26 Eylül 2009 Cumartesi

Oradan, buradan, havadan, sudan - 16


Tüm olumsuzluklarına rağmen geçen zamanı olumlu olarak değerlendirmek istiyorum. Çünkü ‘her şerde vardır bir hayır’ lafına inanırım ve mutlaka her şey bir başka şey için iyidir vs vs derim…

Uzun zaman oldu, evet… Ben bu süre zarfında neler yaptım ettim.

Öncelikle yazın tam orta yerinde ev değiştirdim. Aynı sitede bir apartman öteye taşınmak iyi geldi. Apartman daireleriyle kuşatılmış bir daireden çıkıp her tarafı ağaçlarla çevrili bir daireye geçmek ruhuma iyi geldi. Aynı site içinde, 20 metre ötede böyle bir değişiklik insanı şaşırtıyor.

Aslında belki de buraya yazamamamın ya da yazmamamın en büyük nedeni de üzerinde çalıştığım senaryo projesi idi. Şöyle veya böyle tamamen o işe döndüm yüzümü. Benim ‘SON VAPUR’ projesini hayata geçirme kararı kesinleşince haliyle oturup adam gibi bir senaryo çıkartmak gerekiyordu. Bu senaryo da grup çalışması olmayacağı ve benim elimden çıkacağı için benim oturup başımın çaresine bakmam gerekiyordu. Bana verilen zaman diliminde çalışıp 1 Eylül’de senaryoyu ekibe teslim ettim ve 15 Eylül’deki toplantıda iyi bir iş çıkardığımı duymak beni mutlu etti. Ama beni de rahatsız eden eksik gedik ve teknik sorunların çözümü için 1 Ekim’e kadar bir zaman verildi bana. Şimdilerde son rötuşları yapmaya çalışıyorum.

Senaryo üzerinde son çalışmaları artık ekipçe yapacağız haliyle. Gelecek sene bahar aylarında çekimler olacak inşallah. Bu arada senaryonun teslim edildiği 1 Eylül’ün ‘Dünya Barış Günü’ olması ve bir sonraki toplantının Hrant’ın doğum günü olan 15 Eylül’e denk gelmesi tesadüf değildi tabiî ki!

Bu sene şöyle ağız tadıyla bir ada sefası yapamadım. O sefayı senaryo üzerinde yapmaya çalışıyorum. Ne de olsa film bir ada filmi olacak. Ada derken Kınalıada ve Burgazada’yı kastediyorum.

15 Eylül’de ne yapacağım konusunda oldukça kararsızdım. Hrant’ın doğum günü olduğu için bazı etkinlikler de vardı haliyle ama ben o tarz etkinliklere katılmayı pek sevmiyorum. Bizi bırakıp gittiği gün olan 19 Ocak’ta AGOS’un önündeki buluşmalara katılıyorum, o başka. Ama birilerinin çıkıp vır vır vır konuştuğu etkinlikler beni çok samimi bir itirafta bulunmam gerekirse bayıyor. Ben onunla yalnız kalmayı tercih ediyorum. Bu benim seçimim. Bu nedenle ya adaya gidecektim ya da mezara. Toplantı olduğu için mezara gitmeyi tercih ettim. İyi de etmişim. İzmir’den gelen bir arkadaşımdan bana eşlik etmesini rica ettim, sağ olsun kırmadı geldi. İyi de oldu. Gerçek anlamda yalnız kalabildim mezarın başında...



Bunun dışında iş konusunda da radikal kararlar almak durumunda kaldım, ki artık zamanıydı. Turizmde işler aslında öyle dışarıya gösterildiği gibi iyi gitmiyor. Büyük bir kandırmaca var. En azından Almanca piyasasında. Ucuz turlar, kitle turizmi ve rehberlere yapılan terbiyesizlik beni senelerdir rahatsız etmekte. Bundan birkaç yıl önce aldığım bazı kararlar doğrultusunda ben zaten bu ucuz turizm işine pek bulaşmıyorum. Örneğin Antalya çıkışlı operasyonlara çalışmıyorum. İyi Anadolu turları, İstanbul’daki gemi turları ve kendi ürünüm tercihlerim.

Benim uzun süredir üzerinde yoğunlaştığım bir iş olan kendi ürünüm, yani Mardin turları oldukça tuttu. Mardin ve bunun yanı sıra Efes’e çok değişik kültür, gurme ve macera turu diyebileceğiniz ürünleri artık bundan sonra (tabiî ki bir turizm acentesi üzerinden) satışa sunuyoruz. Şimdilik iç piyasa (ki ben benimle tura gelen kitleden çok memnunum). Zaman içinde dışarıya da açılır mı bilemem ama, bunlar artık daha spesifik, daha uzmanlık turu tarzı turlar. Oldukça zevkli…


Aslında işin özü şu: Ben o turlarda tura katılanları gezdirmiyorum, kendi evimde ağırlıyorum. (Bu, iş ortağımın saptaması ve beni çok mutlu etti.) Bu nedenle özeller işte!

Gelişmeler kısaca bunlar. Ve buradan da şu dersi çıkarttım:

Ben artık bana dayatılanı değil, sevdiğim şeyleri yapmak istiyorum ve yapacağım!

Bu kadar basit. Bunlar da film işleri ve kendi ürünüm olan turlar.

Kafamda ilerisi için pek çok proje var haliyle. Özellikle de turlarıma alternatif turlar vs. Ama ilk etapta SON VAPUR’a konsantre olduğum için, film konusu beni ileride nereye götürür bilemiyorum. Son Vapur çok önemli. Belki de hayatımın projesi.

2 yorum:

iko dedi ki...

Oh be Nünücüğüm, özlemişim seni canım arkadaşım. Hoş Döndün...Yaptığın herşeyi, her zaman olduğu ve olacağı gibi harika yapmışsındır eminim. Bir ara yüzyüze görüşelim çünkü ben de hayatımda TAM da senin bulunduğun noktadayım. Dayatılanı değil, sevdiğim şeyleri yapmaya karar verdiğim... Kucaklıyorum...İKO

Basak dedi ki...

Yeniden yazılarınızı okumak çok güzel ... kolay gelsin size, belki bir gün ürünlerinizden birinde görüşmek fırsatı olur.

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails