256-9160237304959973107?l=yazinotlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazinotlari.blogspot.com/feeds/9160237304959973107/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1316834128884427256&amp;postID=9160237304959973107&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/9160237304959973107'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/9160237304959973107'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazinotlari.blogspot.com/2009/11/kum-frtnas_22.html' title='Kum Fırtınası'/><author><name>Nükhet Everi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00890596432803184814</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_MlrM2vFPnII/SIMAXtkBsHI/AAAAAAAAAAg/Eq2kV1KcgEc/S220/n%C3%BCn%C3%BCk.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SwhpgsXLcqI/AAAAAAAABpg/9g14oFRYOHo/s72-c/1170805_p.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1316834128884427256.post-7582440198101384740</id><published>2009-11-04T01:25:00.007+02:00</published><updated>2009-11-04T01:39:39.499+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yüzleşmeler'/><title type='text'>Saydam</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SvC9P8qm0JI/AAAAAAAABpQ/px7l_UAP8RA/s1600-h/Teddy_bear.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 300px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5400024034897744018" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SvC9P8qm0JI/AAAAAAAABpQ/px7l_UAP8RA/s400/Teddy_bear.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Susan Miller okumadan evden çıkmayanlardan mısınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şeyi bir sebeple erteleyenlerden misiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutlu olmak isteyip nasıl olacağını bilmeyenlerden misiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir adım atarsanız tüm hayatınızın yörüngesinden çıkıp bambaşka bir yörüngeye gireceğini, her şeyin darmadağın olacağını düşünenlerden misiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir şeyleri yapıp yapıp sonra da neden yaptım diye kendisine kızanlardan mısınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ay boyunca bir elektronik postayı yarın yollarım diye düşünüp yollamayanlardan mısınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel ve iyi bir şeylerin üstünüze üstünüze geldiğini hissedip bir yandan umutlanıp mutlu olurken, öte yandan gelecek olan bu her ne ise ondan korkanlardan mısınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu böyle uzar gider…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi ne düşündüğünüzü biliyorum. “Nükhet gene kendi ruh hallerini yazmış” diyorsunuz içinizden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yok, pek sayılmaz… Örneğin, Susan Miller okumadan evden çıkmayanlardan değilim. Susan Miller’i ay başında şöyle bir okur ve kenara koyarım. Sonuçta ben de astrolojik haritalar çıkartmayı ve yorumlamayı bilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şeyi bir sebeple erteleyenlerden de değilim. Ertelediğim çok şey olmuştur hayatta ama ertelememeyi öğrendim. Artık istediğim ve beni mutlu edecek şeyleri ertelemiyorum. En azından ertelememeye çalışıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutlu olmak isteyip nasıl olacağını bilmeyenlerden de değilim galiba. Ben aslında her dakika mutlu olunmayacağına ama her an mutsuz da olunmayacağına inananlardanım. Mutluluk kavramı üzerine de tartışmayacak kadar yaşadım ve gördüm. Herhangi bir sebeple mutlu olunabilir ve mutluluk o kadar çok şekle girebilir ki… Belki şu olabilir, birkaç farklı mutluluk şekli üstünüze doğru gelince, hangisini tatmak istediğinizi, hangisini yaşamak istediğinizi bilemiyor olabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atacağım bir adımın hayatımın yörüngesini değiştireceğini beni alt üst edeceğini asla düşünmedim. Ben macerayı seven ve yarın sıfırdan bambaşka bir hayata başlayabilecek cesarete sahip bir insanım. Hep öyle oldum. Sanırım bundan böyle de değişmem. Ayrıca ben zaten durağan, hep aynı yönde ilerleyen bir hayatı sevemem ki. Sıkılırım. Kısır döngü misali, aynı yörünge üzerinde Rufai dervişleri gibi, dön baba dönelim. Nereye kadar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir şeyleri yapıp yapıp sonra da kendime kızmam. İyi ya da kötü bir şeyler öğreniyor insan. En azından kendime kızmamayı öğrendim ama b&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;ir ay boyunca bir elektronik postayı yarın yollarım diye düşünüp yollamayanlardanım. Evet. Ne yazık ki öyleyim… Ama bu yazıyı siz okuduğunuzda en azından bunlardan biri gitmesi gereken yere gitmiş olacak. Sanırım böyle yapmamın nedeni de elektronik posta yerine ulaştıktan sonra olacakları biliyor olmam ve yaşayacaklarımı ileriye atıp daha sonra tadını çıkartmak derdinde olmam olabilir (mi?) ya da belki hazır olmadığım ve yükümlülüğünü almak istemediğim bir şeylerin yaşanacak olacağını bilmekten kaynaklanan bir serseri tavır. İleri bir tarihe bırak, zamanı gelince yaparım safsataları. Ama belki de öyledir. Zamanı gelmemiştir, o nedenle yollanmamıştır. (Bahanelerim de hazırmış!)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;Güzel şeylerin üstüme üstüme geldiğini hissederim, hatta görürüm; evet, bir yandan umutlanıp mutlu olurum, hatta içim kıpır kıpır olur, öte yandan da gelecek olan her ne ise işte ondan korkarım. Evet, korkarım ama mazoşist bir tavır gibi de gelse bu size, aslında bir düşünün siz de böyle değil misiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden yazdım bunları? Bilmem, öylesine, içimden geldi, içimi dökmek istedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O elektronik posta da biraz sonra gönder tuşuna basılarak başka bir kıtada ulaşması gereken yere ve kişiye ulaşacak. Ne olacaksa olsun!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1316834128884427256-7582440198101384740?l=yazinotlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazinotlari.blogspot.com/feeds/7582440198101384740/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1316834128884427256&amp;postID=7582440198101384740&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/7582440198101384740'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/7582440198101384740'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazinotlari.blogspot.com/2009/11/saydam.html' title='Saydam'/><author><name>Nükhet Everi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00890596432803184814</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_MlrM2vFPnII/SIMAXtkBsHI/AAAAAAAAAAg/Eq2kV1KcgEc/S220/n%C3%BCn%C3%BCk.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SvC9P8qm0JI/AAAAAAAABpQ/px7l_UAP8RA/s72-c/Teddy_bear.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1316834128884427256.post-6289063267115582186</id><published>2009-10-28T17:27:00.010+02:00</published><updated>2009-10-28T17:49:31.041+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hoş Mekânlar'/><title type='text'>Bu sene de "Prokopi Pera"</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Görünen o ki, bu sene de kış sezonunda favori mekânım, ilk tercihim Prokopi Pera olacak. Akşamüstü, akşam ve gece… Hangi zaman dilimi olursa olsun, tercihim orası.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;p&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 300px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5397674188109196290" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SuhkE3OLLAI/AAAAAAAABno/g5SrGCqtmGM/s400/Prokopi5.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;Sebebine gelince:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki dikkatinizi çekmiştir, Türkiye’de genelde bir mekân ne hikmetse açıldığı yıl en iyi dönemini yaşar ve gittikçe düşüşe geçer. Genelde diyorum. Bu tabiî ki her yer için geçerli değil. İşte Prokopi Pera da bu genel tanıma girmeyen mekânlardan. Kalitesinden taviz vermeyen hatta bence her geçen gün daha da iyiye giden bir grafik çizen bir mekân.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kınalıada’da sezon bitti ama Yudum ve Alex hâlâ hafta sonları balık+ekmek+rakı ya da sucuk+ekmek+şarap gibi hoş tekliflerle adanın son demlerinin tadını çıkarttırıyorlar ada severlere. (Şu adalar ve sorunları konusuna da başka bir yazı ya da yazı dizisi içinde değineceğim.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte böyle ada ve şehir arasındaki koşuşturma içinde nefes almadan çalışan dostlarım Prokopi Pera’ya da kışa merhaba dedirttiler.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 300px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5397674593341400530" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/Suhkcc1D5dI/AAAAAAAABnw/V1BqmhGsR9g/s400/Alex%26Yudum.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;Yudum kendisi de rehber olduğu için rehberleri de unutmadı ve bir akşamüstü bizleri ağırlamak nezaketini gösterdi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 300px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5397674976366390498" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SuhkyvtVbOI/AAAAAAAABn4/Z13L5JWLbtc/s400/Prokopi11.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;Gene çok sıcak ve çok zarifti ortam ve sunum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 300px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5397675638173802050" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SuhlZRIhHkI/AAAAAAAABoA/VLNmov8B5ks/s400/Prokopi1.jpg" /&gt; &lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 300px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5397676741542263650" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SuhmZfgDu2I/AAAAAAAABoI/-Md4mgLyu7c/s400/Prokopi6.jpg" /&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Harika şaraplar eşliğinde gelen kanepeler, fondaki güzel müzik ve doyamadığımız sohbetler bizleri de coşturdu ve durmadan yer değiştirdik. Bir bardaydık, bir üst katta, bir dışarıda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şey çok güzeldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prokopi Pera değişmeyen bir kalite ve servis anlayışına sahip. Bu bence onların en büyük artı puanı. Elemanlar gene bildik o güler yüzlü, amatör ruhlu profesyoneller. Mutfak gene bir harika, Yudum da Alex de çıkmıyorlar mutfaktan. Bu sezon müthiş sürprizler var mutfağında Prokopi Pera’nın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşin en güzel tarafı da şu: Yudum’un teknolojiye olan merakı ve yatkınlığı sayesinde Facebook paylaşım sitesinde başından beri gerek Prokopi Pera’da gerek Kınalıada Prokopi’de ne zaman ne var hep haberdar olduk. Şimdi de Prokopi Facebook’tan sonra bütün dünyayı sarsan ve cidden çok önemli bir paylaşım platformu olan Twitter’da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Harikasınız! Her zamanki gibi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müthiş bir yaz geçirttiniz herkese adada. Şimdi de soğuk kış aylarını sımsıcak hale getireceksiniz. Biliyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her zaman dediğimi tekrarlamak istiyorum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ellerinize, beyninize, gönlünüze sağlık Yudum, Alex ve emeği geçen herkes.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkese tavsiye ederim, gidin ve şımarmanın ve şımartılmanın tadını çıkartın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Prokopi Beyoğlu&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ff0000;"&gt;Kurabiye Sokak No. 17 Beyoğlu – İstanbul&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ff0000;"&gt;Tel: 0212 – 292 59 76&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1316834128884427256-6289063267115582186?l=yazinotlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazinotlari.blogspot.com/feeds/6289063267115582186/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1316834128884427256&amp;postID=6289063267115582186&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/6289063267115582186'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/6289063267115582186'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazinotlari.blogspot.com/2009/10/gene-prokopi-pera.html' title='Bu sene de &quot;Prokopi Pera&quot;'/><author><name>Nükhet Everi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00890596432803184814</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_MlrM2vFPnII/SIMAXtkBsHI/AAAAAAAAAAg/Eq2kV1KcgEc/S220/n%C3%BCn%C3%BCk.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SuhkE3OLLAI/AAAAAAAABno/g5SrGCqtmGM/s72-c/Prokopi5.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1316834128884427256.post-1320705459792500908</id><published>2009-09-26T11:59:00.005+03:00</published><updated>2009-09-27T14:52:19.411+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Oradan buradan havadan sudan'/><title type='text'>Oradan, buradan, havadan, sudan - 16</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/Sr3doNsDKKI/AAAAAAAABng/_6vOsN1AyXs/s1600-h/north-pole-moon2.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 300px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5385704412343904418" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/Sr3doNsDKKI/AAAAAAAABng/_6vOsN1AyXs/s400/north-pole-moon2.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Tüm olumsuzluklarına rağmen geçen zamanı olumlu olarak değerlendirmek istiyorum. Çünkü ‘her şerde vardır bir hayır’ lafına inanırım ve mutlaka her şey bir başka şey için iyidir vs vs derim…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun zaman oldu, evet… Ben bu süre zarfında neler yaptım ettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle yazın tam orta yerinde ev değiştirdim. Aynı sitede bir apartman öteye taşınmak iyi geldi. Apartman daireleriyle kuşatılmış bir daireden çıkıp her tarafı ağaçlarla çevrili bir daireye geçmek ruhuma iyi geldi. Aynı site içinde, 20 metre ötede böyle bir değişiklik insanı şaşırtıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında belki de buraya yazamamamın ya da yazmamamın en büyük nedeni de üzerinde çalıştığım senaryo projesi idi. Şöyle veya böyle tamamen o işe döndüm yüzümü. Benim ‘SON VAPUR’ projesini hayata geçirme kararı kesinleşince haliyle oturup adam gibi bir senaryo çıkartmak gerekiyordu. Bu senaryo da grup çalışması olmayacağı ve benim elimden çıkacağı için benim oturup başımın çaresine bakmam gerekiyordu. Bana verilen zaman diliminde çalışıp 1 Eylül’de senaryoyu ekibe teslim ettim ve 15 Eylül’deki toplantıda iyi bir iş çıkardığımı duymak beni mutlu etti. Ama beni de rahatsız eden eksik gedik ve teknik sorunların çözümü için 1 Ekim’e kadar bir zaman verildi bana. Şimdilerde son rötuşları yapmaya çalışıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senaryo üzerinde son çalışmaları artık ekipçe yapacağız haliyle. Gelecek sene bahar aylarında çekimler olacak inşallah. Bu arada senaryonun teslim edildiği 1 Eylül’ün ‘Dünya Barış Günü’ olması ve bir sonraki toplantının Hrant’ın doğum günü olan 15 Eylül’e denk gelmesi tesadüf değildi tabiî ki!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sene şöyle ağız tadıyla bir ada sefası yapamadım. O sefayı senaryo üzerinde yapmaya çalışıyorum. Ne de olsa film bir ada filmi olacak. Ada derken Kınalıada ve Burgazada’yı kastediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15 Eylül’de ne yapacağım konusunda oldukça kararsızdım. Hrant’ın doğum günü olduğu için bazı etkinlikler de vardı haliyle ama ben o tarz etkinliklere katılmayı pek sevmiyorum. Bizi bırakıp gittiği gün olan 19 Ocak’ta AGOS’un önündeki buluşmalara katılıyorum, o başka. Ama birilerinin çıkıp vır vır vır konuştuğu etkinlikler beni çok samimi bir itirafta bulunmam gerekirse bayıyor. Ben onunla yalnız kalmayı tercih ediyorum. Bu benim seçimim. Bu nedenle ya adaya gidecektim ya da mezara. Toplantı olduğu için mezara gitmeyi tercih ettim. İyi de etmişim. İzmir’den gelen bir arkadaşımdan bana eşlik etmesini rica ettim, sağ olsun kırmadı geldi. İyi de oldu. Gerçek anlamda yalnız kalabildim mezarın başında...&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; DISPLAY: block; HEIGHT: 400px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5385703861291318786" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/Sr3dII23_gI/AAAAAAAABnY/Rmjw-38hEpA/s400/DSC05105.JPG" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Bunun dışında iş konusunda da radikal kararlar almak durumunda kaldım, ki artık zamanıydı. Turizmde işler aslında öyle dışarıya gösterildiği gibi iyi gitmiyor. Büyük bir kandırmaca var. En azından Almanca piyasasında. Ucuz turlar, kitle turizmi ve rehberlere yapılan terbiyesizlik beni senelerdir rahatsız etmekte. Bundan birkaç yıl önce aldığım bazı kararlar doğrultusunda ben zaten bu ucuz turizm işine pek bulaşmıyorum. Örneğin Antalya çıkışlı operasyonlara çalışmıyorum. İyi Anadolu turları, İstanbul’daki gemi turları ve kendi ürünüm tercihlerim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim uzun süredir üzerinde yoğunlaştığım bir iş olan kendi ürünüm, yani Mardin turları oldukça tuttu. Mardin ve bunun yanı sıra Efes’e çok değişik kültür, gurme ve macera turu diyebileceğiniz ürünleri artık bundan sonra (tabiî ki bir turizm acentesi üzerinden) satışa sunuyoruz. Şimdilik iç piyasa (ki ben benimle tura gelen kitleden çok memnunum). Zaman içinde dışarıya da açılır mı bilemem ama, bunlar artık daha spesifik, daha uzmanlık turu tarzı turlar. Oldukça zevkli…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 267px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5385700758027057394" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/Sr3aTgTBOPI/AAAAAAAABnA/v5knQ_cb-WY/s400/IMG_0470+copy.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;Aslında işin özü şu: Ben o turlarda tura katılanları gezdirmiyorum, kendi evimde ağırlıyorum. (Bu, iş ortağımın saptaması ve beni çok mutlu etti.) Bu nedenle özeller işte!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelişmeler kısaca bunlar. Ve buradan da şu dersi çıkarttım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben artık bana dayatılanı değil, sevdiğim şeyleri yapmak istiyorum ve yapacağım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kadar basit. Bunlar da film işleri ve kendi ürünüm olan turlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kafamda ilerisi için pek çok proje var haliyle. Özellikle de turlarıma alternatif turlar vs. Ama ilk etapta SON VAPUR’a konsantre olduğum için, film konusu beni ileride nereye götürür bilemiyorum. Son Vapur çok önemli. Belki de hayatımın projesi. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1316834128884427256-1320705459792500908?l=yazinotlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazinotlari.blogspot.com/feeds/1320705459792500908/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1316834128884427256&amp;postID=1320705459792500908&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/1320705459792500908'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/1320705459792500908'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazinotlari.blogspot.com/2009/09/oradan-buradan-havadan-sudan-16.html' title='Oradan, buradan, havadan, sudan - 16'/><author><name>Nükhet Everi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00890596432803184814</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_MlrM2vFPnII/SIMAXtkBsHI/AAAAAAAAAAg/Eq2kV1KcgEc/S220/n%C3%BCn%C3%BCk.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/Sr3doNsDKKI/AAAAAAAABng/_6vOsN1AyXs/s72-c/north-pole-moon2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1316834128884427256.post-412775052220783258</id><published>2009-03-02T01:35:00.006+02:00</published><updated>2009-03-02T08:55:58.230+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Oradan buradan havadan sudan'/><title type='text'>Oradan, buradan, havadan, sudan - 15</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SascL2RP82I/AAAAAAAABl4/IWu_1cnjKNE/s1600-h/calismalar15.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5308367575658263394" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 320px; height: 215px; text-align: center;" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SascL2RP82I/AAAAAAAABl4/IWu_1cnjKNE/s320/calismalar15.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Çok ihmal ettim bloglarımı. Biliyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok yorgunum, ölüyorum. Ama ölsem de en azından bu yazıyı yazmalıyım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son bir aydır çok yoruldum. Her anlamda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında yaptıklarımdan bir sürü yazı çıkardı, şu bizim film işlerinden tut da yüzleşmelere kadar. Ama onları sonra yaparım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısaca özetlersek: Öncelikle film işleriyle ilgili epey bir yoğunluk vardı. Bakanlığa projeleri yetiştirme telaşındaydık. Üç proje teslim edilecekti, bunların biri şirketin büyük projesi, diğerleri de benim ve Zeynep’in senaryo diyalog geliştirme başvuruları. Toplantı, toplantı, çalışma, yaz, çiz, boz, yap, dramaturji, teknik vs derken son dakikada projeler teslim edildi ve herkes rahat bir nefes aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nefes aldık almasına da, durmadık. Çalışma aynı hızla devam etmek zorunda. Bu hafta projelerin masaya yatırılıp çalışmaların devam etmesi süreci başlayacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, ben teslimat sonrası hemen kendime bir hafta süre verdim. (O süre 1 Mart itibariyle bitti.) Bu sürede nefes alacaktım. İki tane İstanbul turu çıktı. İyi geldi her anlamda. Neyi istediğimi görmek, neyi nasıl yapmak gerektiği konusunda radikal kararlar almak hatta daha da ötesinde şöyle biraz olaylara dışarıdan bakıp değerlendirmek için gayet de iyi oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Mart itibariyle önümde Mayıs ayına kadar kendime tanıdığım bir vakit var. Zeynep’le birlikte bir belgesel için hazırlıkları tamamlamamız gereken süreç bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam da nefes alma iznine çıktığım hafta karşıma bir olay çıktı. Bizim büyük proje herşey istediğimiz ve hesapladığımız gibi giderse start alacak ama şayet çalışma takviminde bizi aşan bazı nedenlerden dolayı bir sarkma yaşanırsa, boş durmayacak ve benim kendi projemi devreye alacaktık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok heyecanlandım. İsmini ‘Son Vapur’ koyduğum (ismi Zeynep buldu) bu proje aslında 1995’ten beri kafamda planladığım, şekillendirdiğim bir işti. Geçen seneye kadar da ne olacağı belli değildi. Ama 2007’deki beklenmedik gelişmeler ve geçen yıl aldığım bir kararla proje yeni şeklini aldı, bir senaryo formatına girdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben projemi birkaç yıl bekletme düşüncesindeydim ama şimdilerde öyle düşünmüyorum. Herşey olacağına varıyor. Eğer şimdi olacaksa şimdi olacaktır diyorum ve şöyle düşünüyorum: Durum öyle veya böyle, ne olursa olsun bu senaryo Mayıs ayına kadar hazır olmak durumunda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çekim öne alınırsa kimse hata yapma riskine girmek istemeyeceği için, bu haftadan itibaren çok ciddi toplantılar, görüşmeler ve müthiş bir koşuşturmaca ile çalışma temposu beni bekliyor demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaparım... Sorun değil. Şu yorgunluğun bile öyle güzel bir tadı var ki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu son hafta garip duygular içindeydim. Uzun zamandır gitmediğim gidemediğim Kumkapı’da çok ağır bir acı, sancı hissi beni kapladı. Nedenini biliyorum, Hrant’ın cenazesinin kalktığı kilisenin yakınındaydım ve o kadar ağır bir enerji ve acı kaplıyordu ki etrafımı... Benim için ölmemiş bir insan için böyle hissetmek çok büyük bir travma gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arto Tunçboyacıyan’ın ezgileri kulağımda... İçim eziliyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yedikule Zeytinburnu arası oldum olası, senelerdir nedense hep ezer içimi, ruhumu... Kaç kere geçtim bu son hafta oradan. İçimi kanırttı garip bir duygu... Nedenini biliyorum, Hrant’ı toprağa verdiğimiz yer... Demek ki, yıllar yılı hep bu acının ön dalgalarıymış içimi kemiren.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arto Tunçboyacıyan’ın ezgileri kulağımda... İçim eziliyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taksim’de salıyorum grubu ve İstiklâl Caddesi’ndeki yüzlerce insandan biri olmak için kalabalığın arasına karışıyorum. Ama nerede? Gelip ok beni buluyor. O kalabalığın içinde kalbime küt diye saplanıyor. Ölüyorum sanıyorum. Sancının üstüne gitme kararı beni İstiklâl (Arkadaş) Kitapevi’ne getiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapıdan girer girmez müzik bölümündeki tanıdık ‘arkadaş’ yüz, hal hatır sorduktan sonra nerelerdeydin diye sitem eder gibi bakıyor suratıma. Aslında geçenlerde uğradığımda da o yoktu. Bir an düşünüyor ve ‘Arto ve Yaşar Kurt albümü geldi’ diyor. Daha yeni gelmiş. Kaç zamandır bekliyorum. Hatırladığına seviniyorum, Arto’nun Ara Dinkjian ile yaptığı ‘Tears of Dignity’ albümü de Türkiye’de çıkmış, uzatıyor. İkisini de alıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitap bölümüne gidiyorum. Hayda, gene aradığım kitapları başka yere koymuşlar. Kasaya gidip her daim görmeye alışık olduğum ‘arkadaş’ yüzlere: ‘Şu kitapları başka yere koymasanıza, bulamıyorum’ diyorum. Her sefer aynı lafı duymaktan bıkmayan ‘arkadaş’ bana başka bir ‘arkadaş’ı gösterip ‘o bulur şimdi’ diyor. Yüzündeki dost ve tanıdık gülümsemeyle ‘arkadaş’ aradığım kitabı soruyor. ‘Taner Akçam’ın yeni kitabı... Geçen hafta burada duruyordu bir sürü’ diyorum. Gülümseyen ‘arkadaş' yürüyor, ben de peşinde. Dev cüsseli &lt;em&gt;‘Tehcir ve Taktil’ Divan-ı Harb-i Örf-î Zabıtları İttihad ve Terakki’nin Yargılanması 1919-1922&lt;/em&gt; isimli kitabı bulup ‘ben de okuyorum, çok iyi bir kitap’ diyor. Gene Taner Akçam’ın &lt;em&gt;‘Ermeni Meselesi Hallolunmuştur’ Osmanlı Belgelerine Göre Savaş Yıllarında Ermenilere Yönelik Politikalar&lt;/em&gt; isimli kitabını uzatıyor. ‘Bunu da oku!’ diyor. Alıyorum ikisini de. Taner Akçam’ın başka bir kitabına uzatıyor elini. İçim burkuluyor. ‘O var bende, Hrant hediye etmişti’ diyorum. Sesim alçalıyor, ‘hem de imzalı’... Buruk gülümsüyor ve sanırım bir anda buruklaşan ve acı dolan havayı dağıtmak için ‘Taner Akçam mı imzaladı?’ diye soruyor. ‘Hayır, Hrant’ diyorum. Buruk gülümsüyor ve hemen burnuma bir başka kitap uzatıyor: Dilek Güven’in &lt;em&gt;6-7 Eylül Olayları&lt;/em&gt; isimli kitabı. ‘İyi mi?’ diye soruyorum. ‘Çok iyi’ diyor. Kitapları alıp müzik reyonuna yöneliyorum. CD’leri bana uzatan arkadaşa Arto’nun cd’sindeki son parçayı çalmasını rica ediyorum. Hemen bilgisayardaki kayıttan basıyor &lt;em&gt;‘Nefrete Kine Karşı’&lt;/em&gt; isimli şarkıya, sesi açıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dükkân ve sokak inliyor Arto’nun sesiyle: ‘Bizler Hrant’larız, bizler insanlarız. Nefrete kinlere karşı olanlarız...’ İçim eziliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şarkıyı sonuna kadar dinleyip parayı ödüyorum ve çıkıyorum. Sersem gibiyim. Biraz vaktim var. Pia’da (Sarı Kahve) bir kahve molası kararı alıyorum. Uzun zamandır uğramamıştım. Kahvemi içiyorum, senaryom için notlar alıyorum. İyi geliyor. Çıkıyorum. Kulaklıkları takıyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arto Tunçboyacıyan’ın ezgileri kulağımda... İçim eziliyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz daha vakit var. Bakırköy Galleria’da bir mola verebiliriz. Bakırköy sokaklarını ve Galleria’yı gösteriyorum turistlere. Ben kendimi sokaklara onlar da Galleria’ya atıyoruz. Yürüyorum ağır ağır. Bakırköy’de benim yazıya dökemeyeceğim bir enerji vardır. Onu hissediyorum gene... İstanbul caddesine doğru ağır ağır yürüyorum. Dadyan okulu ve Surp Astvadzadzin kilisesinin önünden geçiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arto Tunçboyacıyan’ın ezgileri kulağımda... İçim eziliyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyaz Adam Kitapevi karşımda duruyor. Öksüz çocuklar gibi bakıyor... Bir hüzün hissi içimde. Derin bir nefes alıp yolun karşısına geçip yan kapıdan içeri giriyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arto Tunçboyacıyan’ın ezgileri kulağımda... İçim eziliyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana her zaman kocaman görünen kitapevi her nedense minnacık geliyor gözüme. Olduğu yerde büzülüp kalmış bir çocuk gibi, küçücük, yalnız ve çaresiz. Derin bir nefes alıp üst kata çıkıyorum. Tanıdık dost yüz içimi burkuyor... Ne kadar da benziyorlar birbirlerine... Offf... Neyse beni görmeden biraz etrafa bakınayım... Kitapların arasında dolaşıyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arto Tunçboyacıyan’ın ezgileri kulağımda... İçim eziliyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bulamıyorum aradıklarımı. Kasaya yöneliyorum. Kasanın karşısındaki raflara laf olsun diye göz atıyorum ve Hrant’ın &lt;em&gt;‘iki Yakın Halk, İki Uzak Komşu’&lt;/em&gt; isimli kitabını görüyorum. Yapayalnız öylece tek başına duruyor orada. Alıp göğsüme bastırıp seve okşaya kasaya gidiyorum. Tanıdık dost yüz beni görünce tanıyor ve ne diyeceğini bilemiyor belki, bir an için duraksıyor ve sonra yüzünü kaplayan hüzüne rağmen gülümsemeye çalışıyor. Kitabı uzatıyorum: ‘Bunu sarar mısınız? Hediye olacak...’ diyorum. Kitap hemen paketlenmeye gidiyor. Karin Karakaşlı’nın &lt;em&gt;Cumba&lt;/em&gt; ve Ayfer Tunç’un &lt;em&gt;Bir Deliler Evi’nin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi&lt;/em&gt; isimli kitapları alıp parayı ödeyip çıkarken, tanıdık dost yüz ve ben birbirimizi anlayan bir bakışla acı acı gülümsüyoruz. Çıkıyorum Beyaz Adam’dan... Bir AGOS gazetesi alıp geldiğim yolu yürüyerek geri dönüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arto Tunçboyacıyan’ın ezgileri kulağımda... İçim eziliyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eve dönüş yolunda Karin’in kitabını biraz inceliyorum. Bildiğim yazılar ama hepsini okumak istiyorum. Aklıma eski günler geliyor. Karin'in ne kadar işi olursa olsun, gazeteye uğradığım zaman beni mutlaka odasına buyur edişi, kısa da olsa bir sohbeti asla çok görmeyişi, genelde de mutlaka gülecek bir şeyler buluşumuz, Hrant’ın ‘Karakaşlııııııı!’ diye seslenişi geliyor aklıma...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arto Tunçboyacıyan’ın ezgileri kulağımda... İçim eziliyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yazıyı yazıyorum ama bu arada iki kez mimlendiğimi biliyorum. Teşekkür ederim ve derhal cevaplayacağım... Ayrıca evet evet biliyorum, Bozkırdaki Otobüs yazım yazılıp konacak vitrine... Yazı hazır da, buraya getirilmesi gerekiyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu anda hâlâ aynı şeyi yapıyorum:&lt;br /&gt;Arto Tunçboyacıyan’ın ezgileri kulağımda... İçim eziliyor...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1316834128884427256-412775052220783258?l=yazinotlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazinotlari.blogspot.com/feeds/412775052220783258/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1316834128884427256&amp;postID=412775052220783258&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/412775052220783258'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/412775052220783258'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazinotlari.blogspot.com/2009/03/oradan-buradan-havadan-sudan-15.html' title='Oradan, buradan, havadan, sudan - 15'/><author><name>Nükhet Everi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00890596432803184814</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_MlrM2vFPnII/SIMAXtkBsHI/AAAAAAAAAAg/Eq2kV1KcgEc/S220/n%C3%BCn%C3%BCk.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SascL2RP82I/AAAAAAAABl4/IWu_1cnjKNE/s72-c/calismalar15.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1316834128884427256.post-7793114353467407231</id><published>2009-01-18T18:54:00.003+02:00</published><updated>2009-01-18T19:06:41.056+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dostlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yüzleşmeler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eleştiri'/><title type='text'>Hrant'ı Okumak ve Okuduğunu Anlamak</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt; &lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5292680265241906754" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 208px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SXNgqM92zkI/AAAAAAAABks/lPGkKRX-jbQ/s320/Untitled-3.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Hrant Dink barış adamıydı. Dostluk, kardeşlik, birlikte yaşamak, eşitlik kavramlarını en güzel anlayan ve anlatan adamdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama ne yazık ki bu birilerinin hiç de işine gelmedi. Göz göre göre, 2004 senesinden başlayarak, iki sene önce AGOS gazetesi önünde kalleşçe katledilişine kadar geçen zamanda tehditler ve her türlü saldırı karşısında yalnız bırakıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim toplumumuzun ne yazık ki çok acı bir hastalığı var. Bu hastalığın adı, ‘bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak’.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birileri vardır ve bunların amaçları bellidir. Bunlar giderler, herhangi bir yazının ya da kitabın içinden bir cümleyi cımbızla çeker ve bunu gündeme getirip cahil zümreyi hezeyana getirirler. Bir şey yapmasına gerek yoktur bu birilerinin, zaten özellikle cahil bırakılmış belli bir zümre hemen atlayacaktır ne hikmetse böyle bir olaya. Ve hemen ‘Vatan, Millet, Sakarya’ çığlıklarıyla linç girişimlerinde bulunacaklardır. Ne için kullanıldıklarını, ne halt ettiklerini bilmeden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belleksiz bir toplumuz ne yazık ki! O nedenle biraz geriye gidip bakalım olaylara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hrant Dink benim çok eski dostumdur. Onu 1996 senesinde AGOS gazetesini çıkartmaya başlamasından önce de, örneğin Beyazadam Kitapevi sebebiyle tanıyan pek çok insan vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben çok şahit olmuşumdur Hrant’ın uzlaşmacı kişiliği sebebiyle pek çok kereler eleştiri oklarının hedefi olduğuna. Hrant abuk sabuk ön yargılara karşı her zaman bıkmadan, usanmadan ve yılmadan savaş verdi. Gün geldi diasporadan, gün geldi cemaatten ve pek çok zaman da içimizdeki belli bir kesimden eleştiriler aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim her zaman en çok takdir ettiğim tarafı, devlet ve resmi çevrelerde, milliyetçi/muhafazakâr kesimlerden kaynaklanan önyargılara karşı vermiş olduğu mücadeledir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AGOS Gazetesi 26 Şubat 2004 Perşembe günü bir saldırıya uğradı. Bir Türkiye gazetesi! ‘Olacak şey değil’ diyemedim ve fazla da şaşırmadım. Gerçi her zaman bazı tehditler vardı bildiğim kadarıyla, ama ciddiye alınacak şeyler değildi. Ama bu seferki ağır ve çirkin bir olaydı. Hâlâ nefretle kınıyorum o olayı, ama beklemiyor da değildim böyle bir ahlâksızlığı. O olayın öncesinde Hrant hangi televizyon programına çıksa, karşısına kudurmuş gibi, neredeyse ağzından salyalar akarak ona saldırmak için hazır bekleyen birileri vardı. Saldırıya da geçiyorlardı. Hrant bunları başarıyla püskürtüyordu her seferinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O dönem AGOS gazetesinde yayımlanan Sabiha Gökçen ile ilgili iddialar ve özellikle de Hürriyet Gazetesi’nin bunu manşete taşıması olayları kızıştırdı. Sanki memleketin namusu elden gitmişti. İnanılmaz bir rezillik sergilendi pek çok çevre tarafından. Sanki Ermeni olmak suçmuş gibi davrandı bazıları. Ben kendi adıma çok utandım olanlardan, yapılanlardan, yazılan ve söylenenlerden. Yüzüm kızardı. Kendimi çok kötü hissettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birileri bu olaya çanak tuttu. Türk tarihini ve Anadolu topraklarının binlerce yıllık geçmişini sadece Osmanlı’dan ibaret sanan bir cahil ve kültürsüzler ordusu da sarıldı kaleme. Yazılanlar, çizilenler, söylenenler rezillik boyutlarına ulaştı zaman zaman. Kimsenin anlam veremediği bir süreç başladı. Doğru ve güzel bir şeyler yazanların yazıları biraz gümbürtüye gitti, hatta zayıf ve hafif kaldı. Çok kısa bir zamanda herkes birer birer gerçek yüzünü göstermeye başladı. Hatta bir zamanlar Türkiye’nin en prestijli gazetelerinden birinde, bir kişi okuduğunu anlamaktan aciz bir şekilde, Hrant’ın aslında pek de güzel olan bir yazısının orasından burasından alıntılar yaparak olayı tırmandırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;26 Şubat 2004 Perşembe günü AGOS Gazetesinin önünde ülkücüler bildiriler okumaya, Hrant Dink’e yönelik ölüm tehditleri içeren sloganlar atmaya başladılar. İşin en ilginç yanı ise, bu ‘izinsiz’ gösteriye ve atılan tehdit sloganlarına rağmen polisin müdahale etmemesi, orada onca televizyon kanalının çekim yapmasına rağmen bu haberin kamuoyuna yansımaması, gazetelerde bu vahim olaya yer verilmemesi, Türkiye Gazeteciler Cemiyetinin ve Çağdaş Gazeteciler Derneğinin herhangi bir basın açıklaması yapmaması...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bunlar çok düşündürücüydü. Benim en vahim bulduğum konu ise, vatan sevgisinin kimlere kaldığıydı! Bunlara mı kalmıştı? Ayrıca bunlar vatanperver falan değil, hepsi vatan hainiydi aslında. Nasıl oluyor da vatan sevgisini kendi tekellerinde görme hakkına sahip oluyorlardı? Keşke bunların hepsinin toplam vatan sevgisi Hrant’ın Türkiye sevgisinin milyarda biri kadar olsa!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylece ne yazık ki, geriye sayım başladı ve bugünlere geldik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben Hrant’ı eleştiren pek çok kişinin Hrant’ın yazdığı onlarca yazıyı, yaptığı onlarca söyleşiyi okumadığını çok iyi biliyorum. En büyük eleştiriye sebebiyet veren sekiz bölümlük yazı dizisini okumadıklarını da. Ama o yazı dizisinden diasporaya söylediği bir lafı cımbızla çekerek Türklüğe hakaret olarak algılayıp linç harekâtına başladıklarını tüm toplum, hatta tüm dünya biliyor. Oradan buradan, kulaktan dolma şeylerle eleştiri oklarını hedefe yönelttiklerini de. Beni en çok şaşırtan da, zamanında Hrant’ın hakkında söylemediği lafı bırakmayan ya da 2004’deki olayda kılını kıpırdatmayan bazı kişilerin Hrant’ın katledilişinden sonra onu öven yazılar yazma cesareti göstermeleriydi. Kendilerinde nasıl bir hak gördülerse artık?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En vahimi de, keşke bazı insanlar ‘okuduklarını bile anlamaktan aciz’ olsalar. Keşke bazıları okusa da, anlamasa. Okusun, anlamasın, eleştirsin. Bir şekilde o kişiye anlamadığı ya da yanlış anladığı anlatılabilir ya da buyursun beni ikna etsin. Ama ne yazık ki, tüm olan biten zaten okumayan, oradan buradan duyduğu saçma sapan şeylerle yetinen kişilerin başının altından çıkıyor. Buna cahillik mi dersiniz, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak mı dersiniz, ne dersiniz bilemem. Ama bir cümleyi cımbızlayıp içeriğini bile bilmediğin bir yazı hakkında konuşamazsın. Buna kimsenin hakkı yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçtiğimiz yıl, Hrant’ın katledilişinin birinci yıldönümünde bir kitap çıktı piyasaya. Uluslararası Hrant Dink Vakfı Hrant’ın yazdığı ve yayımlanmamış olan kitabını ‘İki Yakın Halk, İki Uzak Komşu’ adıyla yayımladı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5292680262063392946" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 276px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SXNgqBICiLI/AAAAAAAABkk/hAnD85E7fdc/s320/kitap.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;Bence bu kitap her Türk vatandaşının mutlaka okuması gereken bir kitap. Aslında tercüme edilip tüm dünyaya okutulması gereken bir kitap. Ermenistan’da yaşayan Ermenilerin de, diaspora Ermenilerinin de okuması gereken bir kitap.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hrant’ın Türk Ermeni ilişkisizliği üzerine yazdıkları elbette yazıldığı dönemde de yeni görüşler değildi. Onun on yıl boyunca yazdıklarının ve konuştuklarının birer özetiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitabın sunuş bölümünde Hrant şöyle diyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;“Dikkatinize sunduğum bu çalışma da işte, kendi durduğum noktadan kendi bakış açımın bir ürünü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve hemen belirtmem gereken husus o ki, bu çalışma sadece Türkiyeli Ermeni Hrant Dink’in bakış açısıdır ve kesinlikle tüm Türkiye Ermenilerinin bakış açısı olma iddiasını taşımaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi durduğum noktanın koordinatları ise şöyle:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim iki kimliğim var ve ikisinin de bilincindeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birincisi Türkiyeliyim, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşıyım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkincisi de Ermeni’yim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üstelik her ne kadar Türkiye Ermeni Toplumu’nun bir parçası olsam da aynı zamanda Ermenistan’ın ve dünyaya dağılmış Ermeni Diasporası’nın da moral bir parçasıyım, o insanların soydaşıyım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte tüm bu nedenlerle eğer birileri tek bir nedenle dahi Türk-Ermeni ilişkilerinin düzelmesini istiyorsa, benim nedenim en azından iki kat daha fazla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni hangi kimliğimle ele alırsanız alın, farketmez...” (Sayfa 2)&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5292680267703826850" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SXNgqWI0uaI/AAAAAAAABk0/aCkDwRA6vuY/s320/DSCN0127.JPG" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;Kitap ilişkisizliğin yakın tarihini, resmi ve sivil alandaki temas çabalarının nasıl boşa çıktığını, hangi merciler tarafından baltalandığını anlatarak başlıyor. Türkiye – Ermenistan ilişkisizliğini besleyen nedenleri de üç başlıkta topluyor: Tarih, Travma, Paranoya. Bu bölümde tüketilen miras olan tarihsel ilişki, Ermeni dünyasının ruh hali ya da ağır mirası travma ve Türk ulusal kimliğinin temel harcı paranoya masaya yatırılıyor. Ne yapmalı, ne yapmamalı konusunda da tarihin üstüste pek çok şifresi olan kilidinin nasıl açılabileceğini ve kilidi açılabilirse o tarihin nasıl aşılabileceğini anlatıyor. Ama tüm bunları başarabilmek için de resmi tez, resmi temsil ve sivil alan üçgeni arasındaki farklı duruşları ve etkileşimleri de kavramak, bunların ayrımına varmak gerekiyor. Korkunun yerine arzuyu koymak gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitabın sonsözünde şöyle diyor Hrant:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;“Türkiyeli bir Ermeni olarak değişik adreslere konuşmak durumunda kalırken özellikle iki noktaya özen gösterdim. Birincisi hitap ettiğim adrese karşı eleştirel durabilmeye, ikincisi bu adresleri birbirine karıştırmamaya... Ne yazık ki, aynı özeni, hitap ettiğim adresler çoğunlukla göstermediler. Avrupalılarla konuşurken Avrupalıları eleştirdim ama bu eleştirilerimden Ermeniler ya da Türkler kendilerine pay çıkarıp söylemleri yerdiler ya da övdüler. Türklerle konuşurken Türkleri eleştirdim ama buradan da Avrupalılar ya da Ermeniler kendilerine pay çıkarıp eleştirileri yerdiler ya da övdüler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabiî Ermenilerle konuşurken de Ermenileri eleştirdim ama bundan da özellikle Türkler kendilerine pay çıkarıp saptamaları yerdiler ya da övdüler. Sanırım bu benim gibi biri için bundan böyle de kaçınılmaz bir handikap olacak. Ama ne çare ki bu duruma karşı benim samimi durmak dışında başkaca alabileceğim bir tedbir de yok. Adresler beni şaşırsa da ben adresleri şaşırmayacağım, hepsi bu...” (Sayfa 74)&lt;/em&gt;&lt;/span&gt; &lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5292680274014942626" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SXNgqtpgtaI/AAAAAAAABk8/CJEQjYxQDxA/s320/DSCN0065.JPG" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;Adreslerin onu ne kadar şaşırdığı, kalleşliğin olayları nerelere getirdiği bugün malûm. O nedenle sunarken bölümüne geri dönüp baktığımızda:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;“...artık söylemlerimizin anlaşılır olması ve ayaklarının üstünde sağlam durması gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne demek istediğimizi her zamankinden daha iyi anlatabilmemiz gereken bir süreç yaşıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söylemlerimizin ayrıntıları dahi bu açıdan hayli önem taşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aksi durumda söylenenlerin tahrif edilmesinin, sağa sola çekilmesinin veya amaçları dışında kullanılmalarının önüne geçmek mümkün değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu yapmak için de maşallah hem Türkiye içinde hem dışarıda ‘hazır kıta’ bekleyen odaklar fazlasıyla mevcut.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu mütevazı çalışmanın tüm bu ayrıntılar dikkate alınarak değerlendirilmesini diliyorum.” (Sayfa 4)&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sözleri bugün geldiğimiz noktada bu kitabın okunması ve ondan da önemlisi okuyanın okuduğunu anlaması gerekliliğini gözler önüne seriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kitap o zamanlar, kalleşlik kapıyı çalmadan yayımlansaydı bir şeyler değişir miydi? Değişmezdi. Çünkü tüm bunlar yıllarca söylendi, dile getirildi. ‘Hazır kıta’ bekleyen kalleşler zaten gene cımbızlar gene aynı şeyi yapardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kitabı okuyun, herkese de okutun. Belki biraz ufuk açar, belki yaralara merhem olur.&lt;/span&gt; &lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt; &lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5292680281048405298" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 213px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SXNgrH2a1TI/AAAAAAAABlE/2faGGpWaxDw/s320/h5.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1316834128884427256-7793114353467407231?l=yazinotlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazinotlari.blogspot.com/feeds/7793114353467407231/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1316834128884427256&amp;postID=7793114353467407231&amp;isPopup=true' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/7793114353467407231'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/7793114353467407231'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazinotlari.blogspot.com/2009/01/hrant-okumak-ve-okuduunu-anlamak.html' title='Hrant&apos;ı Okumak ve Okuduğunu Anlamak'/><author><name>Nükhet Everi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00890596432803184814</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_MlrM2vFPnII/SIMAXtkBsHI/AAAAAAAAAAg/Eq2kV1KcgEc/S220/n%C3%BCn%C3%BCk.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SXNgqM92zkI/AAAAAAAABks/lPGkKRX-jbQ/s72-c/Untitled-3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1316834128884427256.post-978631959711648872</id><published>2009-01-15T21:58:00.007+02:00</published><updated>2009-01-15T23:12:49.693+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mim'/><title type='text'>4</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Şu bizim aydan zıplayıp dünyaya düşen kedi var ya hani şu Aydan Atlayan Kedi diye de bilinen, beni mimledi. Aslında ben gidip sazan gibi kendimi mimlettim. O da pat diye kafama mim attı! Puh!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Efendim, emriniz olur kedi hanım, hemen mime cevap yazalım.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Mim'in konusu şu: "Yaptığım 4 işi, defalarca izleyebileceğim 4 filmi, yaşadığım 4 yeri, izlediğim 4 tv programını, tatil için gittiğim 4 yeri, en sevdiğim 4 yemeği, hemen şimdi olmak isteyeceğim 4 yeri ve bir yağmur damlası olsaydım düşmek isteyeceğim 4 yeri" yazacakmışım. İstersem hepsine istersem yalnızca yağmur damlası bölümüne cevap yazacakmışım.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Ben hepsini cevaplamak istiyorum.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Yaptığım 4 iş:&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Ben bu soruyu herhalde yapmaktan zevk aldığım dört iş olarak cevaplamak gerekir diye algıladım.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;1- &lt;span style="color:#000066;"&gt;Rehberlik&lt;/span&gt;: Bu benim mesleğim ve ben mesleğimi seviyorum, hatta ona aşığım. Rehberliği de TR'nin her yerinde zevkle yapıyorum. Güzel bir İstanbul turu, GAP turu, benim organize edip programını yazdığım Mardin turu, Doğu Anadolu ya da Karadeniz'de bir tur, Ege'nin özellikle kuzeyinde yaptığım turlar, Efes turu, Afrodisias turu vs.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;2- &lt;span style="color:#000066;"&gt;Yazmak&lt;/span&gt;: İşte bu hastalık derecesinde, tutku derecesinde bir şey benim için. Bana mutluluk veren bir şey.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;3- &lt;span style="color:#000066;"&gt;Oyuncu koçluğu ve eğitimi&lt;/span&gt;: Özellikle tiyatro konusunda Grotowski ve Barba metodlarıyla verdiğim dersler, yaptığım workshoplar. Oyuncu koçluğu. TR'de oyuncu koçu adama mesleğini öğreten, oyunculuk öğreten kişi diye algılanır ama öyle değildir. Oyuncu koçu dış gözdür. İyi eğitimli de olsa her oyuncu oyuncu koçuyla çalışmalıdır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;4- &lt;span style="color:#000066;"&gt;Sosyal projeler&lt;/span&gt;: Kadınlara, çocuklara ve çocukların eğitimine yönelik sosyal içerikli (özellikle de Güneydoğu Anadolu'da) projelerin her safhası.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;color:#ff0000;"&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Defalarca izleyebileceğim 4 film: &lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-family:verdana;color:#ff0000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;color:#000000;"&gt;Bu çok basit...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;1- &lt;span style="color:#000066;"&gt;Sarhoş Atlar Zamanı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;color:#000066;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;2- &lt;/span&gt;&lt;span style="color:#000066;"&gt;Uçurtma Avcısı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;color:#000066;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;&lt;/span&gt;3- &lt;/span&gt;&lt;span style="color:#000066;"&gt;Olağan Şüpheliler&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;4- &lt;span style="color:#000066;"&gt;Frekans&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;color:#000066;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-family:verdana;color:#ff0000;"&gt;Yaşadığım 4 yer:&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-family:verdana;color:#ff0000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;color:#000000;"&gt;Valla ben bunu da hem yaşadığım hem de yaşamaktan mutlu olduğum yerler olarak algılıyorum. Bu nedenle:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;1- İstanbul / 2- Viyana / 3- Havana / 4- Ankara&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;diye kısaca özetleyerek geçiyorum.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-family:verdana;color:#ff0000;"&gt;İzlediğim 4 tv programı:&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-family:verdana;color:#ff0000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;color:#000000;"&gt;Sanırım bu da en hoşlandıklarım anlamında algılanmalı. Çünkü ben çok şey seyrederim ama cevap basit. İllâ da bugünden olması gerekmez sanırım...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;1- Her ne yaparsa yapsın Okaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaan Bayülgeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeen programları... Gece Kuşu, Zaga, Makina, Disco Kralı gibi. Ama NTV'deki programı da tabiî ki.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;2- Ben güzel dizileri de severim... Aşk-ı memnu, Hatırla Sevgili, Sıla, Adanalı, Çemberimde Güloya, Kırık Kanatlar, Yol Arkadaşım vs vs pek çok bu ve buna benzer dizi. Gerek beğendiğim için, gerek senaryosu için, gerekse tanıdığım oyuncular ya da benim de öğrencim olan oyuncuları seyretmek için...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;3- Haber ve tartışma programları. Bu konuda isme gerek yok. Duruma, konuya, katılımcılara göre değişir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;4- Ne yaparsa yapsın, gak dese ekrana burnumu dayayıp seyredeceğim biri de Mete Belovacıklıdır. Bir zamanlar CNN Türk'te Cafe Siyaset'i yaparken turlarımı bile ona göre ayarlardım. :)))) Şimdilerde ATA TV'de ve ben onu seyretmeye doyamıyorum.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;color:#ff0000;"&gt;Tatil için gittiğim 4 yer:&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;color:#ff0000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;color:#000000;"&gt;Ben gene bana bir şey ifade eden, orada olmaktan mutlu olduğum yerleri sayayım. Her ne kadar rehber de olsam, çalıştığım yerlere de gidip tatil yapıyorum haliyle. Çok yer gördüm, çok yere gittim ama benim için en önde gelen ve özel yerler:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;1- &lt;span style="color:#000066;"&gt;Mardin&lt;/span&gt;:&lt;span style="color:#000000;"&gt; Seviyorum, tapıyorum, ölüyorum, bitiyorum. Özlemi içimi yakıyor. Bir bahaneyle her fırsatta gidiyorum.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;2- &lt;span style="color:#000066;"&gt;Erivan&lt;/span&gt;: &lt;span style="color:#000000;"&gt;O kadar seviyorum ki, benim başka yerlere özlemimi bitirdi içimde.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;3- &lt;span style="color:#000066;"&gt;Cunda&lt;/span&gt;: Dünyanın en güzel yerlerinden biri, benim mutlu olduğum yerlerden biri.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;4- &lt;span style="color:#000066;"&gt;Selçuk / İzmir&lt;/span&gt;: Orada hissettiklerimi, dugularımı anlatmak pek öyle mümkün değil. Orası belki de ilk aşkım benim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;color:#ff0000;"&gt;En sevdiğim 4 yemek:&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;color:#ff0000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;color:#000000;"&gt;Ben vegan vejetaryenim. &lt;span style="color:#000000;"&gt;Benden öyle sağlıksız şeyler beklemeyin... :))))&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;1- &lt;span style="color:#000066;"&gt;Makarna&lt;/span&gt; (sosunu ben hazırlayacağım, vegan blogumda tarifi var)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;2- &lt;span style="color:#000066;"&gt;Mercimek&lt;span style="color:#000000;"&gt; ve&lt;/span&gt; Çilav&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;color:#000066;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;color:#000000;"&gt;3- Yemekten sayılmaz ama &lt;span style="color:#000066;"&gt;Topik&lt;/span&gt;. Hayatım hep en iyisini aramakla geçer ve ne güzeldir ki, tanıdığım herkes de pek güzel yapar topiği.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;4- &lt;span style="color:#000066;"&gt;Vegan Pizza &lt;/span&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;(hamurunu, sosunu kendi yaptığım, peynir olarak silken tofu kullandığım ve herkesin de çok beğendiği ve tarifi vegan blogumda da olan pizzam).&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;color:#ff0000;"&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Hemen şimdi olmak isteyeceğim 4 yer:&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;1- &lt;span style="color:#000066;"&gt;Mardin&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;2- &lt;span style="color:#000066;"&gt;Kınalıada&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;color:#000066;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;color:#000066;"&gt;3- Atina &lt;span style="color:#000000;"&gt;(orada o kadar çok bekleyen eşim dostum var ki, aslında hemen şimdi gitmem de gerekir)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;4- &lt;span style="color:#000066;"&gt;Şile&lt;/span&gt; ya da &lt;span style="color:#000066;"&gt;Ağva&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;color:#ff0000;"&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Bir yağmur damlası olsaydım düşmek isteyeceğim 4 yer:&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;color:#000000;"&gt;Yalnızca bir tek yer var, o da okyanus. Okyanusta bir damla olmak duygusunu ben Hindistan'da yaşadım ve o duyguyu çok sevdim. Evet, bir yağmur damlası olsaydım okyanusa düşmek isterdim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;Benden bu kadar...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;Bu mim'i kimlere paslayayım? Buldum:&lt;a href="http://ikonundunyasi.blogspot.com/"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;em&gt;İko&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;em&gt;, &lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://merail.blogspot.com/"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;em&gt;Merail&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;em&gt;, &lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://borsalino-borsalino.blogspot.com/"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;em&gt;Borsalino&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;em&gt;, &lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://portakalmavisi.blogspot.com/"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;em&gt;PortakalMavisi&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;em&gt;, &lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://papagangibi.blogspot.com/"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;em&gt;Arjantin'denPapağanGibiYazılar&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;ve tabiî arzu ederse &lt;a href="http://zeynepeveri.blogspot.com/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Zeynep&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;Haydi bakalım!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1316834128884427256-978631959711648872?l=yazinotlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazinotlari.blogspot.com/feeds/978631959711648872/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1316834128884427256&amp;postID=978631959711648872&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/978631959711648872'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/978631959711648872'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazinotlari.blogspot.com/2009/01/4.html' title='4'/><author><name>Nükhet Everi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00890596432803184814</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_MlrM2vFPnII/SIMAXtkBsHI/AAAAAAAAAAg/Eq2kV1KcgEc/S220/n%C3%BCn%C3%BCk.jpg'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1316834128884427256.post-4348149235744961972</id><published>2009-01-12T15:48:00.007+02:00</published><updated>2009-01-13T00:36:13.002+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hayatımdan'/><title type='text'>Teşekkürler Caner</title><content type='html'>&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5290405574941369266" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; height: 257px; text-align: center;" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SWtL1zQgY7I/AAAAAAAABjI/SszrDULmQmQ/s400/Canko001.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;12 Ocak 1978 - 12 Ocak 2003. Tam 25 yıl. Hayatımın en mutlu yılları.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Bunun için sana teşekkür ederim Caner.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Hiç kimsenin gelişi senin gelişin gibi mutlu etmedi. Hiç kimsenin gidişi de senin gidişin gibi yakmadı, acıtmadı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Sen canım oldun, sırdaşım, arkadaşım, dostum, akıl hocam, herşeyim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Ben çok şanslı ve mutlu bir insanım aslında, çünkü sen gerçek sevgiydin. Gerisi yalan!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;İyi ki vardın! İyi ki varsın!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Teşekkürler Cankom!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5290406130355493266" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 276px; height: 400px; text-align: center;" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SWtMWIVjWZI/AAAAAAAABjw/LN60udHKYGA/s400/Canko010.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5290405646935263298" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; height: 269px; text-align: center;" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SWtL5_dMCEI/AAAAAAAABjg/vNuwhCZ3qJ4/s400/lastnite.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5290405582790379858" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; height: 255px; text-align: center;" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SWtL2Qf2yVI/AAAAAAAABjQ/Ve2UBSp3pDI/s400/Canko007.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5290405595508482194" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; height: 260px; text-align: center;" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SWtL2_4FoJI/AAAAAAAABjY/mQeyUEwzqPU/s400/Canko008.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5290404652817560338" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; height: 293px; text-align: center;" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SWtLAIFDsxI/AAAAAAAABjA/Z3_4YG-4eF8/s400/Canko031.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5290404648678448418" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; height: 262px; text-align: center;" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SWtK_4qN3SI/AAAAAAAABiw/3FCfSPoiwko/s400/Canko021.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5290404652483539394" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; height: 258px; text-align: center;" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SWtLAG1a8cI/AAAAAAAABi4/bk_NtZ83d4Y/s400/Canko022.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5290430260328787554" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; height: 275px; text-align: center;" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SWtiSrff7mI/AAAAAAAABj4/Sby6cixaZco/s400/Canko020.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5290405649090022258" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; height: 252px; text-align: center;" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SWtL6He7C3I/AAAAAAAABjo/d3HT2AAjEY0/s400/nunudayak.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5290404638246308978" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; height: 275px; text-align: center;" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SWtK_RzADHI/AAAAAAAABig/l0VUOmuEagg/s400/Canko004.jpg" border="0" /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1316834128884427256-4348149235744961972?l=yazinotlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazinotlari.blogspot.com/feeds/4348149235744961972/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1316834128884427256&amp;postID=4348149235744961972&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/4348149235744961972'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/4348149235744961972'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazinotlari.blogspot.com/2009/01/teekkrler-caner.html' title='Teşekkürler Caner'/><author><name>Nükhet Everi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00890596432803184814</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_MlrM2vFPnII/SIMAXtkBsHI/AAAAAAAAAAg/Eq2kV1KcgEc/S220/n%C3%BCn%C3%BCk.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SWtL1zQgY7I/AAAAAAAABjI/SszrDULmQmQ/s72-c/Canko001.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1316834128884427256.post-1314303987595566367</id><published>2009-01-10T11:26:00.007+02:00</published><updated>2009-01-10T13:14:19.184+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eleştiri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eski Yazılarımdan'/><title type='text'>Bir Yazının Anımsattıkları</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SWhuCefZYqI/AAAAAAAABiI/LsU_uo2lF8s/s1600-h/img342.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5289598751170192034" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; height: 264px; text-align: center;" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SWhuCefZYqI/AAAAAAAABiI/LsU_uo2lF8s/s400/img342.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Bugün sevgili arkadaşım, dostum ve meslektaşım İlknur'un blogundaki 'KAR' yazısı bana bir şeyleri anımsattı, sizlerle paylaşmak istedim. Aslında mesele kar ve şehir, özellikle İstanbul. Ama bu konu beni bambaşka bir yere götürdü. 2003 senesinde Davos'ta yaşadığım bir olayı hatırlattı bana İlknur'un yazısı ve benim o yaşadığım olay üzerine yazdığım bir yazıyı. Ama bakın sonunda benim yazı nerelere gidiyor ve kaç sene önce yazılmış ve düşünün bakalım ne değişmiş?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Ne yazık ki, hâlâ bu yazı güncel. Paylaşmak istedim sizlerle... Fikirlerinizi bekliyorum, tv programlarının adları ve turizmin dibe vurması dışında değişen ne var?&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;TÜRKİYE BU MUDUR?&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Tarih: Haziran 2003. Yer: Davos.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hava serin ama güneşli. Bir kahvenin bahçesinde Gülçin, Gürsel, Serap ve ben oturuyoruz. Gözümde gözlüklerim başımı geriye doğru atıp koltukta biraz kaykılıp bacaklarımı uzatmış güneşin burnumu gıdıklamasının keyfini çıkartıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Serap sessizliği bozuyor: “Bunlar halletmiş işi. Huzur boyutu burası vallahi. Ben burada yaşayabilirim.” Diğer kızlar da onaylıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beynimden vurulmuşa dönüyorum birden. Yerimde hızla doğrulup, gözlüklerimi çıkartıp hepsinin gözlerinin içine tek tek ve kötü kötü bakarak: “Ben asla yaşayamam. Delirdiniz mi siz?” diyorum. Biliyorum, hepsi bana bakarken asıl benim delirdiğimi düşünüyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Olur mu, bir düşünsenize” diye devam ediyorum, “Bu adamların hayatı ne kadar sıkıcı. Sabah kalk, işe git, akşam eve dön, hayat garanti, iş iyi, paran kıymetli. Düşünecek bir şeyin yok. Bunlar Allah bilir ya, başbakanlarının adını bile bilmiyorlardır. Ben böyle yaşayamam, ne o öyle robot gibi? Sabah uyandığında hemen ‘aman bugün borsa ne olacak, hükümet düşer mi, akşama bizim başbakan halâ başbakan mı, işe yetişebilecek miyim, eve vaktinde dönebilecek miyim, trafik tıkanmış mıdır, benzin zam görecek mi bu hafta, maaşım beni ay sonuna kadar idare eder mi’ gibi soruların sorulmadığı bir ülkede, adrenalinin Istanbul gibi tavan yapamadığı bir şehirde yaşayamam ben, kusura bakmayın!” deyip, gözlüklerimi takıp arkama yaslanıyor ve burnumu güneşe bırakıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana hak verir gibi yaptılar, güldürler falan ama eminim ‘delirdi’ diye düşündüler. Ben de onların Davos’ta huzurlarını bozmuş olmanın getirdiği zevkle sadistçe sırıttım. Ama gözlerimi göremedikleri için gülümsüyorum sanmış olmalılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani bugünlerde herkes konuşuyor ya, Türkiye’nin %49’u mutluymuş, nasıl olur falan diye. Oradan aklıma geldi vallahi. Başka bir niyetim yoktu yani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında bu yazıyı tetikleyen Antalya Belek’te bir otelde gördüğüm bir olay. Belki bilirsiniz, belki de bilmezsiniz ama Türkiye’nin cennet köşelerinden sayılan Antalya sadece yazın tıklım tıklım dolmaz. Esas gerçek turizm Şubat ayından itibaren Almanların gelmesiyle başlar. Yazın yerini deniz kenarı tatilcilerine bırakıp, Eylül ayından itibaren gene aktif turizm hareketine geri döner. Almanca rehberler de Antalya’ya yollanırlar mecburen. Bir otelde diğer rehber arkadaşlarla çay içiyorum, garip bir hareketlilik dikkatimi çekiyor otelde. Kendimi Sultanahmet meydanında sanıyorum bir anda. Otelin lobisini basmışlar sanki Sultanahmet’in sokak satıcıları. Her köşe onlarla dolu. Sahte parfümler, sahte Rolex ve diğer marka saatler, havlu niyetine bile kullanmayacağınız, halı diye yutturulan paçavra parçaları, son yılların yükselen trendi (!) paşmina kaşkollar (tabii ki hakiki paşmina değil), Boss marka (!) çoraplar, Lacoste (!) kazaklar vs. Hayatta en sinirlendiğim şeyler otelin lobisinde etrafımı sarıyor bir anda. “Bu ne ya?” diye bağırdığımı hatırlıyorum. Rehber arkadaşlarım açıklıyorlar: “Türk Pazarı, Nükhetçiğim, Türk Pazarı. Her hafta Türk Pazarı yapılıyor bu otelde!” Bütün gece, pazarcılar standlarını toplayıp gittikten sonra bile bende her iki lafın biri “Türkiye bu mudur?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben buna ne diyeyim, ne yazayım? Midem kalkıyor. Söyleyecek laf çok ama...&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Kendimi gazete okumaya ve televizyon seyretmeye veriyorum. Daha da deliriyorum tabii. Gazetelere bakıyorsun, töre cinayetleri Türkiye’de, Almanya’da. Töreniz batsın! Dünya durmuş sanki ve tüm Türkiye ‘kim kimle çiftleşecek’ programlarına odaklanmış. Türkiye bu mu, Türk gençliği bu mu, Türk kadını, Türk erkeği bu mu dedirten ve çıldırtan programlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumartesi gecelerimin yıldızı, Okan Bayülgen döktürüyor gene. Kimileri kimi televizyon kanallarını parsellemiş. Yapıştırıyor Okan Bayülgen Gülben Ergen’le ilgili fikrini: “Son zamanlarda entellektüel tulumunu giymeye çalışıyor, ama tulumda bayağı boş yer kalıyor!” Herkesle uğraşır durmadan haklı olarak. Birileri reyting kaygısıyla, gözetlenme evlerinin eski simalarını çağırıp duruyor programına durmadan. Caner’in kendi kafasında bardak kırması mıdır Türkiye? Size Anne diyebilir miyim evinde ‘Bu eve saç bandını ilk ben getirdim’ diyen saldırgan, saygısız ve numaradan ağlama krizlerine giren Seval midir Türkiye? (Okan diyor ki, “Seval’den ‘ilk ampulü bulan benim’ demesini beklemiyoruz elbette ama ‘bu eve ilk saç bandını getiren benim’ diyen birine hemen ambulans çağırmak gerekir.”) Haksız mı? Bir kalite bir kalite. Sadece bununla mı kalıyor bu kalite meselesi? Bütün gün her kanalda bir kadın programları enflasyonu. Rezalet. Müjde Ar Radikal Gazetesi’nde Hızır Tüzel söyleşisinde Kadın sorunlarının sürüyor olmasını konuşurlarken sanatın o anlamda bir işlevi kalmadığını düşündüğünü söylüyor, “Cumhuriyet tarihine bakınca eziyet etmediğimiz, tu kaka etmediğimiz, sanatçı, aydın kalmamış. ‘Türkiye’de sol yok’ diyoruz, solu yerleşik anlamda tartışacak, geniş kitlelere iletecek bütün insanların defterini dürmüşsün, hayata geldiklerine bin pişman etmişsin. Ondan sonra da elbette, yapılan her şey yarım yamalak, temelsiz ve kof olacak. Başka türlü de olmaz” diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orhan Pamuk’a karşı başlatılan linç kampanyası. Karşı çıkabilirsiniz, haksız bulabilirsiniz, benim gibi tercüme kurbanı olduğunu düşünebilirsiniz. Ben Aziz Nesin’in ‘Türklerin %60’ı aptaldır’ dediğinin iddia edildiği Torbalı’da bizzat o söyleşiyi dinlemiş, böyle ve bu tarzda söylemediğine şahit olan, ertesi gün ilk olarak yerel medyada bu lafı görünce şaşkına dönen biri olarak, bu mesele sonraları tüm Türkiye’yi sardığında da, öyle demedi ama bu lafı haklı çıkartacak şekilde davranıyoruz diye düşündüm hep. Ne olursa olsun, bu tarz linç kampanyaları doğru mu? Bu faşizan tavırlar nedir böyle? Yok etme tehditleri, kaba güç gösterileri. Nedir bu ya? Nedir bu pespayelik?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortodoksların denize haç atma törenine karşı alınan tavra ne demeli? Bu kadar mı tarih cehaleti içinde bu insanlar? Bunlar neden tarih gerçeklerini görmezlikten gelip kendi uydurdukları bir tarihin ardına saklanmak isterler. Türkiye bu mudur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şarap üreticisi %118 vergiyle karşı karşıya gelince artık saçmalamanın doruğuna vardılar dedim. Bunlar da tarih bilmiyor, ekonomiden anlamıyorlar. İşin ekonomiye vuracağı darbeyi bırakalım bir yana, şarabın bu topraklardaki tarihine dönüp bir bakalım. Ama sen Anadolu’yu yadsırsan, Anadolu Kültürlerini kendi tarihin değil zannedersen, hâlâ 19. yüzyılın şarlatan tarihçileri gibi her şeyi Batıdan gelme zannedersen, diğer tarafın kurgulama Türkçülük tarihleri gibi sen de bir Arap safsatasına tutkuyla yaklaşırsan, ne diyeyim yazıklar olsun! Türkiye bu mudur? Bu mu medeniyetlerin beşiği Anadolu’nun üzerindeki Türkiye Cumhuriyeti’nin düşeceği durum?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu devirde karikatür ceza mı almalı? Demirel yaptı mı böyle şey? En ağır karikatürleri çizdiler üstelik onun için. Özal’ın yaptığı oldu, ama onu sevimli bile kıldı zaman zaman karikatürler. GIRGIR dergisi her zam geldiğinde bir Özal kafası eklerdi para hanesine, hatırlasanıza? Özal karikatürlerini biriktirirdi. Bu devirde olmaz kardeşim böyle şey. Türkiye bu mudur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoksa Serap Davos’ta söylediklerinde haklı mıydı? Ben gene dilime pelesenk ettiğim ‘Türkiye hâlâ mümkün’ sözünün arkasına mı sığınacaktım? Daha neler var neler, kime sorsan bin ah işitirsin de, daha fazla içinizi karartmayalım. Birilerinin sayesinde plâk takıldı, sormadan duramıyorum: Türkiye bu mudur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında cevabı Perihan Mağden’in bir yazısında buluyorum: “Türklerin anketlerde bu denli mutlu çıkması, bir yalancılık iptilasının son dışa vurumu olabilir mi? Acaba? Mutsuz yalancı yoktur.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: courier new; font-style: italic; color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Fotoğraf: Erciyes (Nükhet Everi)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1316834128884427256-1314303987595566367?l=yazinotlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazinotlari.blogspot.com/feeds/1314303987595566367/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1316834128884427256&amp;postID=1314303987595566367&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/1314303987595566367'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/1314303987595566367'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazinotlari.blogspot.com/2009/01/bir-yaznn-anmsattklar.html' title='Bir Yazının Anımsattıkları'/><author><name>Nükhet Everi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00890596432803184814</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_MlrM2vFPnII/SIMAXtkBsHI/AAAAAAAAAAg/Eq2kV1KcgEc/S220/n%C3%BCn%C3%BCk.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SWhuCefZYqI/AAAAAAAABiI/LsU_uo2lF8s/s72-c/img342.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1316834128884427256.post-455478382589803910</id><published>2009-01-06T00:59:00.004+02:00</published><updated>2009-01-06T01:04:33.997+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tiyatro'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kültür Sanat'/><title type='text'>Harold Pinter'in Ardından</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SWKReDI_6UI/AAAAAAAABiA/UrmplR6juCk/s1600-h/img739.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5287948857911535938" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 266px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SWKReDI_6UI/AAAAAAAABiA/UrmplR6juCk/s400/img739.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;‘Nobelli yazar Pinter öldü’ haberini okuduğumda elim yazı masamın üzerinde duran, her daim gözümün önünde olmalarından zevk ve kuvvet aldığım bir sürü tiyatro kuramı kitabının arasındaki ‘Harold Pinter Tiyatrosu’ adlı kitaba gitti. Kitabı Stanislavski, Meyerhold, Brecht, Grotowski ve Barba kitaplarının arasından çekip çıkarttım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun süre kitabı öylece tutmuşum. Düşünüyordum: ‘Nobelli yazar Pinter öldü’. 24 Aralık 2008’de gırtlak kanserine yenik düşen Pinter’in ardından söylenen buydu. Bu kadar basit bir cümle. Pinter’in bana ne ifade ettiğini, onu bilenlere ne ifade ediyor olabileceğini ve basından bu haberi okuyup onu tanımayanlara da ne ifade etmesi gerektiğini düşünüyordum bu cümlenin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşüncelerden sıyrılıp elimde tuttuğum kitabın kapağına baktım. O zamanlar henüz doçent, şimdi ise profesör olan Jak Deleon’un yazdığı bu kitabı görüp aldığımda nasıl mutlu olduğumu hatırladım. Harold Pinter’in kitabın kapağındaki fotoğrafına baktım uzun uzun. Gülümsedim. Bana nedense çok şey anlatan ama Pinter’in ölüm haberiyle basında çıkan fotoğraflardan değildir o fotoğraf.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir şeyler yazmam gerektiğini düşündüm ama bir türlü gitmedi elim yazmaya. Günlerce ne yazmalı diye düşündüm. Harold Pinter dünyanın en önemli tiyatro yazarlarından biriydi, 32 oyun, 13 skeç yazmıştı. Senaristti, 24 tane senaryo yazmıştı. Müthiş bir şairdi, çok üretkendi bu alanda da. Düzyazı şeklinde eserler de bıraktı. Oyuncuydu, tiyatro ve televizyon oyunculuğunun yanı sıra tiyatro ve televizyon yönetmeniydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bunlardan başka insan hakları savunucusu idi. 1985’te Arthur Miller’le birlikte 12 Eylül baskısı altındaki aydınlara destek olmak için Türkiye’ye gelmişti. Yakın geçmişte Hasankeyf’i korumak için kampanya başlatmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2005 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nü aldı. Ödül töreninde İsveç Akademisi Başkanı Horace Engdahl, Pinter için “Günlük keşmekeş içindeki uçurumları gözler önüne seren ve zulmün kapalı odalarını açılmaya zorlayan bir yazar” demişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pinter’i anlamak için aslında biraz Pinter Tiyatrosu’ndan bahsetmek gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Harold Pinter 10 Ekim 1930’da Hackney, Doğu Londra’da dünyaya gelir. Çocukluğu işçilerin yaşadığı, yıkılmaya yüz tutmuş evlerin, bir sabun fabrikası ve demiryollarının bulunduğu bir semtte geçer. Savaş yılları çocukluk dönemine denk gelmesine rağmen taptaze anılarla aklındadır. 16 yaşında tiyatro tutkunu İngilizce öğretmeninin yönettiği oyunda Macbeth’i canlandırır sahnede. 1948’de Kraliyet Tiyatro Akademisi’ne bursla kabul edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1951’de profesyonelliğe adım atar ve ilk defa pofesyonel olarak sahneye çıkar. 1957’ye kadar farklı kentlerde farklı tiyatrolarda oyunculuk yapar ve 1957’de ilk oyununu ‘The Room’ (Oda) yazar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1958’de (daha sonra filme de çekilecek olan) ikinci oyunu ‘The Birthday Party’ (Doğumgünü Partisi) ve 1959’da ‘The Dumb Waiter’ (Git – Gel Dolap) ile yavaş yavaş eleştirmenlerin de dikkatini çekmeye başlar. Filme de çekilen ‘The Caretaker’ (Kapıcı) oyunuyla olumlu eleştiriler, övgüler, ödüller gelmeye başlar. Pinter’in uzun ve kısa oyunları değişik tiyatrolarda sahnelenmeye başlar. Artık ünü dünyayı sarmıştır. 60’lı yıllarda ‘The Homecoming’ (Eve Dönüş), ‘Landscape’ (Manzara) ve ‘Silence’ (Susku) ile Pinter başarısını daha da yukarılara taşır ve ödüller almaya da devam eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1970’de Hamburg Üniversitesi’nden Shakespeare Ödülü, Reading Üniversitesi tarafından Onursal Doktor ünvanı alır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Old Times’ (Eski Zamanlar), ‘No Man’s Land’ (Issız Topraklar), ‘Betrayal’ (Aldatma), ‘Family Voices’ (Aile Sesleri), ‘A Kind of Alaska’ (Bir Tür Alaska), ‘Victoria Station’ (Victoria İstasyonu) ile 1970 – 80 arası başarı merdivenlerini hızla tırmanır ve daha pek çok oyunla 2000’li yıllara gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pinter, Ionesco, Beckett ve Genet gibi ‘Uyumsuz Tiyatro’ yazarları arasında anılır. Fakat tarzıyla ve kullandığı dil ile hepsinden ayrılır. Hatta o kadar farklıdır ki, ‘Pinteresque’ (Pintervari) diye adlandırılmıştır tiyatro stili.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sırf bu sebeple hakkında ciddi akademik araştırmaları, çalışmaları, ciddi yayınları hakediyor Harold Pinter Tiyatrosu. Ve gene bu nedenle Jak Deleon’un kitabı yeniden gündeme oturuyor ve önem kazanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deleon kitabında, Pinter’in tiyatrosunda insanların düşleyip özlemini çektikleri yaşam ile sürdürmekte oldukları yaşam arasında onulmaz bir boşluğun varlığına dikkatimizi çekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pinter, tiyatrosunda insanın evrensel yalnızlığını işler. Soyut kavramlarla değil, insan olmanın somut deneyimi ile ilgilenir. Kişileri simgesel değil, gerçek varlıklardır. Entellektüel söylevler verip simgesel atılımlara geçemezler. Pinter gerçeği çarpıtmaktansa gerçekçi bir anlayış içinde sergilemeyi yeğler. Pinter’in gerçekçilik anlayışı sahne diline yeni boyutlar getirmiştir. İlk anda tümü ile mantıksız ve uyumsuz gibi görünen bu dil, aslında sözcüklerin kendilerinin değil, insanların sözlerle birbirlerine yaptıklarının önemli olduğunu kanıtlar. Dil amaç değil, araçtır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir konuşmasında Pinter şöyle der: ‘Oyunlarımda olanlar benim içimde de oluyor.’ Yani Pinter kişileri ile birlikte yaşar, kaygılarını bölüşür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte tam bu noktada durup Pinter’i yeniden okumak ve iyi anlamak gerektiğini düşünüyorum. Yazdıkları aslında gerçek yaşamın, hatta kendisinin yansımasıdır. Doğru ve düzgün insandır, adam gibi adamdır, insan gibi insandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pinter Tiyatrosu’nun özü: ‘Yaşamayı sürdürmek ve yaşamı kırbaçlayan istemi yadsımamaktır’.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Harold Pinter hakkında detaylı bilgi için: &lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.haroldpinter.org/"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;em&gt;http://www.haroldpinter.org/&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Faydalanılan kaynak&lt;/strong&gt;: Jak Deleon ‘Harold Pinter Tiyatrosu’&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1316834128884427256-455478382589803910?l=yazinotlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazinotlari.blogspot.com/feeds/455478382589803910/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1316834128884427256&amp;postID=455478382589803910&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/455478382589803910'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/455478382589803910'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazinotlari.blogspot.com/2009/01/harold-pinterin-ardndan.html' title='Harold Pinter&apos;in Ardından'/><author><name>Nükhet Everi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00890596432803184814</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_MlrM2vFPnII/SIMAXtkBsHI/AAAAAAAAAAg/Eq2kV1KcgEc/S220/n%C3%BCn%C3%BCk.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SWKReDI_6UI/AAAAAAAABiA/UrmplR6juCk/s72-c/img739.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1316834128884427256.post-6219665597060613896</id><published>2009-01-01T16:16:00.008+02:00</published><updated>2009-01-01T17:25:13.151+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hayatımdan'/><title type='text'>2009'a Mektup</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SVzbhQXDvOI/AAAAAAAABho/BYv354Zm2hs/s1600-h/_ImanMaleki.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5286341426999966946" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 272px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SVzbhQXDvOI/AAAAAAAABho/BYv354Zm2hs/s400/_ImanMaleki.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify;font-family:verdana;" &gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;2008'i bir veda yazısı ya da bir sene öncesinden yapılmamış işlerin bir sonraki seneye boca edildiği güya istek listesi tarzı bir arzuhalci mektubuyla bitirmektense, zaten hep harcanan, heba edilen yeni yılın ilk gününde yeni yıla bir mektup yazayım dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu neden düşündüğümü ya da bunun nereden aklıma geldiğini hemen aktarayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilirsiniz, genelde insanlar bir yılın bitiminde öyle veya böyle bir bilanço yaparlar ve bir sene öncesine kadar ne olmamışsa bunu yeni yıldan beklerler. Bir sene boyunca ne yapamamışlarsa yeni yıldan talep ederler. Bunu genelde hepimiz bir şekilde yaparız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu düşünürken aklıma 'Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır' deyiminin hikâyesi geldi. Bilir misiniz? Hatırladığım kadarıyla anlatayım: Çok eski zamanlarda Mart aslında 30 gün sürermiş. O kadar soğuk geçermiş, o kadar canından bezdirirmiş ki insanları, hepsi gitsin diye dualar edermiş. Gene böyle bir sene, Mart yapmadığını bırakmamış insanoğluna. Son gün artık herkes isyan etmiş ve hepsi yüksek sesle bağıra çağıra, göbek atarak, dans ederek 'yaşasın, gidiyor, bu son gün, yarın Nisan geliyor, kurtuluyoruz senden, keşke bir daha gelmesen' nidalarıyla Mart'ın gidişini kutlamaya başlamışlar. Mart çok bozulmuş. 'Ben size gösteririm' demiş ve gidip Nisan'ın kapısını çalmış. Nisan'a sormuş: 'Nisan kardeş, bana çocuklarından birini verebilir misin? Bir işim var bitiremedim. Onlardan biri bana lâzım.' demiş. Nisan da neden diye sormamış ve bir çocuğunu ona vermiş. Ertesi sabah Nisan geldi zannedip sıkı giyinmeyen, ateş yakmayan insanlar buz gibi bir Mart gününe ve gün boyu süren fırtınalara, kara ve soğuğa uyanmışlar. Kapıdan bakan içeri kaçıp evde ne bulursa yakıp ısınmaya çalışmış. Mart da intikamını almış olarak ertesi gün yerini Nisan'a bırakmış. O günden beri de Mart 31 gün sürermiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne alâka demeyin. Ben de şöyle düşündüm. Vızırdamayacağım, şikâyet etmeyeceğim, getirdiğiyle götürdüğüyle, kattığıyla eksilttiğiyle sonuçta yaşandı koca bir yıl. Bana gene de herşey için teşekkür etmek, olanlara aynanın öbür yanından bakmak yakışır diyorum. Onu uğurlamama sebebim yukarıdaki masalda saklı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2009 geldi. Hoşgeldi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değişik olacağını gelişiyle belli etti. Normalde son derece heyecanlı, hareketli ve hazırlıklı bir şekilde karşılarım yeni yılı. Bu sene hazırlıklı olmasına hazırlıklıydım. Şampanyasına kadar herşey hazırdı da, yeni yıla girilen anda, 'a girmişiz' dedim yalnızca. 'Bu sene şunları yapacağım, bunları yapmayacağım' gibi bir liste hazırlamadım. 'Ay, sene sonuna kadar şu kitabı bitireyim, ilk olarak bu kitabı okuyayım' falan da demedim. Kırmızı don olayına girmedim. Kimseye hediye almadım. Normalde yapmadığım bir şey yaptım, bir mesaj yazıp sevdiğim herkese yolladım cep telefonumdan. Bunun öncesinde ve sonrasında bayağı bir mesaj geldi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify" face="verdana"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify" face="verdana"&gt;Evet, 2009. Biliyorum herkesin senden beklentileri var, herkesin talepleri var. Sen de her sene gibi 31 Aralık'ta uğurlanacak, yerini başka bir yıla bırakacaksın. Seni hemen unutup yenisine sarılacak insanoğlu. Bu doğal döngü. Şimdi herkes seni çok seviyor çünkü herkes bir umut, bu sene daha iyi olacak diyor. Ben işin felsefesine girmeden, olacak olanların ve bizi bekleyenlerin evrensel açılımını yapmadan direkt senden beklentilerime gireyim istersen. ;-)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="FONT-FAMILY: verdana; TEXT-ALIGN: justify"&gt;Sevgili 2009...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="FONT-FAMILY: verdana; TEXT-ALIGN: justify"&gt;* Ben öncelikle artık maddi açıdan iyi bir yerde ve durumda olmak istiyorum.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="FONT-FAMILY: verdana; TEXT-ALIGN: justify"&gt;* İşlerimle ilgili planların düzene girmesini, işlerin planladığımız gibi gitmesini istiyorum. (Bu konuyla ilgili olarak 2008 girişimi başlatma yılıydı, nasıl kızayım 2008'e? Girişimlerin aksiyona dönüşme yılı da 2009 olacak. Nasıl beklentim olmasın?) Yani demem odur ki, kafamdaki epeyce bir planı projeyi hayata geçireyim artık sayende. Bu projeler belli; kendime ait turlarım, senaryo projelerim, film projelerimiz, Mardin projelerim, kadınlarla ilgili projeler, diğer sosyal içerikli projeler, kitap projelerim.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="FONT-FAMILY: verdana; TEXT-ALIGN: justify"&gt;* Özel hayatımla ilgili biliyorum ki, her ne olacaksa benim için çok güzel olacak ve hayırlısı olmayacaksa yüce alem beni öylesine bir korumaya alır ki, o yüzden sana söylemek istediğim, sen de haliyle benim için iyisini bilirsin ve getireceksindir. :)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="FONT-FAMILY: verdana; TEXT-ALIGN: justify"&gt;* Benim senden en büyük arzum, talebim, beklentim aslında hayvanlar, çocuklar ve çevreyle ilgili. 2008 utanç yılı oldu bence insanoğlu için. Haydi bir 'mucize' yarat da, insanoğlu hayvanlara, çocuklara, çevreye ve dünyaya daha saygılı ve duyarlı olsunlar. Bu sene bizleri şaşırtsınlar.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="FONT-FAMILY: verdana; TEXT-ALIGN: justify"&gt;* Bu sene artık taşınayım. Kendime ait yaşamım ve evim olsun, eskisinden de güzel olsun. :)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="FONT-FAMILY: verdana; TEXT-ALIGN: justify"&gt;Ben senden umutluyum 2009. Sessizce girdin hayatıma. Hoşgeldin! Güzellikler ve bereketinle geldin, ben eminim bundan.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="FONT-FAMILY: verdana; TEXT-ALIGN: justify"&gt;Şaşırt bizi 2009!&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="FONT-FAMILY: verdana; TEXT-ALIGN: justify"&gt;Hoşgeldin!&lt;/div&gt;&lt;div style="FONT-FAMILY: verdana; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="FONT-FAMILY: verdana; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#cc0000;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Resim: İman Maleki&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1316834128884427256-6219665597060613896?l=yazinotlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazinotlari.blogspot.com/feeds/6219665597060613896/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1316834128884427256&amp;postID=6219665597060613896&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/6219665597060613896'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/6219665597060613896'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazinotlari.blogspot.com/2009/01/2009a-mektup.html' title='2009&apos;a Mektup'/><author><name>Nükhet Everi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00890596432803184814</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_MlrM2vFPnII/SIMAXtkBsHI/AAAAAAAAAAg/Eq2kV1KcgEc/S220/n%C3%BCn%C3%BCk.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SVzbhQXDvOI/AAAAAAAABho/BYv354Zm2hs/s72-c/_ImanMaleki.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1316834128884427256.post-1606703506389518318</id><published>2008-12-20T22:42:00.013+02:00</published><updated>2008-12-21T15:10:22.217+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Oradan buradan havadan sudan'/><title type='text'>Oradan, buradan, havadan, sudan - 14</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Bugün güne hoş başladım... Sevgili Vahram Gesar dostumdan mail gelmişti. Vahram Gesar amcamın arkadaşı, büyükbabamı da gayet iyi tanıyan eski bir Bebek'li. Mailine bir fotoğraf iliştirmiş. Amerika'da yaşayan ve senede birkaç kez Türkiye'ye gelen, gene eski bir Bebek'li olan sevgili Nur Ener'in Vahram'a yolladığı 1952 senesine ait bir fotoğraf. Vahram 'Sevineceksin muhakkak' diye de not düşmüş. Sevinmek ne kelime? Havalara uçtum.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Fotoğraftakiler: büyükbabam Kemal T. Everi, Nur Ener'in annesi Ferzan hanım ve en sağdaki de babaannem Schatzi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5281978001260606978" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; cursor: pointer; height: 270px; text-align: center;" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SU1bAcyQ9gI/AAAAAAAABgA/04w-ZmK2BpI/s400/693595-R1-01-1.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Sonra Othello ile veterinere gittik. Yasin'e... Othello artık ayda bir kere şeker ölçümüne gidiyor. Eskiden iki haftada birdi. Bu günlerde de aç gitmesi gerekiyor, açlık şekeri ölçülüyor haliyle. Bu durumda bir gece önceden gece yarısından itibaren veterinere gidene kadar bir şey yememesi gerekiyor. Othello nasıl dayanır bu duruma?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5281984979875859026" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; height: 300px; text-align: center;" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SU1hWqJzClI/AAAAAAAABgI/LYB04AZbeQI/s400/100_1963.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;O günlerde Yasin ya da Timur abileri bir şeyler yedirene kadar 'çile bülbülüm çile' diye şarkı söylüyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5281985034464391506" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; height: 300px; text-align: center;" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SU1hZ1gt8VI/AAAAAAAABgg/KpRxrRB6LoY/s400/100_2423.jpg" border="0" /&gt; &lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;(Bu tablo her ay birkaç kez tekrarlanır. İyi ki varsınız Timur ve Yasin - fotoğraftaki duruşa göre!)&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;O sabahlarda büyük umutlarla mama bekliyor. Baktı ki, yok mama, kahvaltı sofrasına oturup tabağımdaki şeylere asılıyor. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5281984982479314930" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 300px; height: 400px; text-align: center;" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SU1hWz2gn_I/AAAAAAAABgQ/r4IoyRMnCD4/s400/100_1972.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;(Özellikle de annemden medet umuyor.)&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;Ama kimseden bir şey alamayınca da mama kabını aramaya başlıyor. Garibim bu çile uzamasın diye çok hızlı kahvaltı edip hemen götürüyorum oğluşumu veterinere. Zaten Taksim'e gidene kadar ağlayıp duruyor arabada...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5281984987861085362" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; height: 300px; text-align: center;" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SU1hXH5n7LI/AAAAAAAABgY/WGyBIZFp7IE/s400/100_2076.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Neyse... Bugün Othello için biraz farklıydı, çünkü veterinerden sonra doğruca eve gitmedi her zaman yaptığımız gibi. Hayattaki en büyük aşkına, Zeynep teyzesine gittik.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5281985045238719426" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; height: 300px; text-align: center;" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SU1hadphI8I/AAAAAAAABgo/JW3YOLchaMI/s400/100_1257.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;(Bunlar hep böyle. Eh, ikisi de yengeç burcu. Aşk yaşıyorlar, aşk.)&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;Ama bugün gerçekten çok farklıydı Othello için. Çünkü uzun zamandır veterinerden sonra teyzesinin evinde saatlerce kaldı, Zeynep'in kedisi Neno'nun mamalarını yedi, Zeynep'in yatak odasında sırtını kalorifere dayayıp yattı ve Neno'yla pis pis bakıştılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5281987654305872130" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; height: 266px; text-align: center;" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SU1jyVLmeQI/AAAAAAAABgw/0g-7jwKb8q0/s400/DSC_0058.JPG" border="0" /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Biz de Zeynep'le alış veriş falan yaptık. Ben sonra Zeynep'e Keten Tohumu Omleti yaptım. Merak edenler için tarifi VEGAN blogumda.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5281991321757052834" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; height: 266px; text-align: center;" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SU1nHzgGb6I/AAAAAAAABhI/gboDjLmVJnk/s400/DSC_0030.JPG" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5281991335943402866" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; height: 266px; text-align: center;" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SU1nIoWY9XI/AAAAAAAABhQ/P33C5a5CmlA/s400/DSC_0041.JPG" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5281990468143380594" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; height: 266px; text-align: center;" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SU1mWHiveHI/AAAAAAAABg4/xRPYudvb4VI/s400/DSC_0050.JPG" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5281990478483624994" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; height: 266px; text-align: center;" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SU1mWuEDFCI/AAAAAAAABhA/teVLO4oHj1k/s400/DSC_0055.JPG" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Güzeldi, hoş bir gündü, uzun zamandır kendimi bu kadar iyi hissetmemiştim...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Tüm bunlara rağmen bütün gün aklımda olan şeyle bu yazıyı bitireyim. Bugün tam bir yıl oldu. Savaş Dinçel bu dünyadan gideli tam bir yıl! Ayışığım... Seni çok özlüyorum...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5281993244594542818" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 258px; height: 400px; text-align: center;" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SU1o3uoSGOI/AAAAAAAABhY/_KUjh2jNXME/s400/SD042.jpg" border="0" /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1316834128884427256-1606703506389518318?l=yazinotlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazinotlari.blogspot.com/feeds/1606703506389518318/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1316834128884427256&amp;postID=1606703506389518318&amp;isPopup=true' title='11 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/1606703506389518318'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/1606703506389518318'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazinotlari.blogspot.com/2008/12/oradan-buradan-havadan-sudan-14.html' title='Oradan, buradan, havadan, sudan - 14'/><author><name>Nükhet Everi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00890596432803184814</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_MlrM2vFPnII/SIMAXtkBsHI/AAAAAAAAAAg/Eq2kV1KcgEc/S220/n%C3%BCn%C3%BCk.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SU1bAcyQ9gI/AAAAAAAABgA/04w-ZmK2BpI/s72-c/693595-R1-01-1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1316834128884427256.post-7000445970286734425</id><published>2008-12-15T20:57:00.010+02:00</published><updated>2008-12-15T21:49:59.165+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hoş Mekânlar'/><title type='text'>Prokopi Beyoğlu</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Bu kış nereye takılacağım belli oldu... Prokopi Beyoğlu.&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5280099660271174226" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SUauqnUfwlI/AAAAAAAABfY/j2tqrArPMrs/s400/100_3268.jpg" border="0" /&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Prokopi Ürgüp'ten ve Kınalıada'dan sonra şimdi de Beyoğlu'nda yeni mekânında. Bundan sonra kışın Beyoğlu Prokopi, yazın da Kınalıada Prokopi'yi mesken tutacağım. Görüntü bu!&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5280099654439704722" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SUauqRmKmJI/AAAAAAAABfQ/1U8wRJWD6-Q/s400/100_3262.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Uzunca süren tatil günlerinin son akşamı birkaç arkadaşla buluşmak için benim tercihimdi Prokopi. Biraz sohbet edecek ve biraz da yiyip içecektik. Herkes bu tercihten oldukça memnun kaldı. Çok sevindim, ama zaten öyle olacağından emindim ve gurur duydum. Gene müthiş bir iş çıkartıyor Prokopi. Personelinden yemeğine, dekorundan müziğine... Muhteşem! Mekân çok hoş ve sıcak döşenmiş, hazırlanmış. Üst katlar da bitince müthiş olacak bence.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5280103088279869058" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SUaxyJpdVoI/AAAAAAAABf4/AT8frluu69o/s400/100_3261.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Ben gittiğimde Alex yılbaşı ağacını süslüyordu...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5280096256290075074" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; CURSOR: pointer; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SUarkegKMcI/AAAAAAAABe4/jqpC6HJx1EA/s400/100_3257.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Alex bize harika bir masa hazırlatmıştı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5280096263615087314" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: pointer; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SUark5ylAtI/AAAAAAAABfA/cGts_L9jSvQ/s400/100_3259.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Sevgili Yudum Prokopi'de artık mutfağa da el atmış durumda. Çok da iyi etmiş.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5280098698689981474" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SUatypJrLCI/AAAAAAAABfI/ESSPgdYTMvI/s400/100_3269.jpg" border="0" /&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Ben arkadaşları beklerken barda oturdum, yanımdaki yakışıklı da Alex ve Yudum'un evlatlarından biri: Sinbad.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5280099663270562562" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SUauqyfmywI/AAAAAAAABfg/H_KjAwTWcyo/s400/100_3272.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Herkes tatlara bayıldı, hayran kaldı. Herşey gerçekten muhteşemdi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5280099663788335826" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SUauq0bDYtI/AAAAAAAABfo/nCCuRlxOrLw/s400/100_3275.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Ben vegan olduğum için fotoğraftaki herşeyi yemedim haliyle, ama zaten yediklerimizin çoğu da veganlara uygundu. Dolmaların yeni pişmiş olması ve bir gün beklemesi gerekliliği falan filan hikâye. Hepsini götürdük. Nefisti. Ama mutlaka övmem gereken bir şey var:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt; TOPİK! Ben öyle kolay kolay beğenmem topik. 'Harika olmuş Yudum, muhteşem!' diye kaç kez söyledim hatırlamıyorum. Ama sırf bu değil, tüm tatlar herkesi hem mutlu hem de mest etti. Müthiş bir mutfak. Herşey var ve son derece şık ve zarif bir sunumla da önünüze geliyor. Sizi anlayan birileri olması ve sizin zevkinize, keyfinize göre masayı donatması çok keyifli, çok hoş bir durum.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5280099680768912210" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SUaurzria1I/AAAAAAAABfw/v5hMZ99EnDc/s400/100_3276.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Evet, ben bir aksilik çıkmazsa ve İstanbul'da olursam bu sene Nisan ayında doğum günümü kesinlikle Prokopi'de kutlamaya kararlıyım.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;Ellerinize, beyninize, gönlünüze sağlık Alex, Yudum ve emeği geçen herkes.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Herkese tavsiye ederim gidin ve şımarmanın, şımartılmanın tadını çıkartın...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;PROKOPİ BEYOĞLU&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#ff0000;"&gt;Kurabiye Sokak No. 17 Beyoğlu - İstanbul&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#ff0000;"&gt;Tel: 0212 - 292 59 76&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1316834128884427256-7000445970286734425?l=yazinotlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazinotlari.blogspot.com/feeds/7000445970286734425/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1316834128884427256&amp;postID=7000445970286734425&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/7000445970286734425'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/7000445970286734425'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazinotlari.blogspot.com/2008/12/prokopi-beyolu.html' title='Prokopi Beyoğlu'/><author><name>Nükhet Everi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00890596432803184814</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_MlrM2vFPnII/SIMAXtkBsHI/AAAAAAAAAAg/Eq2kV1KcgEc/S220/n%C3%BCn%C3%BCk.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SUauqnUfwlI/AAAAAAAABfY/j2tqrArPMrs/s72-c/100_3268.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1316834128884427256.post-4527658549334064389</id><published>2008-12-10T19:18:00.002+02:00</published><updated>2008-12-10T19:21:13.179+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eleştiri'/><title type='text'>Dünya İnsan Hakları Günü</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/ST_6bvy_dnI/AAAAAAAABew/85877IMF7Ok/s1600-h/100_3239.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5278212642895263346" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/ST_6bvy_dnI/AAAAAAAABew/85877IMF7Ok/s400/100_3239.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;YORUMSUZ&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1316834128884427256-4527658549334064389?l=yazinotlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazinotlari.blogspot.com/feeds/4527658549334064389/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1316834128884427256&amp;postID=4527658549334064389&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/4527658549334064389'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/4527658549334064389'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazinotlari.blogspot.com/2008/12/dnya-insan-haklar-gn.html' title='Dünya İnsan Hakları Günü'/><author><name>Nükhet Everi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00890596432803184814</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_MlrM2vFPnII/SIMAXtkBsHI/AAAAAAAAAAg/Eq2kV1KcgEc/S220/n%C3%BCn%C3%BCk.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/ST_6bvy_dnI/AAAAAAAABew/85877IMF7Ok/s72-c/100_3239.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1316834128884427256.post-1084743704041361809</id><published>2008-12-07T21:48:00.013+02:00</published><updated>2008-12-08T02:00:08.392+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mardin Günlükleri'/><title type='text'>Mardin Hatırası...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Son Mardin gezisinden cicilerim geldi. :)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;Son turumda grubumda çok hoş bir aile vardı. Nejla, Muhammet ve Bahadır Tatar ailesi. Ben onları çok sevdim. Aydın, bilgili, kültürlü ve çok zarif bir aile. Oğulları Bahadır ile çok iyi arkadaş olduk. Keşke her aile böyle olsa, keşke her aile evlâdını böyle yetiştirse dedirttiler bana.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Dün mail kutum bir sürü fotoğrafla doldu. Nasıl sevindim. Muhammet bey çektiği fotoğrafları yollamış. Bunu herkes yapmaz. Genelde sözler verilir, adresler telefonlar alınır, ama kimse yollamaz fotoğrafları nedense. (Almanlar böyle değildi, onlar da yavaş yavaş değişiyor, yoksa bize mi benzemeye başladılar?)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Fotoğrafların arasından en beğendiklerimi seçtim. Buyurun...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5277139613245911922" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; height: 300px; text-align: center;" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/STwqhM2qM3I/AAAAAAAABdg/fvXTzsE4bHA/s400/MARD%C4%B0N+024.jpg" border="0" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Bu fotoğrafta yürüyerek Mardin turu yaparken (Mardin yürüyerek gezilir) Cumhuriyet Meydanı'ndan Mardin çarşısına girdiğimizde... Nejla hanım ve Bahadır'la...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5277140526616378834" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; height: 300px; text-align: center;" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/STwrWXbJfdI/AAAAAAAABdo/1naAobvyojM/s400/MARD%C4%B0N+025.jpg" border="0" /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Beyaz eşekler olmazsa olmazıdırlar Mardin'in... Eşeğin üstündeki adama ne diyorsam o anda, bakışa bak adamda!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5277141479458976146" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; height: 300px; text-align: center;" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/STwsN1ChsZI/AAAAAAAABdw/M7t545VisxE/s400/MARD%C4%B0N+009.jpg" border="0" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Kırklar Kilisesi'nin avlusunda bilgi veriyorum.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5277142706765578690" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; height: 300px; text-align: center;" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/STwtVRHOQcI/AAAAAAAABd4/X5gzRyWWoLU/s400/MARD%C4%B0N+085.jpg" border="0" /&gt; &lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Midyat, Deyrulumur Manastırı'nda toplu fotoğraf.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5277143525558006674" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; height: 300px; text-align: center;" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/STwuE7WjM5I/AAAAAAAABeA/Ky5suHoq_SI/s400/MARD%C4%B0N+089.jpg" border="0" /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;Bu fotoğrafta Turabdin Metropoliti Samuel Aktaş, Kalite ve Çevre Kurulu'nun Yönetim Kurulu üyeleriyle yörenin sorunlarını konuşuyor. Umarım söz verildiği gibi ilgilenilir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5277144324240633202" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; height: 300px; text-align: center;" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/STwuzarU7XI/AAAAAAAABeI/hapEbOZX_4Y/s400/MARD%C4%B0N+099.jpg" border="0" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Bahadır, Muhammet ve Nejla Tatar Devlet Konukevi'nin terasında. Arka planda biraz Midyat manzarası ve Derga Pluto Süryani Protestan Kilisesi...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5277146115906026674" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; height: 300px; text-align: center;" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/STwwbtJpPLI/AAAAAAAABeQ/GRkb7sUz5yo/s400/MARD%C4%B0N+057.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5277146116988584386" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; height: 300px; text-align: center;" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/STwwbxLvwcI/AAAAAAAABeY/JMaRaODbNAk/s400/MARD%C4%B0N+060.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Cercis Murat Konağı'nda akşam yemeği... Her zamanki gibi muhteşem! Bu arada, ben en iyi masaya düştüm. Çok mutlu oldum. En iyi sohbet bizdeydi. Sonerciğimin servisi, zerafeti ve esprileri ile daha da renklendi&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt; gece... (Soner üstteki fotoğrafta yanımda)&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5277148616231054946" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; height: 300px; text-align: center;" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/STwytPllbmI/AAAAAAAABeg/h03hlu1bICM/s400/MARD%C4%B0N+140.jpg" border="0" /&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Oyak Çimento'da son akşam yemekte... Bahadır yanımda gene. Gene güzel bir sohbet...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5277149569473540978" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; height: 300px; text-align: center;" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/STwzkusTc3I/AAAAAAAABeo/T5vC14AiOIs/s400/MARD%C4%B0N+207.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Ankara'dan gelenler Hasankeyf'e de gittiler. Muhammet bey ve Nejla hanım bir Hasankeyf hatırası da çektirmişler...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt; &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1316834128884427256-1084743704041361809?l=yazinotlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazinotlari.blogspot.com/feeds/1084743704041361809/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1316834128884427256&amp;postID=1084743704041361809&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/1084743704041361809'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/1084743704041361809'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazinotlari.blogspot.com/2008/12/mardin-hatras.html' title='Mardin Hatırası...'/><author><name>Nükhet Everi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00890596432803184814</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_MlrM2vFPnII/SIMAXtkBsHI/AAAAAAAAAAg/Eq2kV1KcgEc/S220/n%C3%BCn%C3%BCk.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/STwqhM2qM3I/AAAAAAAABdg/fvXTzsE4bHA/s72-c/MARD%C4%B0N+024.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1316834128884427256.post-7712373321074039019</id><published>2008-12-06T13:36:00.014+02:00</published><updated>2008-12-07T11:57:57.896+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Oradan buradan havadan sudan'/><title type='text'>Oradan, buradan, havadan, sudan - 13</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Tatil günleri geldi çattı ama ben tatil matil yapmıyorum haliyle. Benim tatil anlayışım farklı. Öyle herkesin tatil yaptığı günler bana uymaz. Ama bir şekilde tatil sonuçta ve ben de bu günleri bir şekilde değerlendireceğim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Bu arada senaryoyu bitirdik, iş teknik detaylara kaldı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Her çalışma fotoğraflarda görüldüğü gibi yapıldı. Bol meyve, bol kuru yemiş. Aralarda yemek molaları. (Tabiî benim yediklerim vegan.) Ama bu şekilde devam ederse çalışmalar, ya da her senaryo çalışması böyle olursa yandım. Yürüyüşleri sıklaştırmam lâzım gelir. (Bu arada iki fotoğraf da farklı çalışma günlerinde çekildi.)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5276645001235093426" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/STpoq_h1V7I/AAAAAAAABaI/un8Qn1jjRQ8/s400/100_3237.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5276644999515040770" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/STpoq5HvbAI/AAAAAAAABaQ/69zdykwKJwU/s400/100_3238.jpg" border="0" /&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Evet, önümüzdeki tatil günlerini nasıl geçirmeyi planlıyorum?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Tabiî öncelikle şu hikâyesi bana ait olan senaryomla ilgilenmek istiyorum biraz. Fotoğrafta da görüldüğü gibi, senaryo notları, sinopsis, tretman çalışması, karakter analizleriyle ilgili notlar ortaya çıkmış ve çalışma başlatılmıştır. (Bu arada fotoğrafa dikkatli bakanlar arkadaki panoda en sevdiğim aktörü görebilirler. Erkan Petekkaya!) Bu günlerden istifade, epey bir yol alma umudundayım. Dün bayağı kafa patlattım bu konuda. Şimdi onları yazıya dökme zamanıdır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5276646911795212626" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/STpqaM63MVI/AAAAAAAABaY/emrEtmJe-_0/s400/100_3240.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Sistemli bir şekilde Ermenice çalışacağım. Uzun zamandır ihmal ediyordum. Kitaplar, sözlükler, defterler ve daha neler neler hepsi çıktı ortaya yeniden.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5276982080655837042" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 219px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/STubPmOXx3I/AAAAAAAABcQ/M9S3LR7gBvA/s320/img732.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5276982084678253522" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 228px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/STubP1NY-9I/AAAAAAAABcY/DUxST-1ZRuI/s320/img731.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Doğal olarak okunması ya da bitirilmesi gereken kitaplar listesi de yapıldı:&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Senaryo yazıyor, yazabiliyor olmak bu konuda kitap okunmayacak demek değil haliyle. Michel Chion'un &lt;em&gt;'Bir Senaryo Yazmak'&lt;/em&gt; isimli kitabı sırada.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5276983356013952482" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 222px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/STucZ1TcPeI/AAAAAAAABcw/SXuRWc8RISQ/s320/img734.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;John Berger'in &lt;em&gt;'Görme Biçimleri'&lt;/em&gt; çok enteresan. Epey bir incelendi tarafımdan, şimdi adam gibi okunmayı bekliyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5276983364365039218" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 212px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/STucaUaftnI/AAAAAAAABdA/6glyPnu7He4/s320/img733.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Robet McKee'yi her zaman el altında tutmak gerek. '&lt;em&gt;Story&lt;/em&gt;' başucu kitaplarımdan, bir kez daha okuma kararı aldım...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5276983360900344978" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 207px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/STucaHgcrJI/AAAAAAAABc4/nWSL_OhNRpc/s320/img735.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Okuduğum ama kendi senaryom için yeniden incelemem gereken iki önemli kitap Ece Temelkuran'ın &lt;em&gt;'Ağrı'nın Derinliği&lt;/em&gt; ve Hrant Dink'in &lt;em&gt;'İki Yakın Halk, İki Uzak Komşu'&lt;/em&gt; isimli kitapları.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5276983345936290354" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 226px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/STucZPwvUjI/AAAAAAAABcg/-WsLHvcXk6M/s320/img737.jpg" border="0" /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5276984201380822466" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 276px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/STudLCim_cI/AAAAAAAABdQ/0ljm-qCftFw/s320/kitap.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Sevgili dostum, rehber meslektaşım Turgay Tuna'nın &lt;em&gt;'Bilinmeyen Kapadokya'&lt;/em&gt; ve Paul Lemerle'in &lt;em&gt;'Bizans Tarihi'&lt;/em&gt; de okunma sırasında.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5276984203205429074" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 201px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/STudLJVoR1I/AAAAAAAABdI/OQ6-dGdYNcQ/s320/img738.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5276983348377284114" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 216px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/STucZY2t7hI/AAAAAAAABco/NraMWXjTfv8/s320/img736.jpg" border="0" /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1316834128884427256-7712373321074039019?l=yazinotlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazinotlari.blogspot.com/feeds/7712373321074039019/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1316834128884427256&amp;postID=7712373321074039019&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/7712373321074039019'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/7712373321074039019'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazinotlari.blogspot.com/2008/12/oradan-buradan-havadan-sudan-13.html' title='Oradan, buradan, havadan, sudan - 13'/><author><name>Nükhet Everi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00890596432803184814</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_MlrM2vFPnII/SIMAXtkBsHI/AAAAAAAAAAg/Eq2kV1KcgEc/S220/n%C3%BCn%C3%BCk.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/STpoq_h1V7I/AAAAAAAABaI/un8Qn1jjRQ8/s72-c/100_3237.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1316834128884427256.post-1842002039443468886</id><published>2008-11-29T00:04:00.035+02:00</published><updated>2008-12-21T15:10:06.625+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mim'/><title type='text'>Benim TOP 10 MEKÂN Listem...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Evet, geç de olsa bana paslanan mim'e cevap yazayım bakalım...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Gerçeği söylemek gerekirse, bu cevabın gecikme nedenlerinden biri son haftalardaki şu senaryo telaşı, neyse bitirdik onu ayrıca yazacağım, bir diğeri ise İstanbul ve İstanbul'daki değişik mekânları nasıl izah edeyim, hangi kategoriye sokayım, neyi nereye yazayım derdi idi. Ama düşündüm taşındım ve yazıya başlamadan şunu belirtmeden geçemeyeceğim:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Ben eski bir İstanbul ailesinin çocuğuyum. Yani gerçek İstanbulluyum! Öyle sonradan olma falan değil. Yani bu şehirde azınlığım. Şimdi, demem odur ki, aşağıdaki listedeki her yer hayatımdan çıkabilir, yarın beni mutlu etmiyor ya da ilgilendirmiyor olabilir, ama İstanbul asla ne nefret edilen, ne kaçılan vs mekân olacaktır. Ne yazık ki gerçek İstanbullular ya öyle bön bön oturup bir şey yapmıyorlar bu şehir için ve sırf eleştiriyorlar, ya da kaçıp başka yerlere yerleşiyorlar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Ben İstanbul'a aşığım, İstanbul benim şehrim, başka yerde yaşamayı düşünmem. Aşağıdaki liste olmasa da, İstanbul hep olacaktır hayatımda, ya da ben İstanbul'da...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Zaten listeye bakınca anlayacaksınız...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;Evet, sıralayalım bakalım en sevdiğim, mutlu olduğum, benim için bir şeyler ifade eden 10 yeri...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;strong&gt;1 - Mardin:&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;Mardin... İstanbul'dan sonraki en büyük aşkım. Hayatın ve zamanın akışını yavaşlatabildiğim, zamanı durdurabilme noktasına gelebildiğim yegâne yer. Mardin'in her noktası, ilçesi, köyü güzel ve özel ama ben özellikle Mardin merkez'de mutluluğu hissedebiliyorum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;Nefes aldığımı hissettiğim bir yer Mardin. Büyülü Mardin...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5273836720371913010" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; height: 265px; text-align: center;" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/STBujiEt0TI/AAAAAAAABV4/frbYm5x2C7k/s400/41890029.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Tabiî ki Mardin'in her köşesi özel, her noktası ayrı bir duygu yükler adama ama ben mutlaka ve mutlaka Cercis Murat Konağı'nda yemek yemeli, şarap içmeli ve Suriye ovasına doğru bakıp yalnızca benim Mardin'i değil Mardin'in de beni sevdiğini tekrar tekrar idrak etmeliyim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5273837849096862674" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; height: 270px; text-align: center;" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/STBvlO5tu9I/AAAAAAAABWA/K-wBOU33c0c/s400/130.JPG" border="0" /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Bir de mutlaka Marangozlar Kahvesi'ne gitmeli, tanıdık birileriyle muhabbet edip güzel bir mırra içmeliyim...&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5274975791807086850" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; height: 275px; text-align: center;" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/STR6iN1yQQI/AAAAAAAABX4/qMXlqalsDGQ/s400/img031.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5274976652627481442" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; height: 332px; text-align: center;" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/STR7UUpXE2I/AAAAAAAABYA/3lJjXWTdYPw/s400/200_1.jpg" border="0" /&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;2 - Kınalıada:&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5273841264268294002" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; height: 90px; text-align: center;" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/STBysBaCN3I/AAAAAAAABWI/-zcxADsvZ_8/s400/100_1899_1.jpg" border="0" /&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Ben bir isloman olarak pek çok adaya takıntlıyımdır ama en büyük takıntım Kınalıada. Kınalıada benim kendimi bulduğum, mutlu olduğum ve bir mutluluğumu da gömdüğüm mekândır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5273841749758579138" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; height: 300px; text-align: center;" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/STBzIR_8EcI/AAAAAAAABWQ/ytEh5z4WaSo/s400/100_1882.jpg" border="0" /&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Kınalıada'ya gitmişken Prokopi Teras'ta güneşin batışını seyretmek hem güzeldir hem de hüzünlü. Hele bir de sevgili Alex'in özenle seçtiği Arto Tunçboyacıyan besteleri size ve güneşin batışına eşlik ediyorsa...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5273842871293148978" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; height: 300px; text-align: center;" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/STB0JkCnfzI/AAAAAAAABWY/-QaN-kkNlr0/s400/100_1879.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;strong&gt;3 - Bebek:&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5273844447149710866" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; height: 300px; text-align: center;" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/STB1lSkGXhI/AAAAAAAABWg/OhxZigSK96s/s400/Bebek_Istanbul%5B1%5D.jpg" border="0" /&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Doğduğum, büyüdüğüm semt. Her ne kadar son yıllarda bence olumlu diyemeyeceğim bir büyüme, gelişme ve değişim içine girip artık tanınmayacak hale gelmişse de, orayı gerçek Bebek'lilerin enerjisinden mahrum kılmak biz Bebeklilere yakışmaz düşüncesini ben de diğer Bebeklilerle can-ı gönülden paylaşıyorum. Bu nedenle hâlâ her fırsatta Bebek'te yürüyüşler yapıyorum, eskiden oturduğumuz evlere, bir zamanlar büyükbabamın fotoğrafçı dükkânı olan mekâna, eşin dostun evlerine bakıyor, sokaklarda, ara sokaklarda gezip duruyor, mutlaka Bebek Kahve'de birkaç tane çay içip Selocuğumla sohbet ediyorum. Benim kuaförüm bile Bebek'te.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;strong&gt;4- Kilyos:&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5273848447192593954" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; height: 300px; text-align: center;" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/STB5OH4o9iI/AAAAAAAABWo/3d7xz-s1Qc4/s400/Kilyos.jpg" border="0" /&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Son yıllarda ciddi anlamda takıntı haline gelen tutkularımdan biri. Belki Tarabya'da oturuyor olmanın avantajı da olabilir ama mutlaka bir kaçamak yapmak istediğimde aklıma ilk gelen mekân. Yaz ayları dışında her zaman gitmekten zevk aldığım, Mehtap Restoran'a yayılıp saatlerce uzatılmış bir öğlen yemeğinin tadını çıkardığım ve sahilde mutlaka uzun yürüyüşler yaptığım mekân.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;strong&gt;5 - Cunda:&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Ege'de o kadar çok sevdiğim hatta aşık olduğum yer var ki... Ama bunların içinde Cunda biraz öne geçer... Sebebini bilemiyorum. Doğal halini yakalamayı sevdiğim için yaz aylarında gitmekten kaçındığım bir yer... Ruhumun en derinlerine inebilen bir mekân.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Taş Kahve...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5274965642011328754" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 265px; height: 400px; text-align: center;" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/STRxTa55wPI/AAAAAAAABXI/Bk9OnMZRRSY/s400/030.JPG" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;İğde Ağacım...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5274966423889562018" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 265px; height: 400px; text-align: center;" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/STRyA7oMyaI/AAAAAAAABXQ/HIw6ZnidXzM/s400/029.JPG" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Dünyanın bence en güzel sahili Pateriça...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5274967088756382818" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; height: 265px; text-align: center;" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/STRynoczXGI/AAAAAAAABXY/GDuLn-4m7nE/s400/061.JPG" border="0" /&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;ve günün birinde mutlaka hayâlimdeki bir olayı gerçekleştireceğim Ayışığı Manastırı...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5274967926901328370" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 265px; height: 400px; text-align: center;" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/STRzYayISfI/AAAAAAAABXg/y-HxtdyI0-c/s400/079.JPG" border="0" /&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;strong&gt;6 - Selçuk ve Efes:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Bu aşkı anlatmanın, anlatabilmenin imkânı yok. Bunu baştan söylemeliyim. O kadar büyük bir aşk ki, turlarda bile turistlerim benim onları orada terk edeceğimi ve yola onlarla devam etmeyeceğimi düşünürler. O kadar büyük bir aşk ki, bana orada arsa aldırdı, ev yaptırdı... Ama hâlâ ev tam olarak bitmedi, içinde birkaç eksiği var. Fazla işi yok. Bu işi bitirmek evi tamamlamak gerek.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5274981610158252146" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 278px; height: 400px; text-align: center;" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/STR_044zYHI/AAAAAAAABYY/9rMG4eurU4U/s400/img145.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5274972830796350706" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; height: 266px; text-align: center;" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/STR313N0BPI/AAAAAAAABXw/tFowlp0-bIg/s400/DSC_0091.JPG" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5274972826237392466" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; height: 266px; text-align: center;" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/STR31mO31lI/AAAAAAAABXo/Rzkt4doPiM8/s400/DSC_0056.JPG" border="0" /&gt; &lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;7 - Yerevan / Ermenistan:&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Bu şehir ve bu ülke hayatımda çok şeyi değiştirdi. Özellikle de artık dünyanın hiçbir yeri ilgimi çekmez oldu. Yani şöyle: Artık hiçbir yere illâ ki gidesim yok. Mutlaka şuraya gitmeliyim, buraya gitmeliyimlerim bitti bu memleketin suyunu içtikten sonra. Hayatta en çok özlediğim yer diyebilirim. Mimarisiyle, ressamlarıyla, müzisyenleriyle, herşeyiyle benim ruhuma, beynime, gönlüme gerçek anlamda hitap eden yerlerden biri...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5274981602050785426" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; height: 267px; text-align: center;" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/STR_0ar1QJI/AAAAAAAABYI/Lrg03Xoz-18/s400/armenia-yerevan-mtg.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5274981616531879858" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 262px; height: 400px; text-align: center;" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/STR_1QoZN7I/AAAAAAAABYo/HIfuYozkwZE/s400/img416.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5274981613965780418" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; height: 263px; text-align: center;" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/STR_1HElpcI/AAAAAAAABYg/J3gU5OuUseE/s400/img279.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5274981604443084738" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; height: 266px; text-align: center;" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/STR_0jmM18I/AAAAAAAABYQ/Y19AT47ojXc/s400/Ararat.bmp" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;8 - La Habana / Cuba&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Küba'da çalışan ilk Türk kadını olduğumu biliyor musunuz? O zamanlar ne güzeldi. Dönmek istemezdim oralardan. Che Guevara'nın (Çe Gevara diye okunur, lütfen!!!) babası yaşıyordu ve ben onunla tanışmış ve uzunca bir dönem görüşmüştüm. Che'nin meşhur fotoğrafını çeken Alberto Korda ile de tanışmıştım. Hayatımın en güzel günleri, ayları, hatta yıllarıydı...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5274986434637628194" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; height: 320px; text-align: center;" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/STSENteUgyI/AAAAAAAABYw/Kyt9H19msrE/s400/img334.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5274986431349685378" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; height: 300px; text-align: center;" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/STSENhOafII/AAAAAAAABY4/83dSF5WOQg0/s400/img333.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5274986438587822642" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; height: 320px; text-align: center;" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/STSEN8MHsjI/AAAAAAAABZA/YyA7z-O4M0s/s400/img335.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;strong&gt;9 - Floransa:&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Mardin'deki duyguların benzerini yaşadığım ender şehirlerden biri. Floransa'yı yürüyerek gezmek, müzelerde zamanı unutmak, sokaklarda her binayı incelemek, dinlenmek için bir kahveye oturup kahve içmek, dükkân dükkân dolaşıp en güzel kırmızı şarapları, grappaları ve zeytinyağları almak... Büyülü bir şehir.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5274990039589335154" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; height: 291px; text-align: center;" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/STSHfi9yMHI/AAAAAAAABZQ/BtfdwJZMOdw/s400/img317.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5274990035568325010" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 269px; height: 400px; text-align: center;" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/STSHfT_GcZI/AAAAAAAABZI/N8fbhV95u_o/s400/img316.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5274990050824994706" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; height: 286px; text-align: center;" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/STSHgM0kv5I/AAAAAAAABZY/CR1p81FSPGQ/s400/img318.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;strong&gt;10 - Kars ve Ani:&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Kars ve Ani... Beni mimari açıdan ve içlerinde taşıdıkları derin hüzün ve acılarla oldum bittim müthiş etkilemişlerdir... Fazla söze ne hacet?&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5274993827154631682" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; height: 265px; text-align: center;" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/STSK8AvuHAI/AAAAAAAABZg/qnlybAlHUhU/s400/097.JPG" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5274993833155777474" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; height: 265px; text-align: center;" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/STSK8XGgU8I/AAAAAAAABZo/UyPnI8UncAE/s400/098.JPG" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5274993842865359714" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 265px; height: 400px; text-align: center;" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/STSK87Rcy2I/AAAAAAAABZw/pl-NLXIOg_4/s400/109.JPG" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5274993851376447890" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; height: 265px; text-align: center;" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/STSK9a-psZI/AAAAAAAABaA/D4ZZX18TNDc/s400/126.JPG" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5274993845196230994" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; height: 267px; text-align: center;" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/STSK9D9LEVI/AAAAAAAABZ4/JzNcHmQCrkE/s400/118.JPG" border="0" /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Doğal olarak herkesin listesi gibi benim liste de uzar gider... Yesemek, Antakya, Bergama, Troya, Hakkâri, Artvin, Lizbon, Paris, Viyana, Prag, Barcelona, Marsilya, Verona vs vs vs...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Bu mim'i bu kadar geç cevapladığım için özür diler ve mimi bu konuda yazmaya hevesli herkese paslarım...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1316834128884427256-1842002039443468886?l=yazinotlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazinotlari.blogspot.com/feeds/1842002039443468886/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1316834128884427256&amp;postID=1842002039443468886&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/1842002039443468886'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/1842002039443468886'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazinotlari.blogspot.com/2008/11/benim-top-10-mekn-listem.html' title='Benim TOP 10 MEKÂN Listem...'/><author><name>Nükhet Everi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00890596432803184814</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_MlrM2vFPnII/SIMAXtkBsHI/AAAAAAAAAAg/Eq2kV1KcgEc/S220/n%C3%BCn%C3%BCk.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/STBujiEt0TI/AAAAAAAABV4/frbYm5x2C7k/s72-c/41890029.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1316834128884427256.post-2377808784732682137</id><published>2008-11-24T16:50:00.001+02:00</published><updated>2008-11-27T21:52:00.694+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eleştiri'/><title type='text'>Uyan, Kafayı Ye, Sonra da Aklını Başına Topla !!!</title><content type='html'>&lt;object width="400" height="225"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true" /&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always" /&gt;&lt;param name="movie" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=2316052&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=1&amp;amp;show_byline=1&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=&amp;amp;fullscreen=1" /&gt;&lt;embed src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=2316052&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=1&amp;amp;show_byline=1&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=&amp;amp;fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="400" height="225"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://vimeo.com/2316052"&gt;Wake Up, Freak Out - then Get a Grip (Türkçe)&lt;/a&gt; from &lt;a href="http://vimeo.com/user832143"&gt;de scape&lt;/a&gt; on &lt;a href="http://vimeo.com"&gt;Vimeo&lt;/a&gt;.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1316834128884427256-2377808784732682137?l=yazinotlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazinotlari.blogspot.com/feeds/2377808784732682137/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1316834128884427256&amp;postID=2377808784732682137&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/2377808784732682137'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/2377808784732682137'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazinotlari.blogspot.com/2008/11/uyan-kafay-ye-sonra-da-akln-bana-topla.html' title='Uyan, Kafayı Ye, Sonra da Aklını Başına Topla !!!'/><author><name>Nükhet Everi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00890596432803184814</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_MlrM2vFPnII/SIMAXtkBsHI/AAAAAAAAAAg/Eq2kV1KcgEc/S220/n%C3%BCn%C3%BCk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1316834128884427256.post-7041609284648298792</id><published>2008-11-22T20:42:00.024+02:00</published><updated>2008-11-27T21:05:31.231+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Oradan buradan havadan sudan'/><title type='text'>Oradan, buradan, havadan, sudan - 12</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Uzun zamandır buraları ihmal ettim biliyorum. Ama döndüm. ;)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Şimdi bakalım neler olmuş geçen zaman içinde...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Öncelikle gemi sezonu bitti. Artık bir müddet sabahın köründe, gün ışımadan Salıpazarı'nda gemi bekleyip çay içmeyeceğiz gibi görünüyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5271561346725052466" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SShZHWs6ADI/AAAAAAAABTg/lfwna4k6wuw/s400/100_3049.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Bu arada en son gemide tur esnasında kalp krizi geçiren ve Amerikan Hastanesi'nde yoğun bakıma alınan sevgili Rozi Mizrahi'ye acil şifalar diliyor, geçmiş olsun diyorum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5271562199370202658" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SShZ4_DWfiI/AAAAAAAABTo/_eDEwJfSehA/s400/100_3035.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Gene son gemide Almancacı rehber arkadaşım, meslektaşım Ahmet Aybar bana bir hatıra fotoğrafı verdi. Geçenlerde gene Salıpazarı'nda, gene gemi beklerken çekilmişti bu fotoğraf. Esinciğimle birlikte.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5271573288857264546" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 266px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SShj-enGYaI/AAAAAAAABUA/ix1lR1Cz07g/s400/img727.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Ben bu arada vegan yoğurt işini bayağı bir geliştirdim. Vegan blogumda tarifi var. Tarkan sağolsun bana Berlin'den vegan yoğurt getirmişti, onu soya sütüyle mayalayarak elde ettiğim yoğurt muhteşem bir şey oldu. Devamlı yoğurt yapıyorum.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5271562894951386738" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SShaheS1DnI/AAAAAAAABTw/kRmnUiZSSxg/s400/100_3174.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Bugün de badem kreması yaptım. Harika bir raw food.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5271563756097019698" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SShbTmT8nzI/AAAAAAAABT4/7OS5EOu6CjI/s400/100_3234.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Geçenlerde benim Yorgo'nun arkadaşları geldi Yunanistan'dan. Onlarla İstanbul turu yaptık. Aslında Boğaz turu denebilir. Haliç, Pier Loti, Patrikhane ziyaretleri yapıp köprüden karşıya geçtik, Üsküdar, Salacak, Anadolu yakasında kıyı kıyı Beykoz'a kadar gittik, Beykoz'da kahve içip ikinci köprüden Avrupa yakasına geçip Tarabya'da Hristo'da öğle yemeği yiyip bu sefer de Avrupa yakasında kıyı kıyı Ortaköy'e kadar gittik. Ben orada onlardan ayrıldım.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5271580697587675794" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SShqtuSE8pI/AAAAAAAABU4/oTCWpue2Gyo/s400/100_3207.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5271575721688148658" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SShmMFnLqrI/AAAAAAAABUI/PAIVBqjkgxw/s400/100_3199.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5271576947318445090" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SShnTbcN1CI/AAAAAAAABUY/qbBcZP9SV4o/s400/100_3208.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Son gemi turunda Mısır Çarşısı'nda Ayfer Kaur'a bir adamcağız geldi, biber satıyordu, kıyamadım aldım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5271577992144262162" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SShoQPuGlBI/AAAAAAAABUg/r5gOUvw9Ijs/s400/100_3209.jpg" border="0" /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Evde hemen astım, yarısını Zeynep'e vereceğim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5271579039439820994" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SShpNNM0mMI/AAAAAAAABUo/sxazQo-o24E/s400/100_3219.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Dün Yönetim kurulu toplantısı için Rehberler Odası'ndaydım. beni hoş bir sürpriz bekliyordu. Sevgili arkadaşım ve meslektaşım Saffet Emre Tonguç yeni kitabı 'Avrupa'da Görülecek 101 Yer'i yollamış, imzalamış da. Canım benim. Hayırlı olsun bakalım!&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5271584849403073250" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 204px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SShufZAAUuI/AAAAAAAABVY/3HGR3nMVTs0/s400/img730.jpg" border="0" /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Bugün arabayı servise götürdüm. Yarın feci soğuk geliyor. Yağı, suyu, antifrizi derken biraz oyalandım orada.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5271582261534240946" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SShsIwb_sLI/AAAAAAAABVA/Pj6DAKgCC6o/s400/100_3220.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Sinan'ın köpeği Lady doğurmuş. 7 bebeği var. Çok güzeller. 3 erkek, 4 dişi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5271583067003981218" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SShs3pC8jaI/AAAAAAAABVI/rrr7klvxEUs/s400/100_3224.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5271583641682906754" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SShtZF5FDoI/AAAAAAAABVQ/7CIl9LULkGQ/s400/100_3222.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Yarın senaryo çalışması var, bugünlük bu kadar. Yazarım gene... :))))&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1316834128884427256-7041609284648298792?l=yazinotlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazinotlari.blogspot.com/feeds/7041609284648298792/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1316834128884427256&amp;postID=7041609284648298792&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/7041609284648298792'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/7041609284648298792'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazinotlari.blogspot.com/2008/11/oradan-buradan-havadan-sudan-12.html' title='Oradan, buradan, havadan, sudan - 12'/><author><name>Nükhet Everi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00890596432803184814</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_MlrM2vFPnII/SIMAXtkBsHI/AAAAAAAAAAg/Eq2kV1KcgEc/S220/n%C3%BCn%C3%BCk.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SShZHWs6ADI/AAAAAAAABTg/lfwna4k6wuw/s72-c/100_3049.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1316834128884427256.post-5197585007719735913</id><published>2008-11-11T23:43:00.005+02:00</published><updated>2008-11-27T21:36:04.019+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şu Bizim Film İşleri...'/><title type='text'>Kısa Film</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Benim oyuncu koçluğunu yaptığım, senaryosunu Çiğdem Topaloğlu'nun yazdığı ve yönetmenlerinden biri olduğu 'Taş, Kâğıt, Makas' adlı kısa filmin çekimleri tamamlandı.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Okuma provaları ve oyuncu çalışmaları sonrası ilk çekimlerde Mardin'de olmam nedeniyle bulunamadım ama son sahnelerin çekimi geçtiğimiz Pazar gününe kalınca ben de oradaydım.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;Hava soğuktu, bulutlar güneşi gölgeleye gölgeleye ekibi delirtti, oyuncular dondu, bizler de üşüdük ama gene de çekimler tamamlandı ve eminim güzel bir iş çıktı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;Şimdi artık iş kurgu masasına kaldı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;Çocukların konuşmadan da, oyun oynayarak anlaşabileceklerini anlatan bu filmi eminim herkes sevecek.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;İşte setten bazı görüntüler... Herkesin eline, gönlüne, beynine sağlık...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5267522481783229522" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SRn_yeUSzFI/AAAAAAAABSY/KLXbMWWDx-4/s400/100_3184.jpg" border="0" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5267522488564098978" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SRn_y3k-p6I/AAAAAAAABSg/0uz1evc8Igc/s400/100_3186.jpg" border="0" /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5267522497599974594" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SRn_zZPTLMI/AAAAAAAABSo/tIaHvxQJPkw/s400/100_3187.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5267522512159556530" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SRn_0Pekw7I/AAAAAAAABSw/sHCMWhyIhoY/s400/100_3189.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5267522518401171682" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SRn_0musQOI/AAAAAAAABS4/MrMh-GubQ94/s400/100_3191.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5267523598345039090" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SRoAzd1X7PI/AAAAAAAABTA/MQvRhHawe6o/s400/100_3192.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5267523632480307058" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SRoA1c_2x3I/AAAAAAAABTI/jXpCoOccWl8/s400/100_3193.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5267523638847147522" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SRoA10t1DgI/AAAAAAAABTQ/XtSzGyU_bV0/s400/100_3194.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5267523651146798978" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SRoA2iiS14I/AAAAAAAABTY/bR4PsKAa9mw/s400/100_3195.jpg" border="0" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1316834128884427256-5197585007719735913?l=yazinotlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazinotlari.blogspot.com/feeds/5197585007719735913/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1316834128884427256&amp;postID=5197585007719735913&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/5197585007719735913'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/5197585007719735913'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazinotlari.blogspot.com/2008/11/ksa-film.html' title='Kısa Film'/><author><name>Nükhet Everi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00890596432803184814</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_MlrM2vFPnII/SIMAXtkBsHI/AAAAAAAAAAg/Eq2kV1KcgEc/S220/n%C3%BCn%C3%BCk.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SRn_yeUSzFI/AAAAAAAABSY/KLXbMWWDx-4/s72-c/100_3184.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1316834128884427256.post-4912687766650767246</id><published>2008-11-07T22:24:00.030+02:00</published><updated>2008-11-27T21:14:32.291+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mardin Günlükleri'/><title type='text'>Mardin Günlükleri - 1</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Aslında 2003’den beri Mardin’e her gidişimle ilgili düzenli günlük tutarım. Artık burada devam edeyim diyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son seyahatimde Türk grubum vardı. Mardin Çimento’nun bir işiydi. Kalite ve Çevre Kurulu’nun yönetim kurulu toplantısı Mardin’de yapılacak ve geriye kalan zamanda da Mardin ve çevre gezisi yapılacaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyak Turizm’de programı yazdık ve Ekim sonunda Mardin Çimento’nun misafirhanesinde kalarak turumuzu da yaptık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30 Ekim’de İstanbul’dan Ankara’ya oradan da Mardin’e uçtuk. Mardin’e gelir gelmez hemen bir panoramik tur yaptık. Sonra Mardin Çimento’ya gidip yerleştik. Ben Mardin Çimento’nun bulunduğu alanı hep dışarıdan görürdüm. Nefis bir yeşil alan. Mardin’de olmayan bir yeşillik. Misafirhane harika. Personel cidden bir numara. Misafirhane beş yıldız otelleri aratmıyor dersem inanın abartmış olmam. Servis vs herşey harika.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, ben ilk gece Mardin’e gittim. Beni arabayla bıraktırdılar Mardin Çimento’dan ve gece yarısına doğru gene arabayla aldırdılar. Gece her zaman olduğu gibi Sakine ve Hasan Özcan’a davetliydim. Benim meşhur bakırcım. Ama önce Hasan’ın oğullarının yeni açtığı dükkâna gittim, Paçavat fırınına kiliçe (çörek) siparişi verdim. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5266015806464481394" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SRSlebXoWHI/AAAAAAAABPo/COg777kGxgA/s400/100_3076.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Sonra Hasanların eve gittik. Oğulları, kızları, gelin, torun müthiş bir şekilde karşılayıp ağırladılar gene beni. Sakineciğim benim için müthiş yaprak, pazı ve soğan sarma hazırlamış. Neredeyse koca tencerenin yarısını ben yedim. Harikaydı. Sakineciğim zaten müthiş yemek yapar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5266014653043544034" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SRSkbSipj-I/AAAAAAAABPg/464m6bC_Ro0/s400/100_3080.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;31 Ekim sabahı kahvaltıdan sonra genelde erkeklerin ağırlıkta olduğu yönetim kurulu toplantısı yapılırken, biz de hanımlarla Mardin’de çarşı pazar gezdik. Bol bol alışveriş yaptı hanımlar. Özellikle de Hasan’ın oğullarının yeni dükkânı biraz boşalttılar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5266022318325293170" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SRSrZd8O4HI/AAAAAAAABQI/rK7B1-XDnvI/s400/100_3074.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5266022322646278050" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SRSrZuCb36I/AAAAAAAABQQ/36YXqcWC6S4/s400/100_3075.jpg" border="0" /&gt; &lt;p align="justify"&gt;                                        &lt;span style="font-family:verdana;"&gt;(Bu fotoğraflar dükkân boşalmadan önce)&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Ben de bir koşu gidip Paçavat fırınından kiliçelerimi aldım. Bana özel, üstüne yumurta sürmeden yapmışlar. Leblebi de aldım, hani ‘Dağlı’ dediklerinden, karanfille kavrulmuş olan, Mardin’e has.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm çarşıyı ve 1. Caddeyi gezdik. Sabun, baharat, kumaş, eşarp, şal falan aldı herkes. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/span&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5266017034167204658" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SRSml46xOzI/AAAAAAAABPw/DGj8BMU-7u0/s400/100_3092.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5266018322598919250" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SRSnw4s0_FI/AAAAAAAABP4/x2g1GibLz5o/s400/100_3093.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5266021592404129442" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SRSqvNrI9qI/AAAAAAAABQA/UUAxijZ8qEM/s400/100_3094.jpg" border="0" /&gt; &lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Sonra da kuyumcuya gittik. Ben Tatlıdede kuyumcusunda sevgili kuyumcularım Hilal ve Kaan’la sohbet ederken, hanımlar alışveriş yaptılar. Ben de uzun zamandır göz koyduğum bir madalyonu inceledim durdum. Onu alacağım. (Bu madalyon Sıla dizisi için hazırlanmıştı. Orada da kullandılar ama almamışlar.)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5266024036607388418" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SRSs9fCm6wI/AAAAAAAABQY/fLfW-KKqhps/s400/100_3096.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5266025857340362898" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SRSundzLUJI/AAAAAAAABQg/75945UZ1YxA/s400/100_3097.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Öğle yemeği Mardin Çimento’daydı. Yemekten sonra tüm grup Mardin gezisi yaptık. Kırklar Kilisesi’nden başlayarak Postane’ye kadar her yeri yürüyerek gezdik. Marangozlar kahvesinde mırra içtik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5266026432973410626" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SRSvI-MykUI/AAAAAAAABQo/fBgYVGZkO0I/s400/100_3099.jpg" border="0" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5266026997390272450" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SRSvp00QZ8I/AAAAAAAABQw/2gqCQo2JOVs/s400/100_3100.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5266027539444150338" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SRSwJYH-MEI/AAAAAAAABQ4/XawblVGNjRY/s400/100_3104.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Turumuzu Nasra teyzeyi ziyaret ederek bitirdik. Nasra teyze, Süryani Kiliselerinin el baskısı perdelerini yapan son kişi.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5266028410011550754" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SRSw8DPahCI/AAAAAAAABRA/GI6reZDy3NM/s400/100_3117.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;Akşam yemeğimiz Cercis Murat Konağı’nda olduğu için fabrikaya geri dönüp hazırlandık ve tekrar Mardin’e döndük. Yemek her zamanki gibi muhteşemdi. Sonerciğim sağolsun bana uygun yemeklerle karnımı doyurdu ve bol bol mahlepli şarap içirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Kasım sabahı kahvaltıdan sonra Midyat – Nusaybin turumuz için yola çıktık. Önce Deyrulumur manastırını ziyaret ettik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5266032111777516082" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SRS0ThZMijI/AAAAAAAABRI/kVs1XkNUDgc/s400/100_3136.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5266032566631658386" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SRS0t_2385I/AAAAAAAABRQ/adLoYUDTV4g/s400/100_3138.jpg" border="0" /&gt; &lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;Ziyaret sonrası Metropolit Samuel Aktaş, Kalite ve Çevre Kurulu üyeleriyle Midyat köylerinin sorunlarını konuştu. Bakanlık görevlileri ilgilenme sözü verdiler. Umuyorum...&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5266033482807325794" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SRS1jU4LNGI/AAAAAAAABRY/eXW-zo7CQbc/s400/100_3141.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5266034001807556546" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SRS2BiTeP8I/AAAAAAAABRg/MXG-JUol5O0/s400/100_3142.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;Daha sonra Midyat’ı gezdik, sokakları arşınladık, Devlet Konukevi’ne gittik.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5266035785745196562" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SRS3pX_WZhI/AAAAAAAABRo/jILaRvONtBo/s400/100_3150.jpg" border="0" /&gt; &lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;(Onlar olmasa ne yapardık? Oyak turizmin müthiş başarılı elemanları Nida ve İpek. Arkadan bize zafer işareti mi, kulak mı, boynuz mu yaptığı anlaşılamayan sevgili Handan hanım bakıyor...)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğle yemeği Gelüşke Han’daydı. Hanımlar çarşıda alışveriş yaparken ben de acı kahvemi içip Reyhani oyunlarını seyrettim. Hastalanmaya başladığım için kıpırdayacak halim olmadığından oyunlara katılamadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mor Barsavmo Kilisesi’ni de ziyaret edip, diyakoz Ayhan beyle hoş bir sohbetten sonra, gereksiz bir saçmalıkla sabote edilen Anıtlı ziyaretini programdan çıkartıp Nusaybin’e doğru yola koyulduk.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5266036226057192194" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SRS4DAR6QwI/AAAAAAAABRw/kkWdo6JiZaw/s400/100_3154.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5266036887026899058" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SRS4pelXmHI/AAAAAAAABR4/7gY2syzB03I/s400/100_3157.jpg" border="0" /&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Nusaybin’de son tren istasyonunu gezdik. Her zaman orada keçiler olur, bu sefer yoktu. Daha sonra şehirde gördüm keçilerimi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5266037728788110818" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SRS5aeY4XeI/AAAAAAAABSA/Hz16lq-1oYQ/s400/100_3159.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5266038169845284578" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SRS50JdGvuI/AAAAAAAABSI/eiuSbSU_oXk/s400/100_3162.jpg" border="0" /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;Nusaybin’de Mor Yakup Kilisesi ve Zeynel Abidin Camii ve Sitti Zeynep türbeleri ziyaretinden sonra Kaçakçılar Çarşısı’nda mola verdim. Ben de alışveriş yaptım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5266039016884110930" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SRS6lc65hlI/AAAAAAAABSQ/NX9gLmgp3RQ/s400/100_3165.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;Sürme, kına, kına motifleri, çam sakızı ve üç tane de şal aldım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nusaybin’i severim ben. Mardin’den genelde elim kolum dolu ve aşırı para harcamış olarak dönerim ama bu sefer nedense öyle olmadı. Yukarıda saydıklarımın dışında da bir şey almadım açıkçası. Nasıl olduysa? Bir dahaki seyahate artık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dönüşte hava iyice kararmıştı. Mardin kalesi tamamen ışıklandırılmış, tüm şehir ışıl ışıl öyle güzeldi ki, dönecek olmanın verdiği ağırlık biniverdi üstüme, hüzünlendirdi beni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşam yemeğinden sonra içtiğim mahlepli Süryani şarabı ve uzun ve keyifli sohbetler keyfimi yerine getirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şunu gördüm bir kere daha: Ben bu şehirde misafir değil ev sahibiyim.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1316834128884427256-4912687766650767246?l=yazinotlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazinotlari.blogspot.com/feeds/4912687766650767246/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1316834128884427256&amp;postID=4912687766650767246&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/4912687766650767246'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/4912687766650767246'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazinotlari.blogspot.com/2008/11/mardin-gnlkleri-1.html' title='Mardin Günlükleri - 1'/><author><name>Nükhet Everi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00890596432803184814</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_MlrM2vFPnII/SIMAXtkBsHI/AAAAAAAAAAg/Eq2kV1KcgEc/S220/n%C3%BCn%C3%BCk.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SRSlebXoWHI/AAAAAAAABPo/COg777kGxgA/s72-c/100_3076.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1316834128884427256.post-3766296168592414236</id><published>2008-10-28T13:37:00.005+02:00</published><updated>2008-11-27T21:51:43.415+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eleştiri'/><title type='text'>Şimdilik evdeyiz... Bakalım...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Evet, söylenene göre geçici süre için açılmış bloglar. LigTV maçlarını korsan yayın yapıp izleten 60 blog yüzündenmiş bu eziyet.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Bu biraz teknik bilgi ve beceri gerektiren bir durum. Sen burayı kapatırken düşünemiyor musun ki, korsan yayın yapanı buradan yasaklarsam oradan gene yapar. Yapmak istedikten sonra yapar.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Gerçek neden bu mudur? Diğer yüzlerce hatta binlerce insanın günahı nedir? Sanki şahsi suç işlenmiş gibi şahsi bloglara girilince karşına çıkan yazı, hem de gerekçesiz vs nedir? Çok korkunç. Korku filmi gibi...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Sonumuz hayır ola demekten başka şey kalıyor mu? Umarım kalmaz... Bakalım, bekleyip göreceğiz.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Neyse, en azından şimdilik buradayız evlerimizdeyiz, kapıyı açıp girdik. Bacadan, pencereden, tünel kazarak evin altından girmeye gerek kalmadan girdik.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Ben gene de doğru yolun bulunacağını ve yanlışın düzeltileceğini, göçebeliğe zorlanmayacağımızı umuyorum...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Haydi bakalım, işimizi yapalım...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1316834128884427256-3766296168592414236?l=yazinotlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazinotlari.blogspot.com/feeds/3766296168592414236/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1316834128884427256&amp;postID=3766296168592414236&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/3766296168592414236'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/3766296168592414236'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazinotlari.blogspot.com/2008/10/imdilik-evdeyiz-bakalm.html' title='Şimdilik evdeyiz... Bakalım...'/><author><name>Nükhet Everi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00890596432803184814</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_MlrM2vFPnII/SIMAXtkBsHI/AAAAAAAAAAg/Eq2kV1KcgEc/S220/n%C3%BCn%C3%BCk.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1316834128884427256.post-642844715568339516</id><published>2008-10-25T22:32:00.003+03:00</published><updated>2008-11-27T21:51:28.488+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eleştiri'/><title type='text'>Geçici süreliğine taşınıyorum...</title><content type='html'>Sevgili Arkadaşlar,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçici süreliğine yazılarımı başka bir adreste yazmaya devam edeceğim. Buraya fotoğraf ekleyememek vs kısıtlanmak, delirtiyor beni. Olacak iş değil. Açılana kadar bekleyeceğim haliyle. Açılacak, açılmak zorunda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama kapıdan değil de bacadan girmek bir yere kadar yani...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçici olarak Not Defteri'ni http://yazinotlari.wordpress.com/ adresinden takip edebilirsiniz. Kimse de zorlanmamış olur. Değişiklik durumunda bildiririm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zamanında htp://nukheteveri.wordpress.com/ ve http://nukhet.wordpress.com/ diye iki adres almış ve burayı iş amaçlı kullanmış olduğumdan yukarıda verdiğim adres üçüncü adresim Wordpress'te.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben Blogger'ı seviyorum ve umudum en kısa zamanda bu saçmalığın düzelmesi...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1316834128884427256-642844715568339516?l=yazinotlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazinotlari.blogspot.com/feeds/642844715568339516/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1316834128884427256&amp;postID=642844715568339516&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/642844715568339516'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/642844715568339516'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazinotlari.blogspot.com/2008/10/geici-sreliine-tanyorum.html' title='Ge&amp;ccedil;ici s&amp;uuml;reliğine taşınıyorum...'/><author><name>Nükhet Everi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00890596432803184814</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_MlrM2vFPnII/SIMAXtkBsHI/AAAAAAAAAAg/Eq2kV1KcgEc/S220/n%C3%BCn%C3%BCk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1316834128884427256.post-3373106657221257067</id><published>2008-10-25T17:24:00.001+03:00</published><updated>2008-11-27T21:51:12.751+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eleştiri'/><title type='text'>Yasakçı Zihniyeti Şiddetle Kınıyorum!</title><content type='html'>Yasakçı zihniyeti şiddetle kınıyorum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kürke Hayır Platformundan bana gelen bir yazıyı buraya olduğu gibi alıyorum, sebebi de benim söylemek istediğim herşeyin zaten içinde olması... Sonuna kadar katılıyorum! YETER ARTIK diyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buyurun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bünyesinde birbirinden değerli websitelerini barındıran ve ücretsiz blog hizmeti sunan blogger.com adresi, 24 Ekim Cuma günü itibari ile mahkeme kararı ile engellenmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Binlerce kıymetli bilginin paylaşıldığı, insanların önemli anlarını not alıp başka insanlara aktardığı, fikir alış-verişinin en etkin yolu olan internet günlükleri Diyarbakır 1. Sulh Ceza Mahkemesi' nin -gerekçesini bile açıklama gereği duymadığı- tek kararı ile bir anda kapatılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlük yazılarını ve belki araştırmalarını sadece Blogspot veri tabanında saklayıp paylaşıma açanlar bir anda birikimlerine ulaşamaz hale getirilmiştir. Yıllardır kendi çıkarları doğrultusunda yayın yapmakta olan yayın organlarına inat, bağımsız blog siteleri içlerindeki onlarca değerli bilgi ile birlikte sansürlenmiştir!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüksek tahsilli bireylerini işsiz bırakan, yaşlı teyze ve amcalarına cep harçlığı - emekli maaşı veren, türcülük, ırkçılık, cinsel ayrımcılığın her köşede kendini gösterdiği ülkemizde,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanların internet üzerinden "at, köpek, hayvan pornosu", "verecek hatun nasıl davranır" aramalarında cinsel tatmin bulduğu ülkemizde,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20 milyon kadının her sabah birbirinden beter TV programlarına maruz bırakıldığı, genç kız ve erkeklerin "kendini en kısa yoldan pazarlama" üzerine bilgilendirildiği ülkemizde,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatımızın her noktasına sokulan, geleceğimizi karartmayı hedefleyen sansürcü anlayışı kınıyoruz! Daha özgür, daha yaşanılası bir dünya için hepimiz sesimizi Sansüre Karşı yükseltiyoruz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşağıda imzası bulunan websiteleri olarak, Türkiye'deki internet sitelerinin sansüre uğramasına tepki olarak doğmuş olan www.sansuresansur.org'u ve bu konuda çalışmalar yürüten diğer birey ve inisiyatifleri destekliyoruz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;www.ozanezgiberberoglu.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;www.alternatif-istanbul.net&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;www.kurkehayir.gen.tr&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1316834128884427256-3373106657221257067?l=yazinotlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazinotlari.blogspot.com/feeds/3373106657221257067/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1316834128884427256&amp;postID=3373106657221257067&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/3373106657221257067'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/3373106657221257067'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazinotlari.blogspot.com/2008/10/yasak-zihniyeti-iddetle-knyorum.html' title='Yasakçı Zihniyeti Şiddetle Kınıyorum!'/><author><name>Nükhet Everi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00890596432803184814</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_MlrM2vFPnII/SIMAXtkBsHI/AAAAAAAAAAg/Eq2kV1KcgEc/S220/n%C3%BCn%C3%BCk.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1316834128884427256.post-8787793702506389634</id><published>2008-10-21T09:42:00.013+03:00</published><updated>2008-11-27T21:16:36.464+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Anadolu Turu Günceleri'/><title type='text'>Anadolu Turu Güncesi 1 / 6 - 12 (03.10 - 09.10.2008)</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Artık şu Anadolu Turu Güncesini bitireyim. Ne kadar zaman oldu döneli, bir türlü yazamadım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Yalnız, bu durumda az laf bol fotoğraf olsun diye düşündüm. İdare ediverin artık... :)))&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;3 Ekim günü Şanlıurfa'dan yola çıktık, Atatürk Barajı'nı ziyaret ettikten sonra Kâhta'ya geldik. Kâhta'da otele yerleşip daha sonra minibüslerle Nemrut Dağı'na çıktık, yolda Karakuş ve Cendere Köprüsü'nü de görüp, sonra da geceyi Kâhta'da geçirdik.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5259506201903063186" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SP2FBkplYJI/AAAAAAAABO4/BUvw57b_jEw/s400/100_2648.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5259506205833116274" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SP2FBzSlOnI/AAAAAAAABPA/hGNpFOkexwI/s400/100_2653.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5259502996595295298" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SP2CG_8qREI/AAAAAAAABOQ/QG75NUN3NYM/s400/100_2662.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5259503005088206562" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SP2CHflhzuI/AAAAAAAABOY/0HLFdAYA4RE/s400/100_2688.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5259503005743877106" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SP2CHiB2i_I/AAAAAAAABOg/R4PvVLzrlcE/s400/100_2694.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5259503019177009986" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SP2CIUEj40I/AAAAAAAABOo/GkHrwlGX_EM/s400/100_2709.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;4 Ekim'de Kâhta'dan yola çıktık ve Kayseri üzerinden Kapadokya'ya vardık. Uzun bir yolculuk oldu haliyle. 4, 5 ve 6 Ekim'de Kapadokya'da geceledik.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;5 ve 6 Ekim tam gün, 7 Ekim'de de öğlene kadar Kapadokya ziyaretlerimizi bitirdik. Göreme, Avanos, Uçhisar, Ihlara, Çavuşin, Zelve, Paşabağ vs vardı programda.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5259503024530232754" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SP2CIoA3lbI/AAAAAAAABOw/Mg7882BRR9w/s400/100_2715.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5259500262199487394" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SP1_n1h5a6I/AAAAAAAABNo/vEV5sgOVgxY/s400/100_2719.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5259500272858436914" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SP1_odPMFTI/AAAAAAAABNw/m4uAlCFgqsY/s400/100_2726.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5259500279977564722" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SP1_o3whWjI/AAAAAAAABN4/61nhCchhUsA/s400/100_2741.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5259500283390499474" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SP1_pEeOmpI/AAAAAAAABOA/qDQPY-7Vjxc/s400/100_2752.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5259500287300747442" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SP1_pTCgQLI/AAAAAAAABOI/kZTn4bKURQY/s400/100_2754.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5259497780255527858" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SP19XXkWE7I/AAAAAAAABNA/npAOIuvVot8/s400/100_2761.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5259509224504664274" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SP2Hxgt9oNI/AAAAAAAABPI/tUyHiLdc06U/s400/100_2767.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;7 Ekim'de Kapadokya'dan öğlen saatlerinde çıkıp Çorum'a doğru yola koyulduk ve yolda Hattuşaş, Yazılıkaya ziyaretlerini yapıp geceyi Çorum'un güzel oteli Anitta Otel'de geçirdik.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5259497791131909506" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SP19YAFefYI/AAAAAAAABNQ/6xi9EvKS358/s400/100_2805.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5259497805960461714" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SP19Y3U4PZI/AAAAAAAABNY/7c90zd4M9CQ/s400/100_2811.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5259497809259815842" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SP19ZDngY6I/AAAAAAAABNg/gwCvzPWkRPo/s400/100_2822.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5259496328380187122" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SP18C26SgfI/AAAAAAAABMY/1w3Gmor-o4A/s400/100_2824.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5259496339543971890" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SP18Dgf8WDI/AAAAAAAABMg/Xy3iUm0N5WU/s400/100_2825.jpg" border="0" /&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;8 Ekim'de Alacahöyük ören yerini ve müzesini ziyaret edip Ankara'ya devam ettik. Ankara'da panoramik bir turdan sonra, tabiî ki Anıtkabir'e gittik ve turistlerimi Ata'nın huzuruna çıkardım. Çok etkilendiler. O gece Ankara'da kaldık.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5259496346235641522" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SP18D5bXHrI/AAAAAAAABMo/Ek_TW35J2i4/s400/100_2842.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5259496353958066258" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SP18EWMh-FI/AAAAAAAABMw/e7_12DEnL_k/s400/100_2892.jpg" border="0" /&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;9 Ekim'de Ankara'da Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Ankara Kalesi, Augustus Tapınağı ziyaretleri vardı. Bunlardan sonra Esenboğa Havalimanı'ndan İstanbul'a uçtuk. Ben İstanbul'da kaldım. Turistlerim de Köln'e uçtular. Mutlu ve yorgun...&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5259496358846645138" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SP18EoaDw5I/AAAAAAAABM4/DdIRLBxsQD4/s400/100_2901.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5259495047076031538" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SP164RrkrDI/AAAAAAAABLw/W-bQ_TJ8wWg/s400/100_2911.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5259495052588634098" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SP164mN4T_I/AAAAAAAABL4/W-PRToPeysA/s400/100_2918.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5259495056256655458" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SP164z4Z4GI/AAAAAAAABMA/qQkhvH4ipO0/s400/100_3016.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5259513095378519906" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SP2LS02NR2I/AAAAAAAABPQ/Op-tisLy89I/s400/100_3027.jpg" border="0" /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1316834128884427256-8787793702506389634?l=yazinotlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazinotlari.blogspot.com/feeds/8787793702506389634/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1316834128884427256&amp;postID=8787793702506389634&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/8787793702506389634'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/8787793702506389634'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazinotlari.blogspot.com/2008/10/anadolu-turu-gncesi-1-6-12-0310.html' title='Anadolu Turu Güncesi 1 / 6 - 12 (03.10 - 09.10.2008)'/><author><name>Nükhet Everi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00890596432803184814</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_MlrM2vFPnII/SIMAXtkBsHI/AAAAAAAAAAg/Eq2kV1KcgEc/S220/n%C3%BCn%C3%BCk.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SP2FBkplYJI/AAAAAAAABO4/BUvw57b_jEw/s72-c/100_2648.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1316834128884427256.post-5431807341688735238</id><published>2008-10-11T20:17:00.007+03:00</published><updated>2008-11-27T21:06:58.480+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Oradan buradan havadan sudan'/><title type='text'>Oradan, buradan, havadan, sudan - 11</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Kendime kızıyorum zaman zaman...&lt;/span&gt; &lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Bir Anadolu Güncesi başlattım ve bitiremedim. Asıl sebebi her gittiğim yerdeki internet bağlantı sorunları idi ama başka nedenler de yok değildi; yorgun olmam, zaman zaman kendimi halsiz ya da çok yorgun hissetmem, yani belki de bir nevi tembellik hali.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Ama yarın bitireceğim Anadolu Güncesini. Ne yapalım, biraz daha az fotoğraf koyarak 12. günde kadar hepsini bir yazıya toparlarım.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Bu arada, döndüğümden beri kendimi yorgun hissediyorum, az buz değil 12 gün yollarda, yabancı insanlarla vs vs. Aslında tur dediğin en fazla 6-7 gün sürmeli ve bitmeli. İnanın 8. gün kırılma noktası; insanlar hastalanıyor, yorgunluk ve sinir hali ortaya çıkıyor. Uzun 12 gün açıkçası.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Neyse bitti, iyi de gelmedi değil bana. Hattuşa, Yazılıkaya ve hele hele Alacahöyük ne kadar özlenmiş olduklarını anlamışlardır herhalde beni görünce. :)))&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Döndüm ve aslında Anadolu'da ne kadar huzur dolu olduğumu görüp, İstanbul'a ayak uydurmaktansa İstanbul bana ayak uydursa diye düşünmeden edemedim. Bir deneyeceğim. İstanbul kırmaz beni...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Dün çok yoğun bir gündü, Canavar Cafer Othello veterinere gitti, her iki haftada bir şeker ölçümü var. Gene öğleden sonraya kadar sürdü. Ben de gidip kendime bir yoğurt makinesi aldım...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5255952593059218482" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SPDlCUGWhDI/AAAAAAAABLI/gJiO5L2U_0U/s400/72232.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Neden mi? Vegan yoğurt yapma şansım var artık. Çünkü sevgili arkadaşım Tarkan, Berlin'den gelirken bana vegan yoğurt getirmiş. Hemen ilk denemeyi yaptım. Kıvamını tutturmak için, daha doğrusu daha yoğun bir yoğurt kıvamı için agar agar gibi bir stabilizatöre ihtiyacımız var ama onsuz da güzel. Biraz ince ama nefis bir yoğurt elde ettim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5255952794362889090" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SPDlOCA4w4I/AAAAAAAABLQ/9IvAfYV76GM/s400/tapiocayogurt300x18.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Denemeye devam edeceğim haliyle. Biraz soya sütü miktarını azaltıp, biraz da düşündüğüm farklı bir iki şeyi uygulayarak mutlaka iyi sonuç alacağımdan eminim...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Bugün iki hafta sonra çekilecek olan kısa film için çalışma yaptık. Güzeldi. Bahsederim daha sonra. Yarın turdayım, Pazar falan ama gemi var. Akşama yazarım gene bir şeyler.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Tüm bloglarımı topyekün ihmal ettiğimin farkındayım. Hepsinin acısını çıkartacağım.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Aaaa, unutmadan, bu gece hasret bitiyor, Okan Bayülgen ile discoya gidiyorum. Haydi, siz de gelin...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5255953494684686034" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SPDl2y6nVtI/AAAAAAAABLY/Lxh-PeYtxsY/s400/okan%2Bbay%25FClgen.jpg" border="0" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1316834128884427256-5431807341688735238?l=yazinotlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazinotlari.blogspot.com/feeds/5431807341688735238/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1316834128884427256&amp;postID=5431807341688735238&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/5431807341688735238'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/5431807341688735238'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazinotlari.blogspot.com/2008/10/oradan-buradan-havadan-sudan-11.html' title='Oradan, buradan, havadan, sudan - 11'/><author><name>Nükhet Everi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00890596432803184814</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_MlrM2vFPnII/SIMAXtkBsHI/AAAAAAAAAAg/Eq2kV1KcgEc/S220/n%C3%BCn%C3%BCk.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SPDlCUGWhDI/AAAAAAAABLI/gJiO5L2U_0U/s72-c/72232.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1316834128884427256.post-2534864925903413816</id><published>2008-10-02T18:48:00.007+03:00</published><updated>2008-11-27T21:16:08.828+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Anadolu Turu Günceleri'/><title type='text'>Anadolu Turu Güncesi 1 / 4 - 5 (01.10.2008 - 02.10.2008)</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Üşendiğimden değil, dün Gaziantep'teki internet bağlantısı sorunlarından gene aksadı günce. Her neyse, en azından bugün toparlayabileceğim son iki günü.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Dün sabah Antakya'dan yola koyulduk ve Gaziantep'e geldik.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Şaşkınlıktan kalakalmışım. Bayram günü koskoca İmam Çağdaş kapalı. Hayretler içindeyim hâlâ. Kardeşim, hadi bayram seyran dedin kapadın lokantanı (ki bunu da anlamakta zorlanıyorum) baklava da mı satmayacaksın? Herkes kapısına kadar gelip kös kös geri dönüyor. Anlamak mümkün değil çok ciddiyim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Dün o her zaman hoş bulduğum Gaziantep çok çirkin göründü gözüme, çok ölüydü.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Ama çarşının bazı bölümleri açıktı ve çok güzeldi...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5252635039177576930" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SOUbvQzzEeI/AAAAAAAABJo/EvDS22ckGUA/s400/100_2591.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5252635045581915874" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SOUbvoqthuI/AAAAAAAABJw/5J1Ih9e03as/s400/100_2592.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5252635047853120642" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SOUbvxINXII/AAAAAAAABJ4/jQoI3HdnxbU/s400/100_2593.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5252635050082600162" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SOUbv5bwhOI/AAAAAAAABKA/sVqsiXN180M/s400/100_2594.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Haliyle, çarşı pazar ne gezilebilindiyse gezildi ve yemek bulanlar (bulabilenler) yemek yedi ve Gaziantep Müzesi'ne gidip Zeugma Mozaikleri'ne hayran hayran baktık. Onlar ilk defa, ben bilmem kaçıncı defa...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5252637795691991458" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SOUePtoDEaI/AAAAAAAABKI/YfZxwzbs7qY/s400/100_2607.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5252637799952786770" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SOUeP9f5pVI/AAAAAAAABKQ/MdviOIFy2xY/s400/100_2610.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5252637798787603570" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SOUeP5KGXHI/AAAAAAAABKY/GdxAorJUHjQ/s400/100_2616.jpg" border="0" /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Gaziantep'te geceledikten sonra bu sabah Urfa'ya doğru yola çıktık. Fırat Nehri'nin yanında, Birecik'te verdiğimiz moladan sonra Harran'a gittik ve Harran'ı gezdik.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5252640847549173410" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SOUhBWrgDqI/AAAAAAAABKg/rxTyzSl-wfI/s400/100_1000.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5252640847765758306" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SOUhBXfI4WI/AAAAAAAABKo/JYsnzPcAEhI/s400/100_1021.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Harran Evi'nde bir nevi kayıntı ve harika öğlen yemeğinden sonra Urfa'da Balıklıgöl ve çarşılar gezildi.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5252643472210332274" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SOUjaITfCnI/AAAAAAAABKw/Bf7P_o7HqT0/s400/100_1026.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5252643478283246914" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SOUjae7YXUI/AAAAAAAABK4/xqki3wVL2HE/s400/100_2635.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Ve tabiî mırra içildi...&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5252643477356529410" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SOUjabebxwI/AAAAAAAABLA/f3I5P-LSpks/s400/100_2630.jpg" border="0" /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1316834128884427256-2534864925903413816?l=yazinotlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazinotlari.blogspot.com/feeds/2534864925903413816/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1316834128884427256&amp;postID=2534864925903413816&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/2534864925903413816'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/2534864925903413816'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazinotlari.blogspot.com/2008/10/anadolu-turu-gncesi-1-4-5-01102008.html' title='Anadolu Turu Güncesi 1 / 4 - 5 (01.10.2008 - 02.10.2008)'/><author><name>Nükhet Everi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00890596432803184814</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_MlrM2vFPnII/SIMAXtkBsHI/AAAAAAAAAAg/Eq2kV1KcgEc/S220/n%C3%BCn%C3%BCk.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SOUbvQzzEeI/AAAAAAAABJo/EvDS22ckGUA/s72-c/100_2591.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1316834128884427256.post-6121159347830499781</id><published>2008-09-30T21:27:00.021+03:00</published><updated>2008-11-27T21:15:44.471+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Anadolu Turu Günceleri'/><title type='text'>Anadolu Turu Güncesi 1 / 2 - 3 (29.09 - 30.09.2008)</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Bugün iki günlük yazı yazmak zorundayım. Dün gece Antakya'da bir rehber arkadaşımla geç saatlere kadar süren muhabbetin ardından yazamadım bir satır bile. Saat çok ilerlemiş ben de çok yorulmuştum.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Neyse... Turun 3 gecesi Büyük Antakya Oteli'nde kalıyoruz. Pazartesi günü, yani arife günü grubumla otelden yürüyerek şehri dolaşmaya çıktık.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5251898914772798370" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SOJ-PLtKy6I/AAAAAAAABHU/mQwQKUeHG0E/s400/100_2508.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Merkezden başlayarak Ulu Camii ve Rum Ortodoks Kilisesi'nin önünden geçip Vilayet binasını da gösterip Protestan Kilisesi'ne gittik.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5251902342090318418" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SOKBWrdV4lI/AAAAAAAABHc/trNAPuWROYE/s400/100_2504.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5251902618895506050" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SOKBmyo12oI/AAAAAAAABHk/83p9RrJ42Gk/s400/100_2536.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5251905416601989698" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SOKEJo6C8kI/AAAAAAAABHs/IJLCX7ItWWA/s400/100_2459.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5251905779565085234" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SOKEexDMQjI/AAAAAAAABH0/dnvN42CX8Lc/s400/100_2460.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Grubum oradaki rahiple konuştu, sorular sordu ve oradan çıkıp Kurtuluş Caddesi üzerinden, eski güzel evlere baka baka Sinagog'un da önünden geçerek Katolik Kilisesi'ne geldik. Kilisede padreyle konuştu grubum ve ben de her yerin fotoğrafını çektim bir de terasa çıkıp kilise çanı ve cami minaresi görüntüsünü yakaladım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5251910177693837394" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SOKIexWzKFI/AAAAAAAABIE/nAljXIjY9C4/s400/100_2468.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5251909101372196066" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SOKHgHvuROI/AAAAAAAABH8/cT55jTKXMuU/s400/100_2474.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5251915408459550786" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SOKNPPeh0EI/AAAAAAAABIk/PkY6fLGUf5k/s400/100_2489.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Ara sokaklardan gene güzel ve eski evlere baka baka merkeze döndük. Grubu merkezde hem çarşıları gezsinler hem de yemek yesinler diye serbest bıraktım. Ben biraz şehirde dolaşıp sonra da çarşı pazar gezdim. İnanılmaz kuvvetli bir yağmur yağmaya başladı. En sonunda saatler ilerledi ve randevu saati yaklaştı, Arkeoloji Müzesi'nde buluştuk ve grubum müzeyi gezdi. Daha sonra otobüsle St. Pier kilisesine gittik.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5251912131232431666" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SOKKQe2sfjI/AAAAAAAABIM/Wt0n2k97cBU/s400/100_0921.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5251917798999574882" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SOKPaY7ryWI/AAAAAAAABI0/W_LohMEr7C8/s400/100_2552.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Günün sonunda otele döndük ve erken olduğu için grup yeniden şehri gezmeye çıktı, bazıları Rum Ortodoks Kilisesi'ne gittiler. Ben de odama çıkıp yağmuru dinledim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Akşam da yemekten sonra bir rehber arkadaşımla saatler süren muhabbet sonunda oldukça yorgun bir halde kendimi yatağıma attım.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Salı günü, yani Bayramın ilk günü, sabah 09.00'da yola çıktık. Bugün programda Samandağ - Çevlik, Titus Tüneli ve Beşikli Mağara, öğle yemeğinden sonra da Ermeni köyü Vakıflı ve Hıdırbey ziyaretleri vardı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Önce Çevlik'e gittik ve antik dönem limanı görüp Titus tüneline tırmandık, Beşikli Mağara'yı gezdik ama hava gene yağışlıydı, bir yağıyor bir duruyor. Bir gün önceki yağmur inanılır gibi değildi, böyle yağmur pek görülmez (Antakya için normal tabiî). Yağmur altında yemeğe gittik, hava birden döndü. Sahilde nefis bir öğle yemeği yedik. Herkes mutlu oldu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5251913091181837250" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SOKLIW8d-8I/AAAAAAAABIU/jzdO689-Svs/s400/100_2556.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5251914481318387250" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SOKMZRm2XjI/AAAAAAAABIc/MuJ2xCfi70E/s400/100_2562.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Daha sonra Ermeni köyü Vakıflı'ya gittik. Çok güzel ve duygu dolu anlar geçirdim. Bu sefer konuşma ve tercüme işlerini ben yaptım. Hrant için mum yaktım, ağladım, ağladım, çok ağladım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5251919124972401618" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SOKQnkkPc9I/AAAAAAAABI8/I-gGAJH48OQ/s400/100_2569.jpg" border="0" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Vakıflı Köyü'nde organik tarım yapılıyor, kadınların sattığı reçeller, baharatlar, likörler, sabunlardan aldık. Bana likör hediye etti canlar. Çok güzel anlardı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5251919928197408130" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SOKRWU0AZYI/AAAAAAAABJE/l4TCCabbgMc/s400/100_2566.jpg" border="0" /&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Oradan yürüyerek Hıdırbey köyüne gittik ve köy meydanında Hz. Musa Ağacı olarak bilinen anıtsal çınarı gördük ve çınarın altında herkese çay ısmarladım. Yürüyerek otobüse döndük ve tekrar Vakıflı Köyü'ne uğrayıp herkesi kucaklayıp vedalaştım ve en kısa zamanda grupla gelemesem bile özel olarak gelme kararı aldım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5251920898825013378" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SOKSO0rqSII/AAAAAAAABJM/niJMqVLn3is/s400/100_2572.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Dönüş yolunda Samandağ sırtlarındaki rüzgâr tirbünlerini ve genel manzarayı fotoğrafladım.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5251921875214866306" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SOKTHqBJF4I/AAAAAAAABJc/NJ7GZTYiDpc/s400/100_2586.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5251921472589235394" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SOKSwOHthMI/AAAAAAAABJU/fhLsNVaGVvQ/s400/100_2587.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt; &lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Antakya'ya döndük ve yemekten önce Affan Kahvesi'ne gidip arka bahçesinde bir acı kahve ve çay içtim kaptanımla.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Yarın yolum Gaziantep'e...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1316834128884427256-6121159347830499781?l=yazinotlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazinotlari.blogspot.com/feeds/6121159347830499781/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1316834128884427256&amp;postID=6121159347830499781&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/6121159347830499781'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/6121159347830499781'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazinotlari.blogspot.com/2008/09/anadolu-turu-gncesi-1-2-3-2909-30092008.html' title='Anadolu Turu Güncesi 1 / 2 - 3 (29.09 - 30.09.2008)'/><author><name>Nükhet Everi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00890596432803184814</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_MlrM2vFPnII/SIMAXtkBsHI/AAAAAAAAAAg/Eq2kV1KcgEc/S220/n%C3%BCn%C3%BCk.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SOJ-PLtKy6I/AAAAAAAABHU/mQwQKUeHG0E/s72-c/100_2508.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1316834128884427256.post-3438713362292126734</id><published>2008-09-28T23:29:00.012+03:00</published><updated>2008-11-27T21:19:26.988+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Anadolu Turu Günceleri'/><title type='text'>Anadolu Turu Güncesi 1 / 1 (28.09.2008)</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;En sonunda 12 günlük maraton start aldı. Hayırlısı bakalım!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Bayram geliyor, giden gideceği yere gitmiş sanırım. Ne yollarda sorun yaşadım havaalanına giderken ne de havaalanında. Hatta havaalanı boştu desem yalan olmaz. Kontrol noktasında bir polis kollarını iki yana açmış: 'Keşke hergün böyle olsa!' diyordu. Kim bilir nasıldı dün ve öncesi?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Havaalanına gelip işlemleri tamamladım, Adana uçağının daha kapı numarası bile belirlenmemişti o anda, düşünün işte, korkudan erkenden gelmişim havaalanına. Ne yapayım? Ben çok yaşadım yoğunluklar havaalanında, o sebeple korkağımdır bu konuda.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Tam polis kontrolünden geçmeye karar verdiğimde grubum geliverdi ve tanışma faslı falan derken biraz sonra uçağa gitmek için 402 no'lu kapıya yöneldik, vakit geçivermişti. Uçağa biner binmez sağanak bastırdı ve uçak biraz gecikmeli kalktı ama vaktinde indi Adana'ya.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Ben de uçakta uzun zamandır iki hikâyesini okuyup üçüncüsünün de iki sayfasını okuyup devamını getiremediğim Murathan Mungan'ın Kadından Kentler kitabını okumaya çalıştım. Çalıştım diyorum, çünkü öncelikle bir kitabı okumayı bitirir bitirmez başka bir kitaba başlamak için en azından bir gün geçmesi lâzımdır benim için, biraz sindirmem gerekir okuduklarımı, Orhan Pamuk'un Masumiyet Müzesi'ni daha dün gece bitirebildim. Bir de, o kadar yorgundum ki, uçakta zaman zaman uyuklamışım kitap elimde.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Havaalanına iner inmez yolcular transit geldikleri için dış hatlardan, ben de iç hatlardan çıktık. Ben otobüse binip onları dış hatların önünden aldım ve yola koyulduk.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Kendimi tanıtma ve teknik birkaç şey açıkladıktan sonra bir de baktım ki, kaptan doğrudan otobana gireceğine Adana içinden geçiyor. Ben Adana'yı çok ama çok severim. pek bir sevindim bu duruma. anlattım da anlattım artık Adana'yı...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Otobana çıkınca önümüzdeki günler neler yapacağımızı biraz açıkladım. Gerçi müşterilerin de elinde program var ama ben gene de neler yapacağımızı biraz daha detaylı anlattım ve daha sonra Türkiye hakkında coğrafi bilgiler verdim harita üzerinde, iklimdi, komşulardı, şuydu buydu. ilerki günlerde anlattıklarımı tamamlamak açısından da önemli bilgiler.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;İskenderun Körfezi'ni dolaşarak Antakya'ya geldik. Ama yolda İskenderun civarında güneşin batışına öyle hayran hayran bakmışım ki, fotoğraf çekmeyi unuttum, aklıma geldiğinde İskenderun'un o muhteşem görüntüsü çoktan geride kalmıştı. üzüldüm açıkcası.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5251180340560244082" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SN_wsqKbrXI/AAAAAAAABGk/z173oujXKXw/s400/100_2432.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5251180712942208978" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SN_xCVZNh9I/AAAAAAAABGs/SksK82NUjcs/s400/100_2433.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5251181037366127122" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SN_xVN95qhI/AAAAAAAABG0/IEJdAqaw4QQ/s400/100_2434.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5251181338773875970" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SN_xmwzG7QI/AAAAAAAABG8/C9vADjZXzgk/s400/100_2435.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5251181783150763298" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SN_yAoO0HSI/AAAAAAAABHE/sxSUl_Lhvx0/s400/100_2436.jpg" border="0" /&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Arada yolda bir tuvalet molası da verdik. Sonra Antakya'ya geldiğimizde hemen Büyük Antakya Oteli'ne yerleştik. Yemek yendi, yemekten sonra ben sokaklara vurdum kendimi.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Yarın sabah Protestan Kilisesi'nde randevumuz var, oradan da Katolik Kilisesi'ne gideceğiz. Dışarı çıkıp meydandan Rum Ortodoks Kilisesi'ne, oradan Protestan Kilisesi'ne yürüdüm. Sonra da oradan Kurtuluş Caddesi üzerindeki Sinagog'dan sonra Katolik Kilisesi'ne doğru gidip, yoldaki muhteşem evlere hayran hayran baktım. Karanlık olduğu için yarın fotoğraf çekip koyarım buraya diye düşündüm. Daha sonra Katolik Kilisesi'nin oradan aşağıya kıvrılarak giden yollardan, şehrin eski mahallelerinden, yani gerçek Antakya'dan yürüye yürüye merkeze döndüm. Bu arada kulağımda da telefon... Ucunda sevgili dostum, arkadaşım, meslektaşım Bora var. Bana yol tarif ediyor. Çünkü ben daha önce Antakya'da Protestan Kilisesi'ne gitmemiştim. Sağolsun, hiç üşenmeden bana adım adım anlattı, elimle koymuş gibi buldum. Bu arda GPS ile de benim yürüdüğüm yolları takip edip nerede olduğumu anlatıyordu bana evden, çok eğlendim ya ben!!!&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Yarınki programımız ne? Sabah 09.00'da Protestan Kilisesi'ne gideceğiz, oradan Katolik Kilisesi'ne ve grubu bugün yürüdüğüm yollardan yürüterek çarşıya salacağım. Öğlen bir yerlerde yemek işini halleder herkes ve ardından 13.30'da Mozaik Müzesi diye de bilinen Arkeoloji Müzesini gezeceğiz. Ardından da St. Pierre Kilisesi'ne çıkılacak otobüsle.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Akşamüstü döneriz ve benim niyetim yarın bol bol fotoğraf çekmek ve ayrıca da Affan Kahvesi'ne gidip bir 'acı kahve' içmek ve çok sevdiğim Antakya sokaklarını arşınlamak.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1316834128884427256-3438713362292126734?l=yazinotlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazinotlari.blogspot.com/feeds/3438713362292126734/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1316834128884427256&amp;postID=3438713362292126734&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/3438713362292126734'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/3438713362292126734'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazinotlari.blogspot.com/2008/09/anadolu-turu-gncesi-1-1.html' title='Anadolu Turu Güncesi 1 / 1 (28.09.2008)'/><author><name>Nükhet Everi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00890596432803184814</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_MlrM2vFPnII/SIMAXtkBsHI/AAAAAAAAAAg/Eq2kV1KcgEc/S220/n%C3%BCn%C3%BCk.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SN_wsqKbrXI/AAAAAAAABGk/z173oujXKXw/s72-c/100_2432.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1316834128884427256.post-4722525786902390527</id><published>2008-09-27T22:44:00.010+03:00</published><updated>2009-01-01T17:25:55.489+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hayatımdan'/><title type='text'>Tur öncesi</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Günlerdir bir yorgunluk var üzerimde, ne olduğunu anlayabilmiş değilim. Öyle böyle değil. Bu sebeple bloglarımı da ihmâl ettiğimin farkındayım. Ama elim ayağım tutmuyor, yorgunluktan ölüyorum iş yazmaya gelince.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Benim beynim beni böyle dinlenmeye alır. Hareket edecek hale gelemeyinceye kadar direnirim, sonra bakar ki beyin vücut sinyal veriyor, devreye girer. Neyse, öyle olması gerekiyorsa öyle olur işte...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Halbuki neler planlamıştım. Aydan Atlayan Kedi'ye mim paslayacaktım, hâlâ da niyetim bozuk bu konuda, yapacağım, zaten güncel konu değil, her zaman yapabileceğim bir şey. Tetikte ol kedicim, her saniye atabilirim kafana bir mim... Masumiyet Müzesi'nin bana düşündürdüklerini yazacaktım. Yazacağım ilerleyen günlerde. Ama bu büyük ihtimal turdan döndükten sonra olur. Haliyle kitap yakınımda olmalı ve ben 12 günlük Anadolu turuna bitirdiğim koskoca 590 sayfalık kitabı bu amaçla yanıma alamam. Ağırlık yapacak en azından. Ayrıca son İstanbul turunda çektiğim fotoğrafları koyacaktım, onlar da kaldı. Ama o kadar güzel ve özeller ki, bir ara koyacağım onları da.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Şimdi, yarın 12 günlük Anadolu turuna çıkıyorum. Öğlen gibi havaalanına gidip Adana uçağına bineceğim. Grubumla havaalanında buluşup Adana'ya uçacak, oradan da Hatay'a geçeceğiz otobüsümüzle.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Tur programım şöyle:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;28.09. : Ist - Adana - Antakya&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;29.09. : Antakya&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;30.09. : Samandağ&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;01.10. : Antakya - Gaziantep&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;02.10. : Gaziantep - Şanlıurfa&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;03.10. : Şanlıurfa - Kâhta / Nemrut&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;04.10. : Kâhta - Kapadokya&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;05.10. : Kapadokya&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;06.10. : Kapadokya&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;07.10. : Kapadokya - Çorum&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;08.10.: Çorum - Ankara&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;09.10. : Ankara - İstanbul&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Bu haliyle yalnızca güzergâh. Ben detaylarıyla hergün buraya rapor vereceğim. :)))) Bir Tur güncesi yapmayı düşünüyorum.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Bu arada, tüm diğer bloglara da yazılar eklenecek yolda olduğum günlerde. Biliyorum hepsini boşladım ama inanın çok yorgun ve halsizdim, gerçi hâlâ öyleyim ama birazdan uyuyup yarın tatile çıkar gibi bu tura çıkacağım umarım...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Bu yazıyı da fotoğrafsız bitirmeyelim. Dün Othello'nun iki hafta arayla düzenli olarak gittiğimiz kontrollerinden biri vardı gene. Yasin işe başladı, Timur ve Yasin Othello ile ilgilenirken üçünün birarada bir fotoğrafını çektim. İşte benim efsane veterinerlerim! (Beyazlı Timur, siyahlı Yasin)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5250795498596685570" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SN6Sr6ITVwI/AAAAAAAABGU/RZFSNeE3a5M/s400/100_2423.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Othello taranırken zevkten dili dışarıda kalmış objektife böyle yakalandı işte...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5250795903196133122" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SN6TDdYU9wI/AAAAAAAABGc/T8l-S3d2Iww/s400/100_2425.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Hepinize güzel günler, ben her gittiğim yerden bir şeyler yazmaya çalışacağım. Sevgiler...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1316834128884427256-4722525786902390527?l=yazinotlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazinotlari.blogspot.com/feeds/4722525786902390527/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1316834128884427256&amp;postID=4722525786902390527&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/4722525786902390527'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/4722525786902390527'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazinotlari.blogspot.com/2008/09/tur-ncesi.html' title='Tur öncesi'/><author><name>Nükhet Everi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00890596432803184814</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_MlrM2vFPnII/SIMAXtkBsHI/AAAAAAAAAAg/Eq2kV1KcgEc/S220/n%C3%BCn%C3%BCk.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SN6Sr6ITVwI/AAAAAAAABGU/RZFSNeE3a5M/s72-c/100_2423.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1316834128884427256.post-7061140737972726348</id><published>2008-09-23T18:28:00.010+03:00</published><updated>2009-01-01T17:26:24.719+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hayatımdan'/><title type='text'>Yeni blog 'Gezginin Rehberi' yayında...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Sevgili arkadaşlar, dostlar, okuyucular...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önce de bir ara sizlere yeni bir blog başlatmak isteğimden bahsetmiştim. Bu blog 'Gezginin Rehberi' olacak ve içinde Türkiye'deki turizm kategorileriyle ilgili değişik bilgi ve tavsiyeler, uzman turist rehberi gözüyle Türkiye'nin müzeleri, ören yerleri, tarihi eserleriyle ilgili bilgiler, değişik tur rotaları, kitap ve rehber kitap tavsiyeleri, bir gezgin olarak bilmeniz gereken tüketici hakları, turist rehberinizin gezdiğiniz yerlere dair değişik önerileri ve daha pek çok faydalı bilgi yer alacaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve bugün bu blogu başlattım. Tabiî ki, yukarıda bahsettiğim tüm bu konuların hepsinin blogda olması biraz zaman alacaktır ama ben elimden geleni yaparak siz gezginlere hoş, keyifli, değişik ve güzel bir kaynak hazırlamaya çalışacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Blog'un adresi:&lt;/span&gt; &lt;a href="http://gezginin-rehberi.blogspot.com/"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;GezgininRehberi&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Blog daha çok yeni, birinci günü bugün... :))) Ama 3 yazı var şu saat itibariyle içinde. Bu yazılar, 'Gezginin rehberi Nedir?' adında blogu tanıtan ve amacını anlatan bir yazı, diğeri 'Rehber Kimdir? Kimler Rehberlik Yapabilir?' adında Profesyonel Turist Rehberi ile ilgili bir bilgi yazısı ve 'Müzekart' adında Türkiye'de yepyeni bir uygulama olan Müzekart sistemini tanıtan bir yazı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turizm kategorileri, pratik bilgiler, kitap tavsiyesi vs vs daha pek çok yazı geliyor hemen en kısa zamanda...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepinize bu blogu da listenize eklemenizi ve ara sıra buraya bakmanızı öneririm. Türkiye'de gezerken bir 'tık' kadar yakın olacaksınız enteresan bilgilere. Hatta ileride göreceksiniz, gezerken burada bulduğunuz bilgilerin çıktılarını alıp fazla yer kaplamayan bir bilgi kaynağıyla gezme lüksünüz olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dediğim gibi, daha çok yeni... Fotoğraf, bilgi ve yazı eklemeleriyle çok keyifli ve faydalı bir blog olacak. Bu blogu da listenize ve yakın takibe almanızı, ara sıra buraya uğramanızı tavsiye ederim. Fikir, tavsiye ve eleştirilerinizin başımın üzerinde yeri vardır!&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1316834128884427256-7061140737972726348?l=yazinotlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazinotlari.blogspot.com/feeds/7061140737972726348/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1316834128884427256&amp;postID=7061140737972726348&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/7061140737972726348'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/7061140737972726348'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazinotlari.blogspot.com/2008/09/yeni-blog-gezginin-rehberi-yaynda.html' title='Yeni blog &apos;Gezginin Rehberi&apos; yayında...'/><author><name>Nükhet Everi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00890596432803184814</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_MlrM2vFPnII/SIMAXtkBsHI/AAAAAAAAAAg/Eq2kV1KcgEc/S220/n%C3%BCn%C3%BCk.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1316834128884427256.post-1264530443940605362</id><published>2008-09-22T20:33:00.031+03:00</published><updated>2008-11-27T21:07:24.106+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Oradan buradan havadan sudan'/><title type='text'>Oradan, buradan, havadan, sudan - 10</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Son İstanbul turumda (17.09 - 21.09) gözüme güzel gelen, dikkatimi çeken herşeyin fotoğrafını çektim. Onlardan birkaçını sizlerle paylaşayım diyorum...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5248902339476375810" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SNfY3i00yQI/AAAAAAAABBI/f7OwXRUIOIc/s400/100_2093.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Bu adamcağız, her daim bir neşe bir neşe, maşallah... Devamlı örgü örüp durur. Takkeleri de pek güzel. ama ben vegan olduğum ve etik sebeplerle hayvansal gıda dışında hayvansal ürün giyim kuşamda da vs vs vs tüketmediğimden alamadım, almadım. Ama satıyor amcacığım. Zaten yabancılar alsın, döviz versin, adam bir de şimdi ben rehberim diye indirim mindirim yapmasın dedim...&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Benim grup başkanının dediğine göre adam internette meşhurmuş. Ben bilmiyordum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5248924422677740658" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SNfs89KUPHI/AAAAAAAABDw/Ua_UKoAdblY/s400/100_2094.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Perşembe günü hava bayağı bulutluydu, böyle havaları severim ben. (Kurtlar puslu havayı sever, değil mi?)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5248905009382635362" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SNfbS9AFN2I/AAAAAAAABBY/izV_ccMPgk8/s400/100_2096.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Cuma günü Boğaz turu ve Tarabya'da yemek faslından sonra Rüstempaşa Camii'ne gittik. Avluda Ramazan sebebiyle yukarıda gördüğünüz çini motifli paketlerde hediye veriyorlardı. Kur'an var bu paketlerin içinde, İngilizce. Almanlarımın hepsi aldı. Hem de tek kelime İngilizce bilmeyenler bile. E, ne de olsa 'bedava Kur'an İncilden tatlıdır'. Hehehehehe...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5248907878985514962" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SNfd5_GuP9I/AAAAAAAABBg/EnDodQgqsOw/s400/100_2101.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5248908198534945330" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SNfeMlhPmjI/AAAAAAAABBo/oJv1cKHC9lg/s400/100_2102.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Daha sonra Mısır Çarşısı'nda sevgili meslektaşım, arkadaşım, canım, ciğerim Tuna (Ortaylı) ile bu çılgın minik kedi ve herkese saldıran anasını sevmeye çalıştık. Pek başarılı olduğumuzu söyleyemeyeceğim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;Bu arada, Mısır Çarşısı demişken gelin sizi çarşının içinde, dışında, etrafında biraz gezdireyim.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5248910504759036738" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SNfgS036i0I/AAAAAAAABBw/a_hKbsncXlQ/s400/100_2103.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;Malatya Pazarı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5248925903941644626" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SNfuTLTJsVI/AAAAAAAABEA/yH8P1_YGCoQ/s400/100_2106.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Bu, çarşının her köşesinde görebileceğiniz bir manzara. Bunlar Malatya Pazarı'nın hemen yanındaki Hasırcılar Kapısı'nda asılı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5248911745439294114" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SNfhbCxI4qI/AAAAAAAABCA/1mc5E96ZmNA/s400/100_2126.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Ne zaman Güneydoğu çarşılarını özlesem, Mısır Çarşısı'nın Hasırcılar Kapısı'ndan çıkar Tahtakale'ye doğru yürür ve bu özlemi biraz da olsa gideririm.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5248912761390435506" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SNfiWLexDLI/AAAAAAAABCI/TB03JJkctco/s400/100_2107.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Kurukahveci Mehmet Efendi'nin önü hep kalabalık. Ama kimse o sırada bir dakika bile beklemez. Sırları, lezzetin yanı sıra 'seri olmak'.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;Sürprizlerle doludur Tahtakale yolu...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5248914818194026370" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SNfkN5q9L4I/AAAAAAAABCQ/3Rv-dfHY7wQ/s400/100_2108.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5248916090210187650" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SNflX8TPeYI/AAAAAAAABCY/wyobVCNiZO8/s400/100_2109.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5248916092913158610" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SNflYGXridI/AAAAAAAABCg/wy6g9pxueWc/s400/100_2110.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5248916097335405906" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SNflYW2BrVI/AAAAAAAABCo/nEzyXVs7m5Q/s400/100_2111.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5248916106211000690" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SNflY36IgXI/AAAAAAAABCw/Bi9TxKA1Lbs/s400/100_2114.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5248916119677640114" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SNflZqE1HbI/AAAAAAAABC4/lGbxgMkyGJE/s400/100_2116.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5248918736066012258" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SNfnx84bZGI/AAAAAAAABDA/ctdc9_nBig8/s400/100_2117.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5248921228770588290" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SNfqDC7gtoI/AAAAAAAABDI/KN9fJqyxZEA/s400/100_2118.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5248921237835876802" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SNfqDks2CcI/AAAAAAAABDQ/7uMTeLZcOvw/s400/100_2120.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5248921242032859090" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SNfqD0Ve59I/AAAAAAAABDY/nJ2HNJ5LvK8/s400/100_2121.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5248921248123509634" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SNfqELBm24I/AAAAAAAABDg/hiZ3Nikpa7I/s400/100_2123.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5248921256527948738" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SNfqEqVYa8I/AAAAAAAABDo/cUQR-rm-feM/s400/100_2125.jpg" border="0" /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Biraz da çarşının yan taraflarını gezelim...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5248930040927522370" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SNfyD-xcjkI/AAAAAAAABEM/w4_bbuso2JQ/s400/100_2127.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5248930047881975842" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SNfyEYrhGCI/AAAAAAAABEU/I1nfTW28nhU/s400/100_2129.jpg" border="0" /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5248930055218310050" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SNfyE0Aoq6I/AAAAAAAABEc/YqtRv9HLO5U/s400/100_2131.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5248930063779437298" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SNfyFT5xGvI/AAAAAAAABEk/08I1W2M1KwI/s400/100_2133.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Şeker Bayramı kapıda...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5248930067077105842" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SNfyFgL_iLI/AAAAAAAABEs/-elwHCxJkVg/s400/100_2134.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5248935123913398274" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SNf2r2Xt2AI/AAAAAAAABE0/XvLjng6_eyU/s400/100_2136.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Şaka gibi... '2 ayda 8 kilo vermeniz mümkün' yazıyor, o değil şaka gibi olan; altta yazana dikkat: Rejimsiz, diyetsiz! Rejimsiz, diyetsiz... Pardon, rejim ne, diyet ne? Bir bilen varsa beri gelsin...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5248935134834760466" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SNf2sfDkmxI/AAAAAAAABE8/FxbWtAyLPU0/s400/100_2139.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5248935138503962930" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SNf2ssuYMTI/AAAAAAAABFE/yKJlFx5Iy_E/s400/100_2140.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5248935144257243906" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SNf2tCKESwI/AAAAAAAABFM/iWzYcjbDJTk/s400/100_2141.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5248935155584740514" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SNf2tsWwLKI/AAAAAAAABFU/6jZy44TZuZs/s400/100_2142.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5248938858335892946" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SNf6FOLa9dI/AAAAAAAABFc/Ay6_RAvvb34/s400/100_2143.jpg" border="0" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Gelin olmaya, evlenmeye falan hiç özenmedim hayat boyu ama bunları al diyor şeytan!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5248938862279104514" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SNf6Fc3jmAI/AAAAAAAABFk/Cfhygx6JiV8/s400/100_2144.jpg" border="0" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;İçeri girelim tekrar...&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5248938871092068386" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SNf6F9suwCI/AAAAAAAABFs/lZ_MX6Zc658/s400/100_2145.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5248938886294868658" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SNf6G2VXErI/AAAAAAAABF8/tUG9dFZ8SsM/s400/100_2148.jpg" border="0" /&gt;&lt;/p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5248941156268780674" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SNf8K-pULII/AAAAAAAABGE/35xU86p9gfU/s400/100_2150.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5248941161577653138" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SNf8LSbDI5I/AAAAAAAABGM/dw6ppi_S6Y0/s400/100_2151.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Bugünlük bu kadar gezmek yeter... Devamı yarına kalsın. :))))&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1316834128884427256-1264530443940605362?l=yazinotlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazinotlari.blogspot.com/feeds/1264530443940605362/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1316834128884427256&amp;postID=1264530443940605362&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/1264530443940605362'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/1264530443940605362'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazinotlari.blogspot.com/2008/09/oradan-buradan-havadan-sudan-10.html' title='Oradan, buradan, havadan, sudan - 10'/><author><name>Nükhet Everi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00890596432803184814</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_MlrM2vFPnII/SIMAXtkBsHI/AAAAAAAAAAg/Eq2kV1KcgEc/S220/n%C3%BCn%C3%BCk.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SNfY3i00yQI/AAAAAAAABBI/f7OwXRUIOIc/s72-c/100_2093.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1316834128884427256.post-2490409710744105492</id><published>2008-09-21T23:38:00.006+03:00</published><updated>2008-11-27T21:27:42.007+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şu Bizim Film İşleri...'/><title type='text'>Film Ekibi Toplantısı - 3</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5248583365277032626" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SNa2wzVcoLI/AAAAAAAABAY/0LrOVHWLhYk/s400/100_2410.jpg" border="0" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Uzun bir aradan sonra film ekibi toplantısı yaptık. Bu arada tabiî herkes kendi üstüne düşeni yaptı; hepimiz biraraya gelmedik o süreçte ama herkes herkesle bir şekilde görüştü. Ben bu toplantıdan önce yönetmenle (özel) bir toplantı yaptım, ekiple mail ve telefon yoluyla görüştük vs vs.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Sonuçta bugün turdan sonra koştura koştura Anadolu Hisarı'ndaki toplantıya katıldım.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Yağmur nedeniyle bahçe keyfimizi yarıda kesmek zorunda kaldık. Toplantıyı içeride yaptık. Gene her zamanki gibi geç saatlere kadar sürdü...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Bu sefer yapım aşamasında kafamızdaki soruları cevaplamaktan başka, sanat masası ekibi ve yapım ekibinden ana kadro birarada kalınca, herkes kendi fikrini, düşüncelerini açıkladı. Biraz daha takvim ve kast konusunda gerçekleşen ve gerçekleştirilmesi gereken şeyler konuşuldu. Bu aşamada biraz daha görev dağılımına yönelik ufak tefek iş bölümü yaptık.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Haftaya yönetmenlerin kendi aralarında halletmeleri gereken işlerden sonra büyük bir toplantımız daha olacak, kararlaştırdığımız tarihe denk gelebilirse, çünkü ben gelecek Pazar gününden itibaren 12 gün Anadolu turunda olacağım. Ama benim o toplantıda bulunup bulunmamam o kadar önem arz etmiyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Benim açımdan, oldukça doyurucu ve açık olan konuşmalar yapıldı, bazı açılardan öyle değilmiş gibi görünse de...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Ben en azından biraz önümü görebiliyorum. Bazı önemli projelerin koordine edilmesi gerekiyor bu aşamada.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Hayırlısı bakalım...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Bayram haftasından sonraya kadar halledilmesi gereken işleri halletmem gerekiyor, bayramdan sonra da yapılması gerekenleri de konuştuk...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Bu arada, bu hafta yaptığım turda çok güzel fotoğraflar çektim. Bu gece çok yorgunum, yarın ya da yarından da yakın bu fotoğraflardan seçmece bir şeyler koyacağım buralara...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Öpüldünüz...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1316834128884427256-2490409710744105492?l=yazinotlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazinotlari.blogspot.com/feeds/2490409710744105492/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1316834128884427256&amp;postID=2490409710744105492&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/2490409710744105492'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/2490409710744105492'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazinotlari.blogspot.com/2008/09/film-ekibi-toplants-3.html' title='Film Ekibi Toplantısı - 3'/><author><name>Nükhet Everi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00890596432803184814</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_MlrM2vFPnII/SIMAXtkBsHI/AAAAAAAAAAg/Eq2kV1KcgEc/S220/n%C3%BCn%C3%BCk.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SNa2wzVcoLI/AAAAAAAABAY/0LrOVHWLhYk/s72-c/100_2410.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1316834128884427256.post-6736943009288594087</id><published>2008-09-19T23:24:00.006+03:00</published><updated>2008-11-27T22:41:39.927+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mardin Günlükleri'/><title type='text'>Her Aşk Masal Olmak İster...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SNQM8ZEy1TI/AAAAAAAABAA/2fuoJTewlQw/s1600-h/CansuDere01.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5247833697456149810" style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center;" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SNQM8ZEy1TI/AAAAAAAABAA/2fuoJTewlQw/s400/CansuDere01.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;'Her aşk masal olmak ister...'&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Böyle dedi ve bitti!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Sıla dizisini kastediyorum. Güzel bir final falan filan, ama gerçeği söyleyeyim mi? İçim buruldu, biraz kötü oldum.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Doğrusu aslında tam da bu değil. Çok üzüldüm be! :(((&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Ben Sıla dizisini herşeyden önce sırf Mardin için izliyordum. Meğer bayağı alışkanlık yapmış. Sebebi ortada, başrolde 'Sevgilim Mardin' var ama bir şey daha var; ben bunun çok uzun zamandır farkındayım ve bundan mahrum olmak da istemem: Dizinin renkleri! Evet, renkler. Bozkır renklerinde bir filmdi. Yani benim renklerim. Bu nedenle de beni, gönlümü, ruhumu hatta beynimi fena yakaladı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Dün gece yeni bir yazı üstünde çalışıyordum. Yeni bir 'Sevgilim Mardin' yazısı, şu benim meşhur 'Sevgilim Mardin' yazı dizisine yeni bir yazı. Eskiden karaladığım birkaç satır varmış dosyalardan birinde, bulunca hazine bulmuş gibi sevindim. Çok hoşuma gitti.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Ben aşığım be bu bozkır gözlü Marde'ye!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Mardin... Özledim ben seni... Ta yanıbaşına kadar gelip kapından dönmek bana dokunacak ama gelecek hafta sonu en azından sana daha yakın olacağım bölgelere doğru yola çıkıyorum.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Zaten içim burula burula Orhan Pamuk okuyorum. Masumiyet Müzesi'ni Lady Macbeth'im gitmeden bir gün önce almıştım. Sonra bir türlü okuyamadım. İki gündür yollarda okuyorum. Bitmek üzere. 'Hatırla Sevgili' dizisiyle yeniden geri döndüğüm o yılların incik cincik detaylarına girdim bu sefer bu romanla. İçimi oyuyor bazı yerler...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Bir de sen oyma içimi Mardin...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Bozkırın sesine sevdalandım ben, taş evlerin önce kendi teraslarına sonra da Mardin Ovası’na bakmalarına sevdalandım. Kasımiye Medresesi’nin günbatımında kızıla boyanan rengine, gecenin Suriye’den ovayı masmavi bir denize döndürüp gelişine, kalenin geceleri ışıklar altında usta bir kuyumcunun elinden çıkmış koca bir tek taş pırlanta yüzüğe dönmesine sevdalandım.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Ve sevdalandım bozkır gözlü Marde'ye...&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5247835489439095458" style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center;" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SNQOksu0mqI/AAAAAAAABAI/bpjmkcus2u8/s400/IMG_1728.JPG" border="0" /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1316834128884427256-6736943009288594087?l=yazinotlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazinotlari.blogspot.com/feeds/6736943009288594087/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1316834128884427256&amp;postID=6736943009288594087&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/6736943009288594087'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/6736943009288594087'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazinotlari.blogspot.com/2008/09/her-ak-masal-olmak-ister.html' title='Her Aşk Masal Olmak İster...'/><author><name>Nükhet Everi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00890596432803184814</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_MlrM2vFPnII/SIMAXtkBsHI/AAAAAAAAAAg/Eq2kV1KcgEc/S220/n%C3%BCn%C3%BCk.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SNQM8ZEy1TI/AAAAAAAABAA/2fuoJTewlQw/s72-c/CansuDere01.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1316834128884427256.post-3631033436010080096</id><published>2008-09-18T06:56:00.005+03:00</published><updated>2008-11-27T21:40:44.739+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gazetelerden'/><title type='text'>Sarhoş Olduk Hrazdan'da Sırf Umuttan (Delal Dink)</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SNLO9GpZtKI/AAAAAAAAA_0/UoHzYTVy2ig/s1600-h/DINK_~1D.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5247484064991655074" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SNLO9GpZtKI/AAAAAAAAA_0/UoHzYTVy2ig/s400/DINK_~1D.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;19 Ocak'tan beri içine kapatıldığım kavanozun kapağı pıt diye açılıyor Yerevan'da. Sonra babamı gördüm sanki. Stadyumun tam ortasında göbek atıyor. Dayanamadım, babam öldürüldüğünden beri hiç hissetmediğim bir coşku hissettim ve oynamaya başladım.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Agos - Erivan-İstanbul&lt;br /&gt;16 Eylül 2008, Salı&lt;br /&gt;Delal DİNK&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;Duramadım İstanbul'da. Aldım yanıma ailemden14 yürek daha, gittim Hayasdan'a.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Sokakları dolaşırken, beklemediğim bir duyguyla karşılaşıyorum. Bundan üç yıl önce geldiğimde ne kadar da yaşlı görünmüştü şehir gözüme, ne kadar yalnız, ne kadar hüzünlü. Bu defa hiç öyle hissetmiyorum. Hayat gelmiş buraya, şehir gençleşmiş.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Bir taksiye biniyoruz, bizi anıta götürsün diye. Anıt yolunda dayanamayıp soruyorum şoföre, maçla ve Gül'ün gelişiyle ilgili ne düşünüyor diye. "En önemlisi sınırın açılması. Asıl sorunu çıkaranlar devlet yönetimi. Bıraksalar halk kendi ortak dilini bulur" diyor. Kim ki bu adam? Yüzünü görmek istiyorum. Göremiyorum.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Çıkıyorum merdivenleri, Soykırım Anıtı'na doğru. İlerleyemiyorum önce anıtın olduğu yere. Çöküyorum müzenin girişinin kenarındaki taş tümseğin üstüne, uzaktan izliyorum. Daha önce de gelmiştim buraya, üç yıl önce. Ama bu defa farklı. Niye bu kadar ağlıyorum? Niye bu kadar etkileniyorum? Biz babamı İstanbul'a gömmemiş miydik, yüz binlerle birlikte? Sonra, kavgalı olduğum Tanrı'yla konuşuyorum: Affederim seni, ama bir şartla. Bana söz ver, babamın sonuncu olduğuna dair. Bu iki halktan 1915 ve sonrasında ölenlerin sonuncusu olsun. O zaman belki öfkem de azalır sana.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Sonra müzeye iniyoruz. Resimler içini parçalıyor insanın. Bugün interneti açarsam kaç tane benzerini görebileceğimi düşünüyorum, bugünle ilgili, şu anla ilgili… Tam da o dakikada, ne kadar çok ırkçılık yapıldığını, ne kadar çok ırkçılık kurbanı olduğunu hissediyorum ruhumda. Nasıl bir dünyada yaşıyoruz? Burası sadece 1915 Soykırım Anıtı mı?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Müzeden çıkınca anıt beni çağırıyor bu kez; gitme cesaretini buluyorum. Giderken, biri yanıma yanaşarak, geçen 24 Nisan'da yüz binlerce insanın, üzerinde "Malatya" yazan duvarın önünde durup çiçekler bıraktığını anlatıyor. Sonra, anıtın göbeğine varıyorum. Kimse kalmamış görünürde. Ama yalnızlık hissi yok içimde. Ne kadar da huzurlu. Sanki bir şey beni merkezine çekiyor. Tüm ırkçılık kurbanlarıyla nefes alıyorum o göbekteki delikten. Bıraksalar da şuraya kıvrılıp uyusam…&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Sonra yemeğe gidiyoruz hep beraber. Babamın Türkiye'den gelen gazeteci dostları, arkadaşları orada toplananlar. Utanmadan masanın başına oturuyorum, masayı en iyi noktadan doyasıya seyretmek istiyorum. Babam da bu restorana gelmiş daha önce. Restoran sahibi neredeyse eliyle yedirecek bana yemekleri. Masadakilere bakınca, babamın son yazısında yazdıkları aklıma düşüyor: "Türkiye'de kalıp yaşamak, hem bizim gerçek arzumuz, hem de Türkiye'de demokrasi mücadelesi veren, bize destek çıkan, tanıdık-tanımadık binlerce dostumuza olan saygımızın gereğiydi." Ne kadar da kızgınım babama, bırakıp da gitmediği için yurtdışına. Al bak, dostların yaşıyorlar, onlar ‘Türk', benim saf babam, bir türlü anlamadın ‘Ermeni' olduğunu; kendini onlarla nasıl da bir tuttun, denk saydın. Ne kadar da kızgınım, bilemedin diye; Ermeni yazar çizerin, aydının, Türkiye'de yaşama hakkı yoktur diye.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Ama ya bu akşam? "Hrant'a!" diye kadeh kaldırıyorlar. İlacımın son damlasını veren, Cemal Paşa'nın torunu oluyor. Burada gelenekmiş masadakilerin sırayla kalkıp konuşma yapması ve kadeh kaldırılması. Kalkıyor ayağa ve onu buraya babamın getirdiğini anlatıyor. Birbirimizin acılarına saygı duymaktan bahsediyor, gözleri yaşlı, sesi titrek. Herkesin gözlerinden yaşlar süzülüyor masada.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Dayanamıyorum, dışarı kaçıyorum restorandan, doyasıya ağlamak için. "Benim aslan babam" diyorum o akşam. Bu insanları bırakıp nereye gidilir? Elbette kalacaktı! Kızgınlığım, öfkem azalıyor bu gezide. Sanki 19 Ocak'tan beri içine kapatıldığım yüksek basınçlı kavanozun kapağı pıt diye açılıyor Yerevan'da. Yüreğim genişliyor. şöyle büyük bir nefes çekiyorum içime. Sıkışmış yüreğim genleşiyor, büyüyor... Havası mıdır acaba bu Yerevan'ın? Büyüleyici güzelliği midir acaba Hrabarag'ın? Eçmiadzin midir? Yoksa futbol mu? Yoksa, onlar yaşadıkları, ama babam öldürüldüğü için hayatlarını kıskandığım dostlarıyla, babamın bir rüyasında yaşamak üzere bir arada olmak mıdır? Acı zamanlarda da yanımızdaydı bu insanlar, ama bu defa farklı. Geleceği Ermenilerle birlikte inşa etmek için gelmişler buraya. Umut yolculuğuna çıkmışlar babamla.&lt;br /&gt;İlaç öyle bir ilaçtı ki, ertesi gün hiç uyanmadım. Bir rüyada yaşadım.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Bütün Yerevan'la birlikte maça yürüyerek gittim. Cumhuriyet Meydanı'ndan Hrazdan'a upuzun bir yol, bir tepeye tırmanış başladı. Akın akın. Yokuş yukarı çok yürümüşlükleri vardır Ermenistanlıların, yıllardır, her 24 Nisan'da. Vakur ve sessiz. Bu sefer vakur ve coşkulu ve sesli ve neşeli... Nasıl da keyifli herkes! Bir şölene davetliyiz sanki. Zıplayarak çıktım yokuşu, bir o yana bir bu yana koşarak. Sonra birden o bayraklar belirdi sağımda; yokuşun kenarında yol boyu dizilmiş, gencecik, hatta çocuk sayılabilecek askerlerin arasından. Sanki çocuk askerler bu manzarayı korumak için dizilmiş yokuşun kenarına. İzin alıyorum, aralarından geçip manzaraya yaklaşmak, bu anı bir fotoğraf karesinde saklamak için. Yok-mok diyor biri. "Meg hadig, inç gıllas"* diye yalvarınca dayanamıyor, gülerek "Peki" diyor. Hepsi anladı coşkumu ve gülerek izin verdiler, aralarından bir o yana bir bu yana zikzaklar çizerek yokuşu çıkmama, manzarayı içime çekmeme. Ermenistan ve Türkiye bayrakları yan yana göndere çekilmiş. ‘Baş başa' kalmışlar. Hava ne kadar da rüzgârlı; sanki doyasıya dalgalansınlar diye birlikte, "Hasret giderin" dercesine... Biraz daha tırmanınca yokuşu, dün taşlarına çöküp babam için ağladığım Soykırım Anıtı düştü iki bayrağın arasına. Kalbim çırpınmaya başladı. Dün hıçkırıklarla ağladığım yeri, babamın mezarını, bugün gönderdeki iki bayrağın arasında görünce nasıl da coştu yüreğim. Ölümün yalnızlığı azaldı. Yalnızlık, yerini birlikteliğe bıraktı. Ölümün hüznü azaldı. Yerini umuda bıraktı, bir daha yalnız kalmama umuduna. Bir daha ölümün yaşanmaması umuduna. Gelecek umuduna. Diriliş umuduna.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Stadyuma girer girmez müziği duydum; Ara Kevorkyan. Hani bazı müziklerin insanın hafızasında özel bir yeri vardır ya, işte bu müzik de benim hafızamda Ararat ile Karolin'in düğün müziği. Sonra babamı gördüm sanki. Stadyumun tam ortasında göbek atıyor. Bir oraya koşuyor, bir buraya.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Dayanamadım, babam öldürüldüğünden beri hiç hissetmediğim bir coşku hissettim ve oynamaya başladım.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Göbek attık o gece biz babamla Hrazdan Stadyumu'nda karşılıklı. O günden, 19 Ocak'tan beri gözümün önüne gelen bütün görüntülerde babam yüzükoyun kaldırımda. Ayağa kalktı babam kısa süreliğine, Hrazdan Stadı'nda, 6 Eylül akşamı. şölene katılmak için. Davet sahibi yine babam. Bir keyifli, bir keyifli. Açmış kollarını iki yana kocaman, sanki kucaklayacak herkesi, bütün stadyumu. Ararat'ın düğünündeki gibi, Agos'un 10. yıl gecesinde oynadığı gibi, gözümün içine baka baka, o sahanın göbeğinde oynadı da oynadı. Gözleri dolu dolu. Bir Ali'ye sarılıyor, bir Tuba'ya, bir Salpi'ye, bir Dikran'a, bir Gül'e, bir Sarkisyan'a. "Rüyası"nda buluştuk babamla Hrazdan Stadı'nda o akşam. Sarhoş olduk sırf umuttan, bir damla alkol bile almadan. Umut yolculuğunun bir durağında buluştuk.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Sonra birden iki takım sahaya çıktı ısınmak için. Türkiye takımı çıkarken hafif ıslıklar duyuldu. Ayağa fırladım, "Pari yegak, hoş geldiniz!" diye bağırmaya başladım. Hayasdan tribünlerindeydim. Önümde oturan üç kız dönüp garip garip yüzüme baktılar. Hayatımda hiç maça gitmedim. Pek futbol da bilmem öyle... Zaten ilgilenmiyorum da işin futbolla ilgili kısmıyla. O arada, karşı tribünlerde, Genç Siviller'in posteri ilişti gözüme: "Arda topu Sarkis'e at." Zaten coşmuşum, iyice coştum. Hayasdan atağa geçiyor, top kaleyi bulmuyor, oturduğum Hayasdan tribününden bir ses "Ha s.ktir" diye bağırıyor. Hayasdan atağa kalkıyor "Koş be oğlum, koş be" diye bağırıyor bir başka ses, yine Türkçe. Türkiye takımından bir futbolcu yere düşüyor; benim gözüm Hayasdanlı futbolcuda, elinden tutup kaldıracak mı acaba? "Kaldır, vertzur" diye fırlıyorum yerimden. Gooooool! Kaldırıyor, ve ben ayakta alkışlıyorum. Tribündekiler yine bana dönüyor. Sonunda, biri bana "Türk müsün?" diye soruyor, Türkçe. "Yok" diyorum, "Ermeni'yim, Türkiye'den." Sonra tanışıyoruz etraftakilerle. Biri yıllar önce Hemşin'den gelmiş, biri Trabzonlu. Bir diğerinin akrabaları, yine yıllar önce İstanbul'dan gelmiş. Bütün konuşmalar Türkçe Hayasdan tribününde. Kim olduğumu soruyorlar sonra. Gözleri doluyor her birinin, cevabı duyunca. Sonra bir ara arka sıralardan bir su uzatılıyor. Sürekli dans ettiğimi, bağırıp çağırdığımı gören, bilmediğim biri, ihtiyacım olduğunu hissetti herhalde. Böyle kabul ediyor beni Hayasdan tribünü.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Türkiye tribününün yanındaki tribünde oturan, Kanadalı bir diaspora Ermenisi soruyor bana "Türkiye'ye ayrılan tribününün yanında oturuyorduk. Orada maçı izleyenlerin ellerinde çiçek vardı, onlar Türk mü gerçekten?" "Türk tabii" diyorum. Garip bir ışık beliriyor yüzünde, "Bravo!" diyor. Üzülüyorum onun için. Belli ki, bugüne kadar, günlük hayatında Türklerle tanışma, yakınlaşma fırsatı olmamış...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Ne kadar "dikkatli" oynuyor iki takımın da futbolcuları. Sanki birbirlerini incitmemek icin ayrı bir çaba harcıyorlar. Bir ara, bir Ermenistan ve bir Türkiye oyuncusu, top için mücadele ederken omuz omuza bir pozisyona düşüyorlar. İkisi iki taraftan ittiriyor, ama bir türlü biri diğerinin dengesini bozamıyor, bozmuyor. Öylece kalıyorlar birkaç saniye, yan yana, omuz omuza. "Böyle de maç mı seyredilir?" demeyin. İtiraf ediyorum, böyle şeylere bakmaktan asıl golleri kaçırdım ben. Hayasdan golleri yiyor, bizim tribün biraz sessizleşiyor, ve maçın bitiş müziği çalıyor. Bakıyorum, futbolcular tokalaşacak mı diye. Goooool! Sarılıp öpüşüyorlar. Öndeki üç kız kalkıp dans ediyor, 0-2'lik skora rağmen. Belli ki onlar da maçın sonucunda değiller artık. Anladılar bir şölende olduklarını. Maç çıkışı, yokuş aşağı yürüyüşe geçiyoruz bu sefer. Hiçbir taşkınlık yok yine. Hatta, hâlâ şarkılar söyleniyor, bağırılıyor: "Hayasdan! Hayasdan!"&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Önümde yürüyen birinin tişörtünün arkasındaki yazı ilişiyor gözüme: "I won't forget - I won't forgive."** Peki ya ben? Unutacak mıyım? Affedecek miyim? Hastalığım tekrar nükseder mi? İyi olmak pek kolay değil bu ülkelerde. Belli olmaz devletin çıkarının bugün yarın ne getireceği, kimin acı çekeceği, ezileceği... Pek kolay değil, babanın asıl katillerinin bulunmadığı, bulunmak istenmediği bir devletin vatandaşı olarak yaşamak!.. Üstelik, bütün bu acıları, salt belli bir ırktan olduğun için yaşıyorsan... Kolay değil, babanın katilinin, senin güvenliğin için var olması gereken polis ve askerle zafer fotoğrafı çektirdiği Türkiye bayrağına karşı aidiyet hissetmek... Tekrar tokat yemeyeceğinin hiçbir garantisi yok. Oldum olası sevmemişimdir zaten bayrak denen şeyi, hangi ülkeye ait olursa olsun. Ama içim ısındı o gün, hem Türkiye hem Ermenistan bayraklarına. Büyüdü ikisi de gözümde. Belki de bayrakları tek başlarına sevmiyorum ben, yüceliği anlatmak için kullanıldıklarında. Ama başka bir duygu veriyor, yan yana, kardeşlik için göndere çekildiklerinde. Hastalık tekrar nükseder mi bilmem, ama en önemlisi, ben reçeteyi buldum bu 5-6 Eylül Ermenistan gezisinde. Tek reçetem, "babamın rüyalarında" yaşamak.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;6 Eylül 1955'e alternatif bir "6 Eylül" yazıldı Hrazdan'da o gece, 6 Eylül 2008'de. Ne 6 Eylül 1955'i ortadan kaldırdı, ne de yaşanan diğer acıları. Ne güzel de göndere çekildi iki bayrak yan yana, Soykırım Anıtı'nın iki yanına, bir fotoğrafta da olsa. Ne soykırım ortadan kalktı, ne soykırım inkarı, ne de babam geri geldi. Değiştiremedi geçmişi. Ama alternatif bir geleceğin kapısını araladı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Hadi birlikte ittirelim o kapıyı. Hadi be, gelin birlikte kaldıralım şu adamı o kaldırımdan, sonsuza kadar. Nasıl birazcık kalkıp geldiyse Hrazdan Stadı'na göbek atmaya, coşmaya, gelin, öyle bir şeyler yapalım ki, hiç yatmamak üzere kalksın o kaldırımdan. Bırakmayalım orada kanamaya devam etsin. O orada yattıkça ve kanadıkça acıyor, acıtıyor... Gelin, bırakalım, geçsin sınır kapısından, bir o yana bir bu yana. Kedi-köpek koştursun sınırda, hayalindeki gibi. Hadi be, Ermeni'siyle, Türk'üyle... Hadi, tutun babamın bi ucundan. Uzatın elinizi. Merak etmeyin, zaten o nazlanmaz, hele sizi hiç kırmaz, bir dediğinizi iki etmez, hemen kalkar, sizinle birlikte sınır kapısında gidip göbek atmaya. Yeter ki bir el verin. (DD/TK)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;* Bir tane, n'olur.&lt;br /&gt;** Unutmayacağım - affetmeyeceğim. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;*** Hrant Dink'in kızı Delal Dink'in bu yazısı, Agos'ta 12 Eylül 2008'de yayınlandı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1316834128884427256-3631033436010080096?l=yazinotlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazinotlari.blogspot.com/feeds/3631033436010080096/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1316834128884427256&amp;postID=3631033436010080096&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/3631033436010080096'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/3631033436010080096'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazinotlari.blogspot.com/2008/09/sarho-olduk-hrazdanda-srf-umuttan-delal.html' title='Sarhoş Olduk Hrazdan&apos;da Sırf Umuttan (Delal Dink)'/><author><name>Nükhet Everi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00890596432803184814</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_MlrM2vFPnII/SIMAXtkBsHI/AAAAAAAAAAg/Eq2kV1KcgEc/S220/n%C3%BCn%C3%BCk.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SNLO9GpZtKI/AAAAAAAAA_0/UoHzYTVy2ig/s72-c/DINK_~1D.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1316834128884427256.post-550051215874446995</id><published>2008-09-16T20:25:00.008+03:00</published><updated>2008-11-27T21:38:47.986+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eller'/><title type='text'>Eller - 3</title><content type='html'>&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5246674954288879362" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SM_vEqZT1wI/AAAAAAAAA9g/WuMXK0zYdKs/s400/100_0653.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5246674957697610610" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SM_vE3GA83I/AAAAAAAAA9o/Fwce0_pdrvs/s400/img326.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5246674961698560162" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SM_vFF_6mKI/AAAAAAAAA9w/6O9cQ-H6Qvg/s400/37360031.JPG" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5246674976887180786" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SM_vF-lKjfI/AAAAAAAAA-A/nPSxHHDBCQU/s400/69660022.JPG" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5246677750432768626" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SM_xna19onI/AAAAAAAAA-Q/-Ke3AfNVgMo/s400/69800033.JPG" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5246677743466460146" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SM_xnA5EM_I/AAAAAAAAA-I/d-bIxqVePCU/s400/69660014.JPG" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5246674967459025922" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SM_vFbdUVAI/AAAAAAAAA94/j7J-J-vst38/s400/69610015.JPG" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5246677754476135218" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SM_xnp5-gzI/AAAAAAAAA-Y/BZfhIt6jGA0/s400/69660034.JPG" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5246680733797648498" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SM_0VEvlCHI/AAAAAAAAA-w/57CKq8qDIQA/s400/37400003.JPG" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5246680743715392098" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SM_0VpsJymI/AAAAAAAAA_I/-8lfAF0Ytvs/s400/69820034.JPG" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5246680738839446146" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SM_0VXhowoI/AAAAAAAAA_A/obEHqBW5pUw/s400/69820031.JPG" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5246683678029234626" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SM_3Ac3FwcI/AAAAAAAAA_g/u6AkLtT0t-Q/s400/IMG_1913.JPG" border="0" /&gt; &lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5246672868389096594" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SM_tLP0DDJI/AAAAAAAAA84/KFG9K1MyZMw/s400/3.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5246672878859098034" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SM_tL20Sl7I/AAAAAAAAA9A/JwPZyNXFIPI/s400/100_0605.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5246672881794277506" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SM_tMBwF4II/AAAAAAAAA9I/H7Bn1bJfb2Y/s400/100_0612.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5246672885935438242" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SM_tMRLa-aI/AAAAAAAAA9Q/POYIbg2yzPo/s400/69820011.JPG" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5246683674976099234" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SM_3ARfKm6I/AAAAAAAAA_o/Hj_4EaRDFrA/s400/200_1.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5246683676186413058" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SM_3AV_uiAI/AAAAAAAAA_Y/LwtGiDFkna4/s400/IMG_1823.JPG" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5246680738296118338" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SM_0VVgGPEI/AAAAAAAAA-4/H_x3NpYyu0w/s400/69760014.JPG" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5246680747760156162" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SM_0V4wf_gI/AAAAAAAAA_Q/AGc0lZqYkVo/s400/IMG_1662.JPG" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5246672895649665666" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SM_tM1XeUoI/AAAAAAAAA9Y/Wz2LOiH4SEg/s400/100_0901.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5246677756258187266" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SM_xnwi2eAI/AAAAAAAAA-g/9vPN8JPNY6k/s400/co0.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5246677761470856674" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SM_xoD9pfeI/AAAAAAAAA-o/ioGxkEVCE-A/s400/37390009.JPG" border="0" /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1316834128884427256-550051215874446995?l=yazinotlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazinotlari.blogspot.com/feeds/550051215874446995/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1316834128884427256&amp;postID=550051215874446995&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/550051215874446995'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/550051215874446995'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazinotlari.blogspot.com/2008/09/eller-3.html' title='Eller - 3'/><author><name>Nükhet Everi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00890596432803184814</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_MlrM2vFPnII/SIMAXtkBsHI/AAAAAAAAAAg/Eq2kV1KcgEc/S220/n%C3%BCn%C3%BCk.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SM_vEqZT1wI/AAAAAAAAA9g/WuMXK0zYdKs/s72-c/100_0653.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1316834128884427256.post-264812593405361815</id><published>2008-09-15T20:20:00.005+03:00</published><updated>2009-01-01T17:26:47.114+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hayatımdan'/><title type='text'>Doğum Günün Kutlu Olsun!</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SM6aY9KvyyI/AAAAAAAAA8w/MP53q9rLJbE/s1600-h/hrantrenkli.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5246300369460382498" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SM6aY9KvyyI/AAAAAAAAA8w/MP53q9rLJbE/s400/hrantrenkli.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;15 eylül...&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;Bugün senin doğum günün...&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;Sensiz ikinci doğum günün.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;Bugün umut günü benim takvimimde.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;Seni unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız!&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;İyi ki doğdun Hrant!&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;Doğum Günün Kutlu Olsun!&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1316834128884427256-264812593405361815?l=yazinotlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazinotlari.blogspot.com/feeds/264812593405361815/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1316834128884427256&amp;postID=264812593405361815&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/264812593405361815'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/264812593405361815'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazinotlari.blogspot.com/2008/09/doum-gnn-kutlu-olsun.html' title='Doğum Günün Kutlu Olsun!'/><author><name>Nükhet Everi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00890596432803184814</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_MlrM2vFPnII/SIMAXtkBsHI/AAAAAAAAAAg/Eq2kV1KcgEc/S220/n%C3%BCn%C3%BCk.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SM6aY9KvyyI/AAAAAAAAA8w/MP53q9rLJbE/s72-c/hrantrenkli.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1316834128884427256.post-5113736724415606306</id><published>2008-09-14T20:45:00.013+03:00</published><updated>2008-11-27T21:07:51.136+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Oradan buradan havadan sudan'/><title type='text'>Oradan, buradan, havadan, sudan - 9</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Bütün gün evde scan edilecek belgeler, gazete küpürleri, ıvır zıvırla uğraştım. Bitmedi tabiî, ama bayağı bir iş kotardım valla...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Bu arada, arkadaşlar, tüm bu işleri yaparken aklıma bir fikir geldi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Şimdi, bu yazıyı okuyan dostlardan bir görüş rica etsem, umarım çok şey istemiş olmam. :))) Sağolun...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Aklıma gelen fikir yeni bir blog. Gene mi demeyin. Bu sefer başka bir konu, bambaşka bir şey, büyük bir proje. Sizi de, herkesi de ilgilendiriyor aslında.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;İki gündür düşünüyorum da, bloglarımda benim mesleğimi tam yansıtan, onca yıllık birikimimi ortaya dökebileceğim şey çok ama çok az.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Profesyonel Turist Rehberi ve gezgin olarak gezginler için bir blog oluşturma kararı aldım. Yalnızca Türkiye ile ilgili.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Bu blog, her türlü pratik bilgiyi, Türkiye'nin değişik yerlerinde görülecek değişik yerlerle ilgili bilgileri, değişik rotaları ve daha buna benzer pek çok gereken şeyi barındıracak.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Amacım yolculuğa çıkan kişinin bir tık uzağında olmak. İnternet ortamında, kafasını kurcalayan şeyleri burada bulabilmesi. İnternet bulamayabilirim diye düşünenler de istedikleri bilgiyi çıktı alarak yanlarında götürebilmeliler... diye düşündüm. (Tabiî tüm düşündüklerim bu kadar değil, bayağı kafa patlattım, projelendirdim bile işi.)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Ne dersiniz? Ne düşünürsünüz? Fikrinizi bana yazın lütfen...&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; Çok mutlu olurum.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Bu arada, sevgili doktorum ve dostum Muzaffer Kuşhan'a yapılanlara dayanamıyorum artık ve ben de buraya iki kelime fikrimi yazayım diyorum.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Dr. Muzaffer Kuşhan'ı 20 yıldan fazla bir zamandır tanırım. Ona ilk gidenlerdenimdir. Daha yalnızca Şişli'deki muayenehanesi varken, üzerime yapışan 10 kilomu vermek için kendisine gitmiş ve kendi deyimiyle 'zaferle sonuçlanan' bir işe imza atmıştık birlikte. Benim kilolarımda 10 kilo zor şeydir, aşırı kilolu biri çok daha çabuk kilo verebilir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Daha sonra hep görüşmüştük kendisiyle, ben Ankara'da rehberlik kursuna gittiğimde Kuşhan hep telefonun öbür ucunda olmuş, bana tam destek vermiş, bir psikolog titizliğiyle, benim zayıf taraflarımı ve saçmalama ihtimalimin olduğu alanları çok iyi bilerek beni kontrol altında tutmayı bilmişti.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;İlerleyen zaman içinde ara sıra telefonla, ara sıra yüzyüze hep görüştük Kuşhan'la. Ama o benim hep çekindiğim insan oldu. Bana bir şey öğretmişti çünkü. Yeme tarzımı değiştirmiş ve sağlıkla ilgili araştırma yapar olmuştum. Ona telefon ederken bile iki üç gün kendime çeki düzen verir öyle arardım. Çünkü ses tonumdan 150 gr fazlam ve sorunum varsa hemen anlardı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;2003 senesinde canımın parçası yeğenim Caner'i kaybedince kendimi salıverdim, dünyayı umursamıyor, kilo aldıkça alıyordum. Zaman içinde işin kontrolü iyice kaçmış, ben hayatımda çıkmadığım bir kiloya çıkmıştım. Bu böyle olmayacaktı, her şeyi göze alıp Kuşhan'ı aradım, beni görmek istedi, çünkü çok çaresiz hissediyordum. Bana kötü bir şey söylerse ne yaparım diye korkuyordum, ama sevgili Kuşhan benimle öyle güzel bir konuşma yaptı ki, kendime güvenim geri geldi, ayrılırken de: 'Zaten sen sistemi biliyorsun' dedi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Zaman içinde hızla kilo vermeye ve sağlıklı beslenme konusunda değişik bir kulvara yönelmeye başladım, önce vejetaryen oldum, ardından lakto - vejetaryen ve hemen de ardından vegan. Bu konuyu uzun zaman araştırarak oldu tüm bunlar.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Bu süreç zarfında tempolu ve uzun yürüyüşler hayatımın en önemli parçası olmuştu artık ve çoğu yürüyüşten Kuşhan'ı arayıp onunla sohbet ediyordum. Her telefonda bana destek çıktı. Vejetaryenliğime de, vegan olmama da laf etmedi. Tam aksine destek verdi. Ne yaptığımı bildiğimi biliyordu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Demem o ki, Muzaffer çok iyi ve başarılı bir doktor, Avrupa'da da tanınan en iyi cerrah seçilmiş bir doktor. Yıllar yılı ortalıkta, herkes ne iş yaptığını biliyor, Klinik herkes tarafından biliniyor. Ortada yanlış bir şey varsa, bugüne kadar aklı neredeydi herkesin?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;İnsan çok adileşebiliyor, linç etmeye bayılıyoruz kim olursa olsun, bir de bilgi sahibi olmadan herkes maşallah fikir sahibi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Ben de bazı şeyler biliyorum, kalp krizi ve müdahalesi ve sebeplerini de gayet iyi biliyorum ama iş davada, adli tıp raporu çıkınca zaten gerçekler su yüzüne çıkacak.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Ben Kuşhan'ı hem çok seviyorum hem de ona saygım sonsuz.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Bugün incecik bir fiziğe ve iyi bir sağlığa sahip olmamı ondan öğrendiklerime borçluyum...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Bu arada, filizlendirme işi de başarıyla sonuçlandı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Birinci günün fotolarını gördünüz.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;İkinci gün:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5245945341543772290" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SM1XfnHU8II/AAAAAAAAA8Y/KUOUohlnkJI/s400/100_2087.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Birinci günün ardından sabah kalktığımda fasulyeler suyunu tamamen çekmişti. Kapağı hafifçe aralayıp akan suyla doldurup, kapağı kapatıp kavanozu ters çevirip suyu döktüm. Bunu birkaç kez tekrarladım.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Sonra da fotoğrafta görüldüğü gibi, sapa dayayrak bir tabağın üstüne koydum. Filizlenme çok çabuk oluyor, fotoğrafa dikkatli bakılırsa görülüyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Üçüncü gün:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5245946540563600402" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SM1YlZz7lBI/AAAAAAAAA8g/yrKnAWkips4/s400/100_2088.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;İkinci gün yaptığım işlemi üçüncü gün de yaptım. Aslında fazla bekletmeye gerek yok, diğer tohum vs türleri daha fazla zamana gereksinim duyuyorlar ama maş fasulyesi hemen filizleniyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5245947134585881586" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SM1ZH-t4Q_I/AAAAAAAAA8o/gSJZwsV43Rk/s400/100_2090.jpg" border="0" /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Artık filizlendirilmiş maş fasulyelerim yemeğe hazır vaziyette. Hem kahvaltıda hem de öğlen salatama koyarak yedim. Ama fazla kalmadı bile. Bana yetmez ki. Bayılıyorum çiğ gıdaya, hele hele buna!&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Hemen oldukça bol maş fasulyesini filizlendirmeye koydum yeniden. :)))&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Bugünlük bu kadar...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Bana gezginler için tasarlayacağım blogumla ilgili fikirlerinizi, düşüncelerinizi yazın lütfen.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1316834128884427256-5113736724415606306?l=yazinotlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazinotlari.blogspot.com/feeds/5113736724415606306/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1316834128884427256&amp;postID=5113736724415606306&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/5113736724415606306'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/5113736724415606306'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazinotlari.blogspot.com/2008/09/oradan-buradan-havadan-sudan-9.html' title='Oradan, buradan, havadan, sudan - 9'/><author><name>Nükhet Everi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00890596432803184814</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_MlrM2vFPnII/SIMAXtkBsHI/AAAAAAAAAAg/Eq2kV1KcgEc/S220/n%C3%BCn%C3%BCk.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SM1XfnHU8II/AAAAAAAAA8Y/KUOUohlnkJI/s72-c/100_2087.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1316834128884427256.post-2845488245595719885</id><published>2008-09-13T22:01:00.007+03:00</published><updated>2009-01-01T17:27:10.457+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hayatımdan'/><title type='text'>Gitmelerde gönlüm gene...</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SMwal5mIlcI/AAAAAAAAA8A/NAV8oHIutA8/s1600-h/37390019.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5245596904398034370" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SMwal5mIlcI/AAAAAAAAA8A/NAV8oHIutA8/s400/37390019.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Gitmelerde gönlüm gene... Alıp başımı gitmelerde...&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;a href="http://ikonundunyas%c4%b1.blogspot.com/"&gt;İlknur'un&lt;/a&gt; tatil yazısını okuduğumdan beri hissettiğim bu. Kıskandım... Ama benim gönlüm beni deniz kıyılarına değil bozkırlara çağırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ah deli gönül!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hürriyet’in seyahat eklerini karıştırıp temizliğe oturdum, ilanlarla ve reklamlarla dolu olan ve benim için gereksiz olan sayfaları atarken gözüme takılan bazı yazıları okuyup hayallere daldım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alıp sırt çantamı, uyku tulumumu basıp gitmek geldi içimden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama nereye gideceksem?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gidecek yer çok da, soruyu değiştirip yeniden sormalı: Nasıl gideceksem?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşler başladı. Bu hafta İstanbul turları var, ondan sonraki hafta sonu Antakya’dan başlayan ve Ankara’da biten 10 günlük Anadolu turum var. Zaten yollarda olacağım. Ne hayali kuruyorum ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçi hayal kurmaktan zarar gelmez ama benim bu gideceğim 10 günlük tur da enteresan, macera gibi bazılarına. Ben buraya her gün rapor ederim turu ve yaptıklarımızı ettiklerimizi. Ama isterseniz şöyle kabataslak bir güzergâh yazayım size.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul’dan Adana’ya uçup orada grubumu karşılayıp Antakya’ya geçeceğim. 1. gün Antakya, Müze ve St. Pierre, 2. gün Samandağ vs, 3. gün Gaziantep Müze vs., 4. gün Atatürk Barajı üzerinden Harran ve Şanlıurfa, 5. gün Nemrut, 6., 7. ve 8. gün Kapadokya, 9. gün Çorum Hattuşaş, Yazılıkaya ve Alacahöyük, 10. gün Ankara ve ertesi gün İstanbul’a dönüş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında 12 gün gidiş ve dönüş transferleri ile. Uzun zamandır benim hayatımda bu rotalar gündemde değildi (Güneydoğu hariç) o nedenle seviniyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de garip bir durum var ama: Alman Dışişleri Mardin’i tehlikeli bölge ilân etmiş. Bu sebeple Almanya’da kimse Mardin koyamıyor programına. Ne manyaklıksa? Aslında bu 12 günlük Anadolu turunun 2 günü Mardin vardı programda, ama çıkartmak zorunda kaldı acenta, yerine Çorum ve Ankara kondu. Olsun, ne yapalım? Ben oraları da severim. Ama bu saçmalığı nedeniyle ALMANYA’YI POTESTO EDİYORUM!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada, seyahat eklerini karıştırırken bir şekilde yazılardan internet ortmına sıçrayıp 3 değişik site keşfettim. Gezginseniz belki bildiğiniz, tanıdığınız hatta üye olduğunuz siteler olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlginizi çekerse:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.binrota.com/"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Binrota&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://www.fotogezgin.com/"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Fotogezgin&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;a href="http://www.couchsurfing.com/"&gt;CouchSurfing&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1316834128884427256-2845488245595719885?l=yazinotlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazinotlari.blogspot.com/feeds/2845488245595719885/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1316834128884427256&amp;postID=2845488245595719885&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/2845488245595719885'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/2845488245595719885'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazinotlari.blogspot.com/2008/09/gitmelerde-gnlm-gene.html' title='Gitmelerde gönlüm gene...'/><author><name>Nükhet Everi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00890596432803184814</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_MlrM2vFPnII/SIMAXtkBsHI/AAAAAAAAAAg/Eq2kV1KcgEc/S220/n%C3%BCn%C3%BCk.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SMwal5mIlcI/AAAAAAAAA8A/NAV8oHIutA8/s72-c/37390019.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1316834128884427256.post-7799110031432971288</id><published>2008-09-12T21:22:00.029+03:00</published><updated>2008-11-27T21:08:13.793+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Oradan buradan havadan sudan'/><title type='text'>Oradan, buradan, havadan, sudan - 8</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Çok yorgunum...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Yazacak da o kadar çok şey var ama yorgunum işte. Elim kolum tutmuyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Bu durumda, bari dün ve bugün çektiğim fotoğrafları koyup bir iki şey yazayım. Oradan, buradan, havadan, sudan...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Dün malûm, turdaydım. İstanbul şehir turu. Aya Sofya'da bir kedi var, inanılmaz matrak bir şey, hafif şehlâ, devamlı atraksiyon halinde. Benim turistler gördüler onu ve bayıldılar. Ben de bu sene başında çektiğim bir iki şeker fotoğrafını koyayım buraya dedim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5245203987224114818" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SMq1PHD0toI/AAAAAAAAA6Y/4RRFLVSKmBk/s400/100_0089.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5245204316622388370" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SMq1iSKffJI/AAAAAAAAA6g/YYlPwhYA_9I/s400/100_0091.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5245204719001008066" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SMq15tJB98I/AAAAAAAAA6o/Ae_gPLFL1nE/s400/100_0094.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Dün benim grupla Çırağan Sarayı'nda yemek yedik. Saraydaki avize nedense dün gözüme bir hoş göründü. Tabiî ki, Dolmabahçe'dekinin yanında sönük kalıyor ama, ne bileyim işte, hoşuma gitti.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5245205559210474434" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SMq2qnKk-8I/AAAAAAAAA6w/cDLrTT5KGtk/s400/100_2072.jpg" border="0" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Ana kapıdaki çiçekler de çok hoşuma gitti. Ben fotoğraf çekerken turistlerin de dikkatini çekti çiçekler, herkes çiçeklerin fotoğrafını çekmeye başladı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5245206963386933234" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SMq38WIVX_I/AAAAAAAAA64/PGypKnDKaU4/s400/100_2073.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5245207375683879202" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SMq4UWDlgSI/AAAAAAAAA7A/y6NR_dkZBU0/s400/100_2074.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Bugün de Othello'yu veterinere rutin kontrole götürdüm. Çok bağırdı çağırdı ve strese girdi bu gidişte.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5245208038905805250" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SMq468wA-cI/AAAAAAAAA7I/NcRyCT9JHJ0/s400/100_2076.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Bugün Erkan'ın cafe'nin önündeki sarman kedinin de fotoğrafını çektim. :)))&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5245209318684166386" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SMq6FcS9CPI/AAAAAAAAA7Q/pSV6Q0rqn8s/s400/100_2078.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Bu arada: Bugün Yasin klinikteydi Othello'yu almaya gittiğimde. Gerçi ameliyatından bu yana konuştuk defalarca telefonla, hatta en son dün akşamüstü uzun uzun, ama çok sevindim görünce. Gayet iyi görünüyor Yasin çok şükür. Sıkılıyordur artık diye düşünüyorum. Zaten o da yavaş yavaş işe başlama kararı almış. Timur'u ve Yasin'i birarada görmek mutlu etti beni. Çok şükür...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;Sevgili arkadaşım Tarkan da (Ecolife Cihangir) Yunanistan'dan döndü. Canım dostum, beni ta oralardan hem aradı hem de mesaj attı Lady için. Onu gördüğüme nasıl sevindim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;Tarkan'a sarılıp ağladım. Lady içimi acıtıyor ve bu hiç geçmeyecek.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;Tarkan seyahatini anlattı. Fooğraflara hayran hayran baktım, çünkü çok görmek istediği Amorgos adasına gitmiş ve orayı pek beğenmiş, harika fotoğraflar çekmiş. Amorgos adasını ben de bilmiyorum. Bir dahaki Yunanistan seyahatimde mutlaka gitmek istiyorum. Hele Amorgos adasındaki Hora'ya da bayıldım. &lt;a href="http://www.amorgos.net/"&gt;Amorgos&lt;/a&gt; sayfasından biraz inceleyin isterseniz. Ama Tarkan gerçekten harika fotoğraflar çekmiş...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5245213701888209298" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SMq-ElAO8ZI/AAAAAAAAA7Y/AyTaSyM3MTE/s400/HoraStreetBig1.gif" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Canım arkadaşım bana da harika bir hediye getirmiş Atina'dan. Bir çimlendirme kavanozu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5245214282918593666" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SMq-mZgrBII/AAAAAAAAA7g/wqsf14YBRuA/s400/100_2079.jpg" border="0" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Kavanoz sıradan bildiğimiz cam kavanoz. Önemli olan kapağı. Kapak bendeki klasik orta boy salça kavanozlarına uydu. Kapağı süzgeç gibi, kapağın ucundaki sap da kavanozun yatay şekilde durması için özel olarak dizayn edilmiş.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5245215122571501426" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SMq_XRdhn3I/AAAAAAAAA7o/ZYhzufvMq48/s400/100_2082.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5245215624443666626" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SMq_0fFLIMI/AAAAAAAAA7w/GjILMQTaYZM/s400/100_2084.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;&lt;/span&gt;İçinde kullanma kılavuzu da var. Hatta bu markanın tohumları da varmış. Neyse, ben maş fasulyesi çimlendirmeyi çok seviyorum. Hemen eve gelip ilk deneyimi maş fasulyesiyle yapma kararı aldım. Her şeyin filizlendirme süresi farklı olduğu için, kullanma kılavuzuna o konudaki bilgilere de baktım. Tarkan'ın anlattığı gibi yapacağım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Maş fasulyesini koyup üstünü örtecek kadar su koyuyor ve kapağı kapatıyorsun.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5245218146641069010" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SMrCHS_5Q9I/AAAAAAAAA74/akqMrI9PkOI/s400/100_2086.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Gece suda kalıyor fasulyeler. Ertesi sabah kavanozu çevirip suyu döküyor, kavanozun kapağını tamamen açmadan hafifçe çevirip gevşetip üstünden fasulyeleri yıkıyorsun. Sonra kapağı kapatıp kavanozu ters çevirip tüm suyu akıtıp sapın üstüne 45 derece yatırıyorsun (ki kalan tüm su damlacıkları da aksın, rutubet ve ıslaklıktan etkilenmesin). Altına bir kap konabilir. Güneş ışınlarından etkilenmeyeceği sıcak ve aydınlık bir yere konacak. Her gün bu işlem tekrarlanacak. Birkaç gün içinde kocaman filizleri olan fasulyelerim olacak.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Daha sonra mercimek ve başka başka tohumlarla da denemek istiyorum. Bakalım. Her işlemin de fotoğrafını çekip burada ve en sonunda da &lt;a href="http://veganizm.blogspot.com/"&gt;Vegan&lt;/a&gt; blogumda paylaşmak istiyorum.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1316834128884427256-7799110031432971288?l=yazinotlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazinotlari.blogspot.com/feeds/7799110031432971288/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1316834128884427256&amp;postID=7799110031432971288&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/7799110031432971288'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/7799110031432971288'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazinotlari.blogspot.com/2008/09/oradan-buradan-havadan-sudan-8.html' title='Oradan, buradan, havadan, sudan - 8'/><author><name>Nükhet Everi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00890596432803184814</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_MlrM2vFPnII/SIMAXtkBsHI/AAAAAAAAAAg/Eq2kV1KcgEc/S220/n%C3%BCn%C3%BCk.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SMq1PHD0toI/AAAAAAAAA6Y/4RRFLVSKmBk/s72-c/100_0089.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1316834128884427256.post-5559497837799383550</id><published>2008-09-10T22:44:00.008+03:00</published><updated>2008-11-27T21:45:08.681+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mim'/><title type='text'>İmdat! Kafama MİM düştü...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Bir MİM paslamadır gidiyor bazı arkadaşların arasında. Oldukça da keyifli bir şey. Bir konu atıyor biri ortaya, o konuyla ilgili bir şeyler yazıp birilerine paslıyor. Pasladığı kişiler de bu konuyla ilgili yazıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben bunları sırıta sırıta okurken dün akşam kafama küt diye bir MİM düştü. Efendim, hikâyesi şu: Alice bir konu başlatmış 'Ev hayatında nelerden nefret edersin?' diye, yazmış etmiş sonra da birilerine paslamış ve bu birilerinden biri Aydan Atlayan Kedi... Anam kıyamam, o da oturmuş yazmış miyav miyav. Sonra ben de paslayayım bakim demiş ve MİM topunu alıp aydan atlayıvermiş ve atlarken topu düşürmüş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Netice? Hayır, Hatice değil... Ben! :)))) Aydan atlayan kedinin elinden top fırlamış, geldi küt diye kafama çarptı. Eh, başa gelen çekilir. Başa da gelmedi ya, çarptı. Dua ediyorum bu kedi aydan atlıyor habire, ya bir de Uranüs'ten, Satürn'den falan atlasaydı... Aman aman, o kadar uzaktan ne olur bilemem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse... gelelim meseleye. Top bende. Mimlendik işte. Düşüneyim bakalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi, öncelikle belirteyim, nefret ettiğim şeyler vardır da, bende değişik duygular uyandıran şeyleri de o duygularla yazarım, örneğin, hoşlanmamak, gıcık olmak vs gibi. Her şeyden nefret edemem, etmem de ama nefret kapsamına girmeyen şeyleri de yazayım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben hayatıma giren evleri yazayım ve orada nelerden nefret vs ettiğimi... Genel şeyleri de belirtirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- İstanbul Bebek'li bir ailenin çocuğuyum. Doğduğumda babamın işi nedeniyle Çiftehavuzlarda müthiş güzel bir evde oturuyormuşuz. Cumhuriyet dönemi fotoğrafçılarından Kemal T. Everi'nin torunu olduğum için büyük bir şansım var. Müthiş bir fotoğraf koleksiyonu var elimde. Ayrıca babam da harika fotoğraf çektiği için bir de ondan kalanlar var. Armut dibine düşer, ben de iyi fotoğraf çekerim, sergilerim bile oldu. Neyse, bu evin balkonu evin gül bahçesine açılırmış. Annemin filmini çekmiş babam, oradan biliyorum. Annem de anlatır. Güzel bir evmiş, fotoğraflarını filan gördüm. Ama hatırlamıyorum haliyle. Çok bebekmişim. Herhalde nefret etmezdim orayı bilinçli yaşasaydım herhangi bir şeyden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Hemen ardından Bebek'te postanenin üstündeki eve taşınmışız. Orayı da hatırlamıyorum ne yazık ki. Sanırım beş yaşıma kadar orada yaşamışız. Kardeşim Zizi (Zeynep) orada doğmuş. Hiç bilmiyorum o evi. Fotoğrafları da yok galiba.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- İlk hatırladığım ev Bebek ana caddedeki evimiz. Lulu's isimli mekânın önünde durun, o binada Ebil kuaförün üst katında soldaki dairede otururduk. Ben o evi çok seviyordum. Eskiden en altta, bugün Lulu's denen mekânın bulunduğu yerde bizim dairenin altının altında yani Kadir manav (Arap Kadir de derlerdi), sağ tarafta da Selâhattin bey'in eczanesi vardı. Selâhattin bey ordinaryus profesördü. Bir de 'Kızım' adında çok şeker bir kedisi vardı. Ben kedi kavramını ilk orada algıladığımı hatırlıyorum. Çok severdim o kediyi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Bizim daireye dışarıdan merdivenle ulaşılıyordu. O evde nefret ettiğim şey boş duvarlardı. Babam harika resim yapardı ve yaptığı resimler genelde evin duvarlarını süslerdi ama gene de ev çok küçük olmadığı için duvarlarda bayağı bir boşluk kalırdı. Ben de bu sebeple duvarları boyamıştım. Gıcık olmuştum boş duran bir duvara. Kimse kızmamıştı ve o duvar çok uzun süre benim sanat şaheserime ev sahipliği yapmıştı. Picasso halt etmişti yanımda vallahi... O derece yani!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O evde gıcık olduğum şeylerden biri benim kızkardeşimle paylaştığım odanın merdivenlere bakıyor olması ve perdeler açıksa gelen gidenin benim odama bakabiliyor olmasıydı. Ta o zamanlardan beridir insanların herhangi bir yerin perdesi açıksa içeriye büyük bir zevkle göz atması, daha doğrusu içeriyi dikizlemesi en gıcık olduğum şeydir. Bir keresinde sütçü Ahmet efendi akşama doğru hava bayağı karardığında gelmişti, ev hıncahınç dolu, ben odamda oynuyorum. Bir şimşek çaktı o anda adamı camdan bana bakarken gördüm, ne korkmuştum. Iyh, düşünsenize, arkasında şimşekler çakan bir adam görüntüsü, hem de çok sevdiğiniz birisi. Ta o zamandan beri evde korku filmi seyretmekten nefret ederim... Iyhhhh...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O evde en gıcık olduğum şey uzun koridoruydu. Belki bana öyle geliyordu. Ama gıcık kızkardeşim her sefer o koridorda acayip oyunlar uydurur ve ben salağını yenerdi. En gıcık olduğum şey koridorlarda geçirilen zamandır ev yaşamında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyumaya zorlanmak, haliyle çocuklukta hepimizin başına gelmiş bir şeydir. Kardeşim, ben koç burcuyum, yükselenim de aslan, delirdiniz galiba, koçlar uyumaz, uyursa bir şeyler kaçırdığını zanneder. Aman of, ta o zamanlardan beri birilerinin bana evde 'Uyumadın mı? Yatsana... Uyu artık. Uykun yok mu? Yatmıyor musun?' gibi abuk sabuk şeyler söylemesinden nefreeeeeeeeeeeeeeet ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En sinir olduğum şey evlerdeki demir parmaklıklı balkonlardır. O evde de vardı. Korkardım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Daha sonra gene Bebek'te Dereboyu Caddesi'ndeki kocaman teras katına taşınmıştık. İki koca balkonu vardı. Güzel bir evdi. Babamın özene bezene yaptığı bar köşesi cidden profesyonel barlara taş çıkartacak şekildeydi. Komşular harikaydı. Yan apartmanın en üst katında rahmetli Prof. Dr. Ufuk Esin otururdu. O zamanlar gençti, yeni arkeolog olmuştu. Kazılara gider gelirdi. Beni çok severdi, ben de onu. Onun evinin balkonu ile bizim evin balkonu birbirine bitişikti. Evin anahtarını unuttuğumuzda Ufuk ablanın balkonunda bizim balkona atlar, sürgülü kapıları iter ve eve girerdik. Demek ki, o zaman mahalle ve komşu kavramları varmış. Bunlar yitti gitti, ne yazık ki... Bebek'te herkes herkesi tanırdı. Ben şimdi böyle bitişik nizam evlerden, kolay geçit veren balkonlardan, sürgü balkon kapılarından cidden hem tırsıyorum hem nefret ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- O evden sonra Etiler'e, Bebek yokuşunda çok güzel bir eve taşındık. Babamla annem ayrılmıştı. Evde kavga gürültü hayatta en sinir olduğum şeydir. Ben kavga gürültü oldu mu, vurup kapıyı giderim. Bir de o evin pencereleri aşırı büyüktü. Fazla büyük pencere sevmem ben. Sinir olurum. Yokuşta olan evleri de sevmiyorum. Yokuş inip çıkmayı sevmem. Dağlara tırmanayım, vadiler aşayım, kilometelerce yürüyeyim ama eve gitmek için yokuş inip çıkartmayın! O ev yaşamımda genç kızlık dönemime denk gelir. Güzel hatıraları vardır. Her istediğimi alabildiğim, yapabildiğim, odamı keyfimce kullanabildiğim bir evdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Daha sonra Avusturya'ya okumaya gittim ve ilk aileden ayrı yaşama deneyimimi yaptım. Viyana'da ilk önce bir dönem bir evde bir oda kiralayıp oturdum. Sonra da üç üniversiteli kız, bir Türk, bir Avusturyalı, bir İngiliz üç odalı bir evi paylaştık. Ben çok güzel günler geçirdim orada. En sevdiğim, yemek yapmaktı ve kızlar benim yemeklerime bayılıyorlardı. Aramızda bulaşıktı, çamaşırdı sorunu olmazdı. Parti bile yaptığımızda uyumlu, ortak hareket ederdik. En nefret ettiğim, Avusturyalı'nın aşırı derecede sigara içmesi idi. Ben yaşadığım yerde sigara içilmesinden nefret ederim... Avusturya'da kapıcı, marketten eve servis vs olmadığı için pazar sabahları bile en ufak şey için dışarıya çıkmak sinirime dokunurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Viyana'dan döndükten sonra bir müddet babamda kaldıktan sonra annemle Bostancı'da yaşamaya başladım. Orada gıcık olduğum, rahatsız olduğum ve sevmediğim şeyler evde değil evin dışındaydı. Anadolu yakasında oturmak, rehber olduğum için işe giderken çok erken çıkmak zorunda olmak, eve dönerken geç kalmak. Ayh... Hâlâ anlamam o yakada oturanları. İşkencedir ya bu... Sabah bir posta işe giderken, akşam da bir posta daha eve dönerken...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Daha sonra Valideçeşme'de oturdum. İşte bu evdeyken Lady Macbeth (3 eylül'de kaybettiğim güzel İran kedim) geldi ve evde sigara içilmesi tüm misafirlere yasaklandı. Lady etkilenebilirdi sigaradan. Benim yanımda zaten sigara içemez kimse, zaman içinde allerji gelişti bende sigaraya karşı. Çevreye ve doğaya zarar verenleri de sevmem evimde... Gelmesinler. O mahallede şuna karar verdim, ben içiçe oturulan yerlerden de pek hoşlanmıyorum. Üstelik şehir atmosferini de severim. Bir evin çok minik ve kullanılmayan ya da kullanılamayan balkonu da beni sinir eder. Neyse ki, bu evde yalnızca arka tarafta bir balkon vardı yatak odasında. Balkonu ev sahipleri kapatmıştı. Ben orayı keyifli bir hale getirdim ama alüminyum çerçeve kullanmışlardı yapanlar o balkonda, işte bu malzemeden nefret ediyorum. Yok olasıca alüminyum! Park sorunu yaşdığım bir mahalleydi ve bu beni evde tedirgin eder. Dışarıyla ilgili şeyler benim evde huzurumu kaçırıyorsa, evim benim kalemdir çünkü, o şey her ne olursa olsun bitmiştir benim için... Nefretse nefret... Evin zemini de önemlidir. Ne yazık ki, o bölgede evler eski olduğu için marley kaplıdır evin bazı bölümleri ve ben burayı duvardan duvara halı kaplatmak zorunda kalmıştım. En sevmediğim şeydir. Ben parke severim, halı olabilir ama duvardan duvara falan değil...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Daha sonra Tarabya'da şu anda oturduğum siteye taşındım ve bir müddet sonra annemi de bir üst katın karşı dairesine taşıdık. O evde patlayan su boruları, yanlış elektrik tesisatı gibi beni hayatımdan bezdiren şeyler vardı. Bu beni delirtir. Balkonu, evin şekli iyiydi ama zaman içinde arkada kütüphane ve çalışma odası olarak kullandığım odada rutubet baş gösterince hayat dayanılmaz hal aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Şimdi geçici olarak annemin oturduğu eve taşındım. Haliyle ev ev üstünde, eşyalarım diğerleriyle içiçe, kitaplar kolilerde üstüste orada burada. Böyle bir ev hali sevmiyorum. Şehre uzak evleri işim nedeniyle sevmesem de havası suyu güzel bir yer ve Karadeniz kıyılarına yakın olması nedeniyle hoş öte yandan. Ben bu evde, bir başkasıyla ( bu aileden biri de olsa) birlikte yaşamayı hiç sevmediğimi gördüm. Bu nedenle inşallah herkes kendi hayatına döner yakın zamanda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Antalya'da, Küba'da oturduğum evleri yazmadım. O evleri çok sevdim ve oralarda hep mutlu oldum. İstediğim şeyleri yaptım ev için oralarda.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;Bir de bu yazıyı yazarken hatırladım: Benim mutfak düzenime müdahale edilmesi, evimin benim istemim dışında toplanması, eşyalarımın başkalarının kafasına göre bir yerlere yerleştirilmesi, cam masamın üzerine gazete bırakılması vs gibi şeyler, kısacası benim mekânımda benim çizgimin, tarzımın belirlenilmeye çalışılması canımı sıkar, sinirlendirir, delirtir. Yapmayın! Sakın... Demedi demeyin... Uyarmıştım derim sonra.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de evime benim hiç tarzım olmayan şeylerin hediye diye getirilmesi. Bu tarz insanlar yüzünden minimalist olamadım hiç ben ya!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Of, bitmez bu konu. Ya ben aslında bayağı şeyden nefret etme yetisine sahipmişim. Ama baktığımda bana normal geliyor bunlar. Bu garip şyler sevilemez ki... Belki umursanmayabilir ama ben umursarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ha, bir de aklınızda bulunsun. Benim eve yolunuz düşer falan. Tuvalete girip çıktıktan sonra lütfen banyo kapısını açık bırakın. benim kedim var evde, onun tuvaleti de banyoda. Zavallı kedicik altına mı etsin yani? (Neden o banyo kapıları illa sıkı sıkı kapatılır ki? Hele bir de girdiğinde zaten açık olan kapı? Bulduğun gibi bıraksana be kardeşim!)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayh, yeter bugünlük. :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaşlar ben bu mim'i paslamıyorum kimseye. Belki başka bir konu açar Aydan Atlayan Kedi'nin patilerine doğru savururum önümüzdeki günlerde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgiyle ve hoş misafirlerle kalın!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1316834128884427256-5559497837799383550?l=yazinotlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazinotlari.blogspot.com/feeds/5559497837799383550/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1316834128884427256&amp;postID=5559497837799383550&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/5559497837799383550'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/5559497837799383550'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazinotlari.blogspot.com/2008/09/imdat-kafama-mim-dt_10.html' title='İmdat! Kafama MİM düştü...'/><author><name>Nükhet Everi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00890596432803184814</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_MlrM2vFPnII/SIMAXtkBsHI/AAAAAAAAAAg/Eq2kV1KcgEc/S220/n%C3%BCn%C3%BCk.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1316834128884427256.post-6595275409184135531</id><published>2008-09-09T20:26:00.010+03:00</published><updated>2008-11-27T21:45:39.583+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eski Yazılarımdan'/><title type='text'>Eski bir eylül yazısı...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Seneler önce köşelerimde yazdığım bir eylül yazısını sizlerle paylaşmak istiyorum. Yazıdan sonra da şimdiki duygularımı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;DEJA VU&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bu yazının başlığı ne olsun? İşte bu mesele günlerdir mide kramplarına hatta baş ağrılarına sebep oluyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sebep şu: Mardin Çalışma Grubu yazısı güncelliği sebebiyle biraz daha orada yerinde dursun, okunsun istedim. İkinci olarak yollamayı düşündüğüm yazı daha ileri bir tarihe ertelenmek zorunda kaldı. Ben de bari başka bir yazı yollayayım dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatta en sevmediğim şey kendimi tekrarlamaktır. Tam bir yıl önce bir yazı yazmışım. Yazının adı “Güzeldir Istanbul’un eylülü”, tarih 15.09.2002, günlerden de Pazar. Kaç gündür kasılıp duruyorum. Yapma Nükhet, etme Nükhet... Bekletip duruyorum yazıyı. İyi ki de beklemişim, Güvercin Postası yazarlarından rehber dostum Sevda Kali’nin yeni yazısının adı: “İstanbul eylül’ü”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün 14 eylül 2003 Pazar... Ne yazsam peki diye düşünürken gazetede Pakize Suda köşesinde ne yazmaya görsün: “Baktım da her sene bir &lt;strong&gt;“eylül”&lt;/strong&gt; yazısı yazmışım. Başkaları da yazıyor. Ama ağustosa bir şey yok. Şubata, aralığa falan da... Eylül önemli demek. İnsanın edebi yanını harekete geçiriyor.” Buyurun, buradan yakın. Güler misin, ağlar mısın?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sene eylülün ikinci Pazarında Istanbul’da değilim. Yollardayım. Çok sevdiğim, taparcasına sevdiğim zeytin ağaçlarının, nar ağaçlarının arasından geçerek ilerliyorum. Ayvalar olmaya yüz tutmuş. Pamuk tarlaları... İlk hasat geride kalmış bile. Tütünler, sonra göz alabildiğince üzüm bağları... Yerlere serilmiş kurutulan üzümler. Domatesler, biberler. İnsanlar hep tarlalarda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet anladınız Ege’deyim bu sefer, Istanbul’da değil. Pamukkale’ye doğru gidiyoruz. Yok yok karar veriyorum. Ben bir eylül yazısı yazacağım. Kendimi tekrarlamak pahasına da olsa. Tekrarlamam mümkün değil zaten, çünkü her şeyden evvel Istanbul’da değilim ki! Halbuki &lt;strong&gt;Güzeldir İstanbul’un eylül’ü...&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Tabiata bakmaya başlıyorum ilerleyen otobüsün ön camından. “Daha ne güzel günler olur. Bunun ekimi var, kasımı var... Sen sıcakları sevmezsin...” diyorum. “Eylülün farkı ne?” diye soruyorum kendime. Buldum! Tabiatı incelerseniz cevap kendiliğinden geliyor. Eylül ayında tabiat, o yazın getirdiği rehavetten çıkıp şöyle bir şaha kalkıyor. “Ben yakında gidiyorum, haydi eyvallah!” der gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi Istanbul’da olsaydım keşke... Bugün Pazar, uzun bir aradan sonra en sevdiğim televizyon programı başladı ve ben yollarda olduğum için seyredemiyorum. Eğer bu turlarımın Pazar günü Anadolu’ya değil de geçen sene olduğu gibi Istanbul’a denk gelseydi, turistlerim Taksimde dolaşırken ben ‘The Marmara’ Otelinin V.S.O.P barının koca ekranında hayatımın olmazsa olmazlarının en baş köşesini tutan Kafe Siyaset programını seyrediyor olacaktım CNN TÜRK’te.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabiî ki “eylül” yazıları yazacak birileri. Yazın o insanı durmuş dünyaya çeviren sıcaklarından kurtulmanın, dünyada gidecek başka yer yokmuş gibi habire ısıtılıp ısıtılıp önümüze sunulan Bodrum ve Antalya geyiklerinin sona ermesinin, yeniden hareketlenmenin, hayata başlamanın dürtüsü ve sevici ile ne yapsın? Eylül yazıları yazacak tabiî.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçi eylül ayı ne dünyaya ne de Türkiye’ye pek yaramıyor. Bu örnekleri ile ortada. 6-7 eylüller, 12 eylüller, 11 eylüller. Neyse, herkes neyin ne olduğunu biliyor, her ne kadar bellek silinmesi adeti içinde yaşayan bir toplum da olsak... Değişmez bazı şeyler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama değişmeyen güzel şeyler de var. Çiçek Arif dolar Pazartesi akşamları altı yedi arası. Tarzından asla ödün vermeden, çizgisini bozmadan. Onun gibi olan pek çok var aslında. Örnek mi? Yakup’a yemeğe gidilir. Hep aynı hava, hep güzel tatlar, hep güzel insanlar, hep uygun fiyatlar. Havalar iyice bozulana kadar terası tıklım tıklım olur. Ne bozar ne de bozdururlar buraları. Galeriler, resim sergileri, sinemalar, yeni çıkan albümler, kitaplar. Bebek’te, doğduğum, büyüdüğüm, yıllarca yaşadığım ve hâlâ da kopamadığım semtte çay içerim, yürüyüşler yaparım. Beyoğlu’nu doya doya yaşar, Arkadaş Kitapevi’ni mutlaka kolumun altında üç beş kitap, bir iki cd ile terk ederim. Kaktüs’e uğramazsam yarım hissederim kendimi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynen geçen sene olduğu gibi gene önümde 10 gün kadar bir yol var. Gene Istanbul’un eylülünden ayrı. Ama olsun, gittiğim yerlerde de eylül güzeldir. Kaç zaman oldu, Cunda’ya gidip Taş Kahve’de çay içmeyeli, Deniz restaurant’ta balık yemeyeli, rakı içmeyeli... Gidemediğim ve gidemeyeceğim yerlerde de güzeldir eylül... &lt;strong&gt;Güzeldir Türkiye’nin eylül’ü...&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü zeytin ağaçları gelecek sene nasıl bir zeytinin soframıza geleceğini, nasıl bir zeytinyağı yiyeceğimizi belli etmiştir. Cevizler olmuş, narlar şimdiden kocaman kocaman etrafı seyredip ayvalara ‘haydi siz de olun, dallar taşıyamasın ağırlığınızı, insanlar da bize bakıp bakıp, eyvah, kış gene çok ağır geçecek desin’ der gibidirler. Üzümler yavaş yavaş toplanırken, bir kısmı kurutulmaya, bir kısmı şıra, sirke, şarap olmaya ayrılmış. Tütünler gururlu boyunlarını uzatırlar tarladan. Domatesler, biberler olmuş. Koyunlar kırpılmış gene. Pamuk ilk hasadını yolcu etmiş, gururla güneşin altına uzanmış. Daha saymakla bitmez. Sıra patatese, şeker pancarına, diğer sebze ve meyvelere gelirse bitmez. Bir konu için, bir halı motifi için ömür tükenir bu memlekette, gene bitmez. Bitemez!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bozkırda güzeldir eylül, deniz kenarında, dağlarda, ovalarda. Mardin’de Kasımiye Medresesine, Ağrı dağına, Van’da Ahtamar adasına, Kapadokya’da Kızıl Vadiye, Van kalesine, Efes’in mermerlerine, Trabzon’da Sümela manastırına, Diyarbakır’da Ulu Camiye, Afrodisias’ta Afrodit tapınağına, Ankara’da Anıtkabir’in üzerine vururken akşam güneşi, &lt;strong&gt;Güzeldir Türkiye’nin eylül’ü...&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Sonra ben gene geçen sene olduğu gibi, sırt çantamı, defterimi kalemimi, fotoğraf makinelerimi toplayıp, dilimde Mardin türküleri düşeceğim yollara. Gene Mardin, gene bir eğitim gezisi. Uçak Ankara’da aktarma yaparken, aşkından ve hasretinden yandığım Ankara’nın ancak bir iki saat havasını soluyabileceğim, o da uzaktan, havaalanından. Dayanamayıp, en kısa zamanda Ankara’ya gitme kararı alacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben bir deja vu yaşıyorum. Bir iki farklılıkla da olsa, bunlar iyi veya kötü de olsa, yanımda her an bana deja vu yaşadığımı anımsatan yeğenim Caner’im olmasa da, Mardin gezimin başı bir Unesco toplantısı, sonu da bir Urfa gezisi de olsa; yani ciddi boyutta çok kötü ve çok iyi gelişmelerin olmasına rağmen bu bir deja vu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her sene hayatın içinde oluşan, halkalara eklenen, halkalardan kopan pek çok önemli veya önemsiz olayın dışında, böyle deja vu’ya can kurban diyesim geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz gelecek sene eylülün ikinci Pazarı bu yazıyı gene okuyun. Ben eğer Mete Belovacıklı yapmaya devam ediyorsa Kafe Siyaset seyrediyor veya seyredemediğim için hayıflanıyor olacağım. Gene Çiçek Bar, gene Yakup, gene Bebek, gene Beyoğlu olacak. Ben deja vu yaşamaya devam edeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama gelecek sene eylülün ikinci Pazarı ayın 12si olacak. Umarım Türkiye bir deja vu yaşamayacak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve ben bir yerlerde şöyle diyeceğim:&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Güzeldir Istanbul’un eylül’ü...&lt;br /&gt;Güzeldir Türkiye’nin eylül’ü...&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;İşte böyle demişim...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;İyi demişim demesine de, o günden bugüne neler değişti neler...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;Artık The Marmara Cafe ve V.S.O.P bar yok, var da işletmecisi de ismi de değişti.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;Sevgili Mete Belovacıklı'nın o harika programı çoktan bitti, o arada köprülerin altınadan ne sular aktı ne sular ve bugün Mete Belovacıklı ATA TV'nin genel yayın yönetmeni ve Cuma günleri saat 11.00'de harika başka bir program yapıyor kendi televizyonunda. Politik bombanın pimini çeken sevgili arkadaşımı da zevkle ve gururla izliyorum denk geldikçe.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;Beyoğlu faslında değişen bir şey yok. Bu harika tarafı işin.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;Gerçekten de Türkiye'nin yalnızca o saydığım noktalarında değil, her yerinde en güzel aydır eylül... &lt;strong&gt;Güzeldir Türkiye'nin eylül'ü...&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Ne yazık ki, yukarıda ağızları sulandıracak şekilde sayılmış olan ve Türkiye'nin bereketini, bereketli topraklarını hatırlatan o hasat dönemleri eskisi gibi yaşanmıyor artık. Cahil ve bilgisiz idarelerin elinde Türkiye'nin belkemiği turizm, tekstil ve tarım sektörlerinin ne hale geldiği herkesin bilgisi dahilindedir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;Özellikle fotoğraf kullanmadım bu yazıda. Hayal edin istedim. Eylül güneşini düşleyin, ovaları, bozkırları, deniz kenarlarını hayalinizde görüntüleyin, kendi fotoğraflarınızı çekin istedim...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;Deja vu'dan şikayet etmezdim inanın, yeter ki yaşasaydık. Ama ne yazık ki, bereketli topraklarımız, hasat dönemi, turizm vs açısından ne deja vu'su? Yaşayacak bir şey kalmadı ki!&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;Ama her şeye rağmen, gene de: &lt;strong&gt;Güzeldir Türkiye'nin eylül'ü...&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1316834128884427256-6595275409184135531?l=yazinotlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazinotlari.blogspot.com/feeds/6595275409184135531/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1316834128884427256&amp;postID=6595275409184135531&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/6595275409184135531'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/6595275409184135531'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazinotlari.blogspot.com/2008/09/eski-bir-eyll-yazs_2809.html' title='Eski bir eylül yazısı...'/><author><name>Nükhet Everi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00890596432803184814</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_MlrM2vFPnII/SIMAXtkBsHI/AAAAAAAAAAg/Eq2kV1KcgEc/S220/n%C3%BCn%C3%BCk.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1316834128884427256.post-9006535203333594296</id><published>2008-09-07T14:11:00.009+03:00</published><updated>2008-11-27T21:34:37.158+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eller'/><title type='text'>Eller - 2</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;strong&gt;YARATAN ELLER&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SMO56h-tByI/AAAAAAAAA6Q/fXHBB9U-CjM/s1600-h/BehicPek02.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243238806394308386" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SMO56h-tByI/AAAAAAAAA6Q/fXHBB9U-CjM/s400/BehicPek02.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Behiç Pek / Karikatürist&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243238803130897538" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SMO56V0pVII/AAAAAAAAA6A/MoYcdh55Ewo/s400/69740017.JPG" border="0" /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243238803322801938" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SMO56WiZjxI/AAAAAAAAA6I/SR0aW6oSzNQ/s400/69740019.JPG" border="0" /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Taş ustaları - Midyat&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243236363750995506" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SMO3sWbJ9jI/AAAAAAAAA4w/efbulqnDNFk/s400/100_1103.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243236367688367602" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SMO3slF5ffI/AAAAAAAAA44/-5TH-cmEzZw/s400/100_1108.jpg" border="0" /&gt; &lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Nasra Teyze / Süryani Kiliseleri el baskısı perdeleri sanatçısı - Mardin&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243238198489727090" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SMO5XJW9QHI/AAAAAAAAA5o/xCZEXk8zQx8/s400/69610032.JPG" border="0" /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Semer ustası - Mardin&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243238201678698674" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SMO5XVPRGLI/AAAAAAAAA54/fvZCHs7V8GY/s400/69650020.JPG" border="0" /&gt; &lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Corç usta / Telkâri ustası - Mardin&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243238203293316514" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SMO5XbQONaI/AAAAAAAAA5w/7on1Rd-j6a8/s400/69650009.JPG" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Corç ustanın atölyesinden bir telkâri ustası - Mardin&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243236372762860482" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SMO3s3_wG8I/AAAAAAAAA5A/6GdkP8VlIP0/s400/100_1130.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Hamit Özcan / Cam boyama sanatçısı - Mardin&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243236378931401842" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SMO3tO-clHI/AAAAAAAAA5I/f7BkgVnkM4I/s400/100_1354.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243236383277423554" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SMO3tfKnm8I/AAAAAAAAA5Q/Qg212u-4gKg/s400/100_1357.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243238189382920706" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SMO5WnbuagI/AAAAAAAAA5Y/ymRXxQgpgMY/s400/100_1358.jpg" border="0" /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Mardin Halk Eğitim Merkezi / Cam sanatçıları&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243238194574125986" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SMO5W6xZ66I/AAAAAAAAA5g/rxUCwVEw81o/s400/134.JPG" border="0" /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Hilâl / Kuyumcu - Mardin&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1316834128884427256-9006535203333594296?l=yazinotlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazinotlari.blogspot.com/feeds/9006535203333594296/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1316834128884427256&amp;postID=9006535203333594296&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/9006535203333594296'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/9006535203333594296'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazinotlari.blogspot.com/2008/09/eller-2.html' title='Eller - 2'/><author><name>Nükhet Everi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00890596432803184814</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_MlrM2vFPnII/SIMAXtkBsHI/AAAAAAAAAAg/Eq2kV1KcgEc/S220/n%C3%BCn%C3%BCk.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SMO56h-tByI/AAAAAAAAA6Q/fXHBB9U-CjM/s72-c/BehicPek02.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1316834128884427256.post-1995962336020800053</id><published>2008-09-06T11:10:00.008+03:00</published><updated>2008-11-27T21:24:51.461+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gazetelerden'/><title type='text'>Gazetelerden - 1</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Burası benim Not Defterim olduğuna göre, ben de zaman zaman gazetelerde gördüğüm ve beni ilgilendiren şeyleri kesip sakladığıma göre, düşündüm ki, böyle bir şey de başlatayım...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Bu sabah Hürriyet gazetesinin Cumartesi eki'nde Arto Tunçboyacıyan ile yapılmış bir söyleşi var. Beni okuyanlar ve özellikle de şahsen tanıyanlar çok iyi bilirler, en sevdiğim müzisyendir. İnsanlığına ve sanatına hayranımdır ve çok eskiden de şahsen tanırım.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;İlk dikkatimi çeken yeni bir fotoğraf olmaması oldu gazetede. Eskileri kullanmışlar, hatta çok klasik Arto fotoğraflarını. Daha söyleşinin ilk sorularında söyleşinin uzaktan kumandayla yapıldığı belli. Yani yüzyüze yapılmamış. Ama böyle bir şey gerekliydi, çok da güzel olmuş.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;Buyurun...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;strong&gt;Bu bir plaj bikini albümü değil&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;6 Eylül 2008&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hakan GENCE&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5242823640613688178" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SMJAUs7Mk3I/AAAAAAAAA4o/1RWHeZIDt8M/s400/arto_tunc.jpg" border="0" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;Sezen Aksu bu yaz üç sene aradan sonra Denizyıldızı isimli albümünü çıkardı ve çok konuşuldu. Albümdeki tarz değişikliği, otobiyografik şarkılar, hayatla hesaplaşma, kimileri tarafından beğenildi, kimileri umduğunu bulamadığını söyledi. Sezen Aksu ise sadece "Daha önce olmadığı kadar kişisel sözler ortaya çıktı" demekle yetindi.Denizyıldızı albümünün yapım aşamasından son noktasına kadar işin içinde olan bir isim vardı: Albümün prodüktörü Arto Tunçboyacıyan. Altı şarkının bestesi, sekiz şarkının düzenlemesi ona aitti. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;ABD&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;’de yaşayan Arto Tunçboyacıyan’a yapılan eleştirileri sorduk.&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Sezen Aksu’nun Denizyıldızı albümünü nasıl tarif edersiniz?&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;-Cesaretli, açık, dürüst, araştırmacı, kaliteli ve heyecanlı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Bu albümün diğer Sezen Aksu albümlerinden farkları ne?&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;-Bugüne kadar içinde bulunduğu toplumun dışına çıkıp dünya pazarına ve tüm insanlığa sesleniyor. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Albümün müzik tarzı için "Bir yenilik başlattık" demişsiniz. Bu yeniliği anlatır mısınız? &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;-Türk popunun belirli bir müzik anlayışı var. Bu albümde bestelerle, sözlerle, aranjmanlarla, enstrümanların birleşimleriyle, sound kalitesiyle ve şarkıların sıralamasıyla bu anlayışın dışına çıkıldı. Tabii bütün bunların arkasında bir de felsefe var. O da kendi öz lezzetini kaybetmeden tüm insanlığa hitap edebilmesi. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Bu değişim gelecek Sezen Aksu albümlerinde de devam edecek mi?&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;-Bu sorunun yarısını Sezen’e sorman lazım. Bence bu bir düşüncenin başlangıcı. Ümit ederim ki devam eder, etmese de ben o tatla devam ediyorum. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;BİRİLERİ ZORLA CEHALETİNİ İSPAT ETMEYE ÇALIŞIYOR&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Albümdeki sözlerde toplumsal konular ve otobiyografik özellikler ön plana çıkıyor. Bu önceden belirlediğiniz bir konsept miydi?&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;-Bu bir konsept değil, gerçek bir düşünce. Tabii ki sözlerde toplumu ilgilendiren anlamlar var, bu da Sezen’in topluma söyleyecek sözü olduğunu ve toplumdan birisi olduğunu gösteriyor. Bence daha da enteresanı, bu felsefenin yani şiddetin ve haksızlıkların insanlığa bir faydası olmayacağını anlatım şekli. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Şarkıların aşk şarkıları bekleyenleri pek tatmin etmediği söyleniyor. Sizce de öyle mi? &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;-O zaman sevgililerini değiştirsinler! Şaka tabii... Sezen zaten kendi yaşadığı aşkı, başkalarının sevgilerini ve toplumla ilgili düşüncelerini anlatan biri. Onun araştırmacı bir sanatçı olduğunu insanlar unutmasın. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Peki sizi de aşk şarkıları yerine bu tür şarkılar mı daha çok cezbediyor?&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;-Tabii aşk insanlığın büyük bir parçası fakat bu aşkı ne şekilde algıladığınıza bağlı. Bugün eğer Türk pop piyasasındaki şarkı sözlerine bakarsanız yüzde 95’inin sözleri aynı anlama geliyor. Pop müzik pazarında aşk artık lezzetini, özelliğini kaybetmiş bir iş haline geldi. Bu yüzden de toplumu ve insanlığı anlatan sözler beni daha çok ilgilendiriyor. Aşk zaten insanlığın içinde. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Köşe yazarları albümü eleştirdi. Bazıları beğendi, bazıları beğenmedi. Sizce eleştirilerin nedeni tarzının anlaşılamaması mı?&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;-Ben kritiğe açık bir insanım. Her yenilikte olduğu gibi herkes sevmek mecburiyetinde değil, fakat kimse kalitesiz diyemez. Müzik dünyasını bilen biri bu projenin ne kalitede olduğunu anlar. Bazı köşe yazarları toplumu kendileri gibi köşeye sıkıştırıyorlar, bazıları da o köşeden dünyaya dürüstçe açılıyorlar. Zaten CD’nin tarzında da anlaşılmayacak bir şey yok sadece alışılmışın dışına çıkılmış ve bana da bu heyecan veriyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Albümü dinlerken şarkıların birisinin bitip diğerinin başladığının fark edilmediği de söylendi. Katılıyor musunuz?&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;-Bunu söyleyenlerin herhalde kulaklarında rahatsızlık var veya ritim bilmiyorlar. Yine aynı yere geliyoruz: Bu albüm, sohbet anında arka plan müziği olacak veya yalnız sözleri dinlenecek bir çalışma değil. Müziği burada dinleyen herkes Sezen’i bilmedikleri halde enteresan ve kaliteli buluyor. Albümün arkasındaki felsefeyi ve şarkı sözlerini açıkladığımda da saygı duyuyorlar. Bizler işimizi bilen insanlarız, herhalde bir yanlışlık veya kalitesizliğin kulağımızdan kaçacağına ihtimal vermiyorsunuz. Sanki birileri zorla cehaletini ispatlamaya çalışıyor. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;strong&gt;İNSANLAR YAZIN MUTLU KIŞIN MUTSUZ MU OLUR?&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Albüm bir yaz albümü olmanın dışında biraz depresif. Neden hareketli ve esprili şarkılar bu albümde daha az?&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;-Bizler de bu albümün plaj bikini albümü olmadığını biliyoruz. Fakat insanlar yazın mutlu, kışın mutsuz mu? Bu CD’deki felsefe bu toplumun yaşadığı hayatın sözleri. Bence bir şeyler toplumu rahatsız ediyor ve bir sanatçı bunu iyi niyetiyle dile getiriyorsa bunun yazı, kışı olmaz. Mutlu olmalısınız, problemler ortaya çıkarılarak halledilir, köşeye sıkıştırılarak değil.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Peki bu sizin mi yoksa Sezen Aksu’nun mu ruh haliyle alakalıydı?&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;-Bu projenin temelinde olanların birleştiği ruh haliyle alakalıydı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Sizce bu albümdeki şarkı sözleri daha çok hangi kitleye hitap ediyor?&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;-"Sürpriz aşkım dün gece başka birisinden çocuk yaptım" demeyecek insanlara. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Albüm Sezen Aksu’nun kendi içine dönüşü ve olgunluk albümü olarak yorumlanabilir mi?&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;-Onu Sezen’e sorarsan daha doğru ve daha gerçek cevap alabilirsin. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Denizyıldızı Sezen Aksu diskografisinde nasıl bir yere sahip olacak?&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;-Kaliteli, hevesli, heyecanlı, umut veren bir kapının açılışının başlangıcı. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Albümde sizi en etkileyen şarkı hangisi?&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;-On ay. Ayda’nın babasına eşlik etmesinin hikayesinin heyecanı ve Onno’nun parmaklarının şarkıda duyulması beni etkiliyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;ONNO HER SESTE VE HER ZAMAN İÇİMİZDE&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;Parçalar seçilirken ben ve Sezen, Onno ile ilgili parçaları biraraya getirip ona ait özel bir bölüm oluşturduk. Bu da bence bir tesadüf değildi. Sezen de ben de her zaman Onno ile yaşıyoruz. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;strong&gt;ARAŞTIRMACI BİR GRUBUMUZ VAR&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;Arto Tunçboyacıyan çalışmalarına hem bireysel olarak hem de yeni kurdukları Human Element isimli grubuyla devam ediyor. Human Element’i şöyle anlatıyor: "Araştırmacı ve yeniliklerle ilgilenen bir grubuz. Şimdilerde de bir albüm üzerinde çalışıyoruz." Yurtdışı çalışmalarının hareketli geçtiğini söylüyor: "15 Ağustos’ta Los Angeles Walt Disney Concert Salonu’nda Armenian Navy Band ile konser verdik. Boş yer yoktu. Rus filmi Platon’un müziklerini yaptık. Moskova’da da konserler var."&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;MR. AVANT GARDE FOLK&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;Albüm kapağında Arto Tunçboyacıyan’ın isminin yanında "Mr. Avant Garde Folk" yazıyor. Anlamını soruyorum: "Kendi öz lezzetini kaybetmeden hayat tecrübeleriyle yarını hayal eden" diyor. "Müzik anlayışım da bu tarzda olduğu için bu benim lakabım."&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1316834128884427256-1995962336020800053?l=yazinotlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazinotlari.blogspot.com/feeds/1995962336020800053/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1316834128884427256&amp;postID=1995962336020800053&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/1995962336020800053'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/1995962336020800053'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazinotlari.blogspot.com/2008/09/gazetelerden-1.html' title='Gazetelerden - 1'/><author><name>Nükhet Everi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00890596432803184814</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_MlrM2vFPnII/SIMAXtkBsHI/AAAAAAAAAAg/Eq2kV1KcgEc/S220/n%C3%BCn%C3%BCk.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SMJAUs7Mk3I/AAAAAAAAA4o/1RWHeZIDt8M/s72-c/arto_tunc.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1316834128884427256.post-1879265745623908035</id><published>2008-09-03T23:06:00.011+03:00</published><updated>2009-01-01T17:27:39.526+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hayatımdan'/><title type='text'>Yolun Işık Olsun Benim Güzel Kızım!</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SL7um9ylshI/AAAAAAAAA3w/aCQmxcVWfuc/s1600-h/LM1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5241889369495024146" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SL7um9ylshI/AAAAAAAAA3w/aCQmxcVWfuc/s400/LM1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Canım kızım Lady Macbeth’im...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana hayatımın en güzel anlarını yaşatan güzel kızım. Birlikte tam 13 yıl.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 kasım 1995... Sıcak, çok sıcak bir gün. Çok önemli bir randevum var. Kardeşim Zeynep’le birlikte gitmek istiyorum. Beni kırmıyor. Arabaya binip Anadolu yakasına geçiyoruz. Verilen adrese gelince heyecanlanıyorum. Bir sene önce ölen Ankara kedim Ada’nın yasını tutuyorum hâlâ. Yaptığımın doğru olup olmadığını düşünüyorum. Çünkü Zeynep’le gittiğimiz adreste 5.5 aylık bir İran kedisi bakacağız ve beğenirsem alacağım. Ada geliyor aklıma, üzülüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gittiğimiz yer bir ofis. İçeride fazla eşya yok. Selam ve tanışma faslından sonra hemen ofisin girişindeki bir masa üstünde oturan kocaman bir erkek kedi dikkatimi çekiyor. Tüyleri koyu mavi parlıyor. Çok güzel bir şey. Hemen soruyorum: ‘Bu babası mı dişi kedinin?’ Cevap gözümü korkutuyor: ‘Hayır, abisi...’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Abisi bu ise kız nasıl bir şey merak ediyorum. Bir köşede bir mama kabının önünde görüyorum aslında, minicik bir kedi (abiyle kıyaslanırsa nokta kadar) mama yiyor. İçeri girip oturuyoruz. Yanlış hatırlamıyorsam kedi saklanıyor ve bulmakta zorlanıyorlar. Neyse, bir müddet sonra kedi bana doğru yürüyor ve karşıma geçip suratıma bakıp ‘meeee’ diye bir ses çıkartıyor.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5241900443298523842" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SL74ri7FasI/AAAAAAAAA4Y/4nS96dJzT28/s400/kedi3.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Ben bu anda Zeynep’in ‘ay bu İran kedileri de, Çin Halk Cumhuriyeti gibi, hepsi birbirine benziyor’ dediğini ve bir şekilde hevesimin bir saniye için bile olsa kırıldığını hatırlıyorum. Sanki Zeynep onaylamazsa o kediyi almamam gerekir gibi bir duygu var içimde. Kedi bana gelip bağırdı ya... Zeynep’e dönüp ‘Gidelim mi? Beni sevmedi galiba!’ diyorum. Zeynep: ‘Kedinin boynuna mı atlamasını bekliyorsun?’ diyor ve yere eğilip kediciği kaldırıp bana doğru tutuyor ‘Ama yazık buna, bak ne kadar şeker’ diyor. Kediyle gözgöze geliyoruz ve o anda aşık oluyorum. ‘Tamam’ diyorum ‘alıyorum’.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kediyi alıyorum, oldukça yüklü bir para da ödüyorum. Çok mutluyum. Bana diyorlar ki: ‘Aslında bunlar sekiz kardeşler. Sizin aldığınızı küçük diye kimse istemedi. Ama bizce en şanslısı da bu içlerinde. Çok iyi bir yere gidiyor.’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kedimin adını bile daha almadan takmıştım: Lady Macbeth. Evi bile hazırladım, bazı gereken şeylerini aldım ama biraz alışveriş yapmak lâzım. Annemi evinden alıp onu da götüreceğiz alışverişe. Hem de kediyle tanışmış olur, daha haberi bile yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zeynep’e dönüp, ‘Ne taksam adını?’ diye soruyorum. Hiç düşünmeden: ‘Lady Macbeth’ diyor. ‘Ben de öyle düşünmüştüm’ diyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annem gördüğü an bayılıyor Lady’ye. Lady daha gelir gelmez evine alışıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13 sene su gibi akıp geçiyor. Müthiş bir mutluluk yaşatıyor bana da, herkese de. Benim kızım, yol arkadaşım, can yoldaşım, can parçam oluyor.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5241891337369146322" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SL7wZgsV09I/AAAAAAAAA4I/9rs8XTFOC1A/s400/img039.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Üzerine titriyoruz. Ne de olsa cins kedi, sorunları çok olur. En büyük şansımız 1997 senesinin yaz aylarında hayatımıza giren ve son anına kadar da veterineri olan Yasin Özenir. Yasin’e büyük aşk duyuyor Lady. Lady, Yasin’in sayesinde tüm sorunları atlatıyor. Çok dirençli ve hayatı seven bir kedi. Nelere dayanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5241890053672673762" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SL7vOyjQIeI/AAAAAAAAA34/lNLsAVaDhZk/s400/Yasin%26Lady.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Herkese büyük mutluluk yaşatıyor. Hayatımda bu kadar büyük yer kaplayacağını, onu bu kadar çok seveceğimi, ‘dünya bir yana Lady bir yana’ durumuna gireceğimi rüyamda görsem inanmazdım, ama öyle oldu. 2000 senesinde hayatımıza ikinci mavi İran kedim Othello girdi. O da çok sevildi ve seviliyor, o evin neşesi ama Lady'nin yeri hep farklı oldu.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5241890428547413746" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SL7vknEWtvI/AAAAAAAAA4A/gXjjIJxbj80/s400/LM%26O1.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Lady çok sevildi, çok iyi bakıldı. Hep onun çok ama çok yaşlanacağını, yaşlılıktan öleceğini düşünürdüm, hatta öleceği aklımın ucundan geçmezdi. Caner’i, Hrant’ı, Savaş’ı tanıdı. Savaş ona ‘hanım’ derdi. Hepsini yolcu etti. Şimdi kendisi de gitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasin’le, Yasin kalp ameliyatı olmadan birkaç gün önce Lady’nin kan tahlilleri sonuçlarını konuşurken: ‘Bu kız ikimizi de gömer’ demişti. Ben de ‘İkimizi de gömerse kim bakar ona?’ demiştim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şey çok ani gelişti. Zaman içinde Lady meme kanseri olmuş ve bir memesi alınmıştı. Yeni bir tümör çıkmış ama şükür ki doku altında değildi. Son kan tahlilinde en korktuğum İran kedisi sorunlarından biri baş göstermeye başlamıştı. Üre yüksek çıkmıştı, bu da böbrek sorunu demekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Othello’ya şeker hastalığı nedeniyle insülin yapılıyor ve belli aralıklarla kontrol için veterinere gidiyordu. Yasin ameliyat geçirdiği için Timur ilgileniyordu kedilerle. Hayatımda ilk defa gözüm arkada kalmıyordu. Yasin’den başkasına güvenmediğim, güvenemediğim için çok zor bir durumdu benim için başka bir veteriner. Ama daha Timur’u ilk tanıdığımda ve biraz sohbet ettiğimde onun ne kadar iyi bir veteriner olduğunu anlamıştım. Çok büyük bir şanstı bu, herkes için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15 ağustos’ta Othello ile birlikte Lady’yi de götürmüştüm, tümör büyümüş gibi gelmişti bana. Timur Lady’yi görür görmez hemen kan alıp tahlillere baktı ve Lady’nin üre kısacık bir zaman diliminde o kadar yükselmişti ki, eve yollayamazdı. Orada kalacaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonun başlangıcıymış. Kabul etsem de etmesem de. Tedavi her anlamda olumluydu ama üre düşmüyordu. Bu da iki böbreğinde zarar gördüğünü gösteriyordu. Kimi zaman bir iyileşme görünüyordu ama son birkaç gün çok hızlı şekilde kötüye doğru gitmeye başladı her şey. Elden gelenden fazlası yapıldı, tıp sınırlarına kadar zorlandı, Timur çok uğraştı, bunu hayatım boyunca unutmayacağım. Lady direnmeyi bıraktı ve 3 eylül sabahı 10.50 sıralarında Timur telefonla arayıp hiç almak istemediğim o haberi verdi: Lady uykuya dalar gibi ölüme yürümüştü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek tesellimiz bir üre krizi ile gitmemesi, elimde kasılarak ölmemesi, huzur içinde yürümesi oldu ölüme. Öbür türlü hayat boyu kendimi affetmezdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün önce artık ben de kendimi en kötüye hazırlamıştım, kızımın durumu hiç iyi değildi, anlamıştım olacakları ve ertesi gün başıma gelebileceklere hazırladım kendimi, kızımla vedalaştık. Ertesi gün ne yazık ki o istenmeyen an geldi, Lady gitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızım, can parçam... Gönül isterdi ki diye başlayan onlarca cümle kurabilirim. Ama ne fayda, yoksun artık. Elimden gelen tek şey ‘Yolun Işık Olsun’ demek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok sevildin, sen de çok sevdin, çok güzel yaşadın, dünyanın en güzel varlığıydın bizler için. Zeynep iyi ki beni kandırdı ve ben seni aldım. Zeynep’e müteşekkirim. Sen hepimize inanılmaz boyutlarda mutluluklar yaşattın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biliyorum ki, her zaman herkesin seninle ilgili yalnızca çok güzel anıları olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim rüzgâr kokulu kızım, öpmeye koklamaya doyamadığım canım kızım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi ki hayatıma girdin. İyi ki vardın. Benim için hep var olacaksın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni çok özleyeceğim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yolun ışık olsun!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5241892260821461218" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SL7xPQ0h6OI/AAAAAAAAA4Q/4jqLdbKlVFA/s400/100_1940.jpg" border="0" /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1316834128884427256-1879265745623908035?l=yazinotlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazinotlari.blogspot.com/feeds/1879265745623908035/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1316834128884427256&amp;postID=1879265745623908035&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/1879265745623908035'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1316834128884427256/posts/default/1879265745623908035'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazinotlari.blogspot.com/2008/09/yolun-ik-olsun-benim-gzel-kzm.html' title='Yolun Işık Olsun Benim Güzel Kızım!'/><author><name>Nükhet Everi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00890596432803184814</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_MlrM2vFPnII/SIMAXtkBsHI/AAAAAAAAAAg/Eq2kV1KcgEc/S220/n%C3%BCn%C3%BCk.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SL7um9ylshI/AAAAAAAAA3w/aCQmxcVWfuc/s72-c/LM1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1316834128884427256.post-6884182579304798145</id><published>2008-09-02T19:21:00.011+03:00</published><updated>2008-11-27T21:08:41.467+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Oradan buradan havadan sudan'/><title type='text'>Oradan, buradan, havadan, sudan - 7</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Sabahtan halledilmesi gereken işlerimi halledip Cihangir'e gittim. Kızımı görmeye...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;Kızımı pek iyi görmedim açık söylemek gerekirse. Gene salmış kendini, hiç yemek yemiyormuş. Fatih zorla da olsa yediriyormuş, yoksa ı-ıh... Ben gittiğimde yıkanmış, kurulanmış pufur pufur kafesindeydi, fakat tam da serum verildiği anda gittim yanına. Halsizdi, keyifsiz gibiydi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;Kızımı sevdim okşadım. Sallanıyor, garip hareketler yapıyordu. Fazla dayanamayıp yukarı çıktım. Timur'la konuştum. Timur beni o kadar iyi tanıyor ki, iki saniye içinde ağlamaya başlayacağımı, kendimi bırakacağımı bildiği için dikkatli konuşmaya çalışıyor. Öte yandan bir hekim olarak hep mantıklı ve asla umudunu yitirmeyen biri.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;Ben kendimi o kadar çaresiz hissettim ki, haliyle gene ağlamaya başladım. Çok kötü bir duygu içinde çıktım ve İRO'ya (İstanbul Rehberler Odası) gittim. Eşyalarımı bırakıp, Emel hanımla biraz sohbet edip çıktım. Açlıktan ölüyordum, aslında canım da bir şey yemek istemiyordu ama hep kulağımda Timur'un o sözleri: 'Kendini bırakma, kendine bakman lâzım!' Bir şeyler yeme kararı aldım.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;En yakın yer Anette Café. Orada bana vegan sandviç yapıyorlar. Gittim, Erkan'la biraz sohbet ettik. Sandviç'im geldi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5241463542921022818" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SL1rUmL3zWI/AAAAAAAAA2o/SPXYDvuV8jE/s400/100_2055.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;Daha önce de yazmıştım, içine zeytin ezmesi, salata yaprakları, domates ve salatalık koyuyorlar. Harika... Tam benlik.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;Sonra biraz kafamı dağıtmak amaçlı İstiklâl Caddesi'ne gittim. Biraz sağa sola bakınır ve belki günlerdir almayı düşündüğüm Orhan Pamuk'un yeni romanı Masumiyet Müzesi'ni alırım dedim. Sağa sola bakınacak halim yoktu. Hemen İstiklâl Kitapevi'ne kırdım dümeni. Yer gök Orhan Pamuk...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5241464732797708978" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SL1sZ20lKrI/AAAAAAAAA2w/k2z4zVuB9k4/s400/100_2057.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5241465063278768370" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MlrM2vFPnII/SL1stF9Z8PI/AAAAAAAAA24/Ypsm6zQqs5U/s400/100_2056.jpg" border="0" /&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Hemen bir tane aldım. Aslında geç bile kalmıştım. Normalde Orhan Pamuk kitapları piyasaya çıktığı gün gider alırım. Ama gene de ilk baskı ya, önemli olan o. Ben bir ilk baskı delisiyimdir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;Ara yollardan İRO'ya geri döndüm. Biraz maillere baktım, filmimizin yönetmeniyle telefonlaştık, ya
