25 Temmuz 2008 Cuma

Fotoğraf Kutularımda Bulduklarım - 1 (25.07.2008)

2003 yazıydı...

Floransa'da bir cafe'de oturmuş kahve içiyorum. Birden sessiz sedasız bir şekilde bir kalabalık sardı meydanı. Kimilerinde pankartlar, kimilerinde bayraklar, kimilerinde hayvan maskları, kimileri de hayvanını kapmış gelmiş.

Sessizce beklediler ve gene aynı sessizlik içinde yürüyüşe geçtiler.

Veganlar protesto yürüyüşü yapıyorlardı. Hayvanların her türlü kullanılmasını, katledilmesini, kürkünden faydalanılmasını protesto ediyorlardı.

Ben de onları seyreden kalabalığın içine karışıp hem bu fotoğrafları çektim hem de avuçlarım patlayana kadar alkışladım.

Bu yürüyüş beni derinden etkiledi. Ben de birkaç senedir veganım ve bu tavrım etik bir tavırdır. Bununla da gurur duyuyorum.




Bir de aynı sene Güney Fransa'da Toulon'da bir cafe'de gördüğüm bu manzara beni çok etkiledi. (Dikkat edin: İki fotoğraf da aynı mekânda ve aynı zaman diliminde çekildi.)

Biz ne vakit bu olgunluğa erişeceğiz?


24 Temmuz 2008 Perşembe

Her Perşembe böyle... (24.07.2008)

Perşembe günlerimiz Aldo Tur'un... Bu sene Costa Serena gemisinin İstanbul turlarını yapıyoruz. Gene sabah erken kalkış, kahvaltı, yıkanma, yola koyulma vs vs. Mutlaka ama mutlaka 07.00'de limanda olma... Böyledir her Perşembe günü...

Limana varırsın ve gemi belki henüz yanaşmamıştır ama bütün gün boyunca İstanbul turu esnasında her köşede karşınıza çıkacak Aldo Tur ekibi yeşil t-shirtleri ile limanda son organizasyon işlerini konuşup beni her zaman güler yüzle karışılarlar... Aslanlarım benim!

Ama öncelikle tur zarfını almak gerek. Düray zarfları dağıtır ve ne çıkarsa bahtına... Bana bugün Eresin Otel'de yemekli klasik tur çıktı, yani Hipodrom, Sultanahmet, Aya Sofya, Çarşı, Topkapı...

Düray, canım benim... Fotoğrafta gene zarfları dağıtırken, arkadaki de rehber Ziya...


Evet, turumuzu ve depar saatimizi bildiğimize göre biraz çay, kahve, sohbet iyi gider şimdi...




Kimileri böyle dışarıda oturur, kimileri içeride... Ben sevgili dostlarım Esin ve Serdar'la biraz sohbet etmeyi tercih ettim bugün.




Neyse, sonuçta tura çıktım. Hipodrom, Sultanahmet Camii ve Aya Sofya'yı gezdik... 15 dakika mola verdim. Bu arada dışarı çıktım, yani Aya Sofya'nın çıkış kapısının önüne. Bir de ne göreyim? Ferhat! Yorgun mu ne?





Valla hemen fark ediyor ve artizzzzzzzzzzzz pozlar veriyor...


Harcanıyorsun buralarda sen, harcanıyorsun... Seni Hollywood paklar ancak!


Onu orada bırakıp Aya Sofya'nın giriş kapısına gidiyorum. Elimde bir tane simit... Laf aramızda, simit Aya Sofya ziyaretinden sonra en sevdiğim önemli ayrıntııııııııııııı... Orada bakın kimler var... Aldo'nun yakışıklıları...




Ama turuncu t-shirtleriyle ortalıkta dolaşan arkadaşları da unutmamak lâzım. Kendileri gemide yaşamayı seçen, limandan limana karaya çıkan, deniz üstündeyken de bizim sevgili turistlerimizle ilgilenen değişik ülke mensubu arkadaşlarımız oluyorlar. Fotoğraftaki turuncu t-shirtlü erkek arkadaş Gustavo Brasil olup, yanındaki yeşil t-shirtlü arkadaşlar tarafından süper hızlı bir Türkçe kursuna tabi tutulmuştur. Öğrendiği her Türkçe kelimeyi çok anlamlı cümlelerde ve yerinde (!) kullanmasıyla tanınır kendileri. Biz ona kısaca Mustafa deriz...



Haydi bakalım, bu kadar şamata yeter. Şimdi ciddiyet gerek. Müşteri alışveriş yapmalı, geri kalan zamanda da isterlerse Kapalı Çarşı'yı gezerler.

Nuruosmaniye'de kimler varmış? Sinan Cafe gene rehberlerin mekânı olmuş. Müge gazete okurken, İlhami telefonla konuşuyor, Canan da etrafı seyrediyor...




Aaaa, Hereke Halı'nın önünde oturan da kim? Halıcı mı? Ay, bizim Kâmilmiş yaaaa... Kedi dostu Kâmil... Hayvansever Kâmil... Rehber Kâmil...


Artık herkes acıkmıştır... Kesin! Yemek vakti. Ben bugün grubumla Eresin Otel'de yemek yedim. Sonra da Topkapı Sarayı'nı gezdik. Biz rehberler her zamanki gibi Topkapı Konyalı'da buluştuk...


Yıldız ve Serap sohbette...

En sonunda Ebrucuğum da teşrif etti...


Ben 1 günlük İstanbul turu yerine 3 tane 16 günlük Doğu ve Gap turu almayı tercih ettiğimi söylediğimde aldığım tepkiler...


Vakit dönüş vakti... Limana dönüş...

Güzeldir Topkapı Sarayı'nın kedileri...


Limanda Düray bekler...

Koca günün yorgunluğuna rağmen gülümser...

Ve işine döner...

Kızlar, sıcak ve yorucu bir gündü... Ama bitti!


Caner rehberlerden anketleri toplar...


Düray: - Son otobüs mü o? Numarasına baksana...

Serap: - 63

Adam: - Ne diyor bunlar be? Türkçeyi de bir öğrenemedik ya uf...


İyi ki varsınız hepiniz...


Son otobüs te geldi, paletler ve tabelalar da alındı... Herkes evine gidebilir artık!


Her zaman bekleriz...

Haftaya görüşmek üzere...

23 Temmuz 2008 Çarşamba

Sıradan Bir Çarşamba Günü - 1 (23.07.2008)

Çarşamba sabahı erken kalkarım, epeyce erken, yani en geç saat 05.00'de. Çünkü yıkanılacak, çay demlenecek, siyah ekmek, tofu, reçel ve yeşil zeytinle kahvaltı yapılacak. (Ben vegan vejetaryenim, benim yediğim içtiğim de ona göre.)

Saat 05.50-06.00 arası evden çıkılacak. Çok gerekmiyorsa araba evin önünde duracak.


Dikkatli bakacak olursanız, arabamdan bile Mardin aşkım belli oluyor... :)))

Arabayı çok gerekmedikçe çıkartmıyorum, çünkü turdan sonra dönüş yolu bir çile halini alabiliyor. Bu nedenle mp3 çalarım kulağımda, güzel bir Arto Tunçboyaciyan parçasıyla güne başlıyorum, yokuşu çıkıp otobüs durağında bekliyorum. Genellikle 29D otobüsü denk gelirse Tarabya - Kabataş arasını kısa zamanda gidiyorum. Yoksa metroya, metrodan fünikülere, fünikülerden de yürüyerek Salıpazarı'na ulaşmam gerekiyor.

06.45'te genelde limanda oluyorum. Tur zarfımı alıp günün programını inceliyorum. Çarşamba günü MSC firmasının gemisine çalışıyoruz. Yani İstanbul limanına yanaşan yolcu gemilerinden çıkan turistleri İstanbul'da gezdiriyoruz.

Bugün genelde yaptığım klasik tur denk geldi gene. Yani sabah erken saatte grup otobüse bindi, Hipodrom ve Sultanahmet Camii ile başladık. Sonra da Aya Sofya'yı ziyaret ettik.

Bugün sabah erken saatlerde hava pusluydu ama Sultanahmet Camii'nden Aya Sofya çok hoş göründü gözüme.

Aya Sofya'dan çıktıktan sonra ise hava pırıl pırıldı. Sultan Ahmet Camii de pek güzel göründü gözüme.


Sonra kuyum alışverişi ve öğlen yemeği için Zindanhan'a gittik. Oradan nasıl görünüyor etraf bakın bakalım.
Zindanhan'dan Yeni Camii ve Galata Köprüsü'ne doğru...


Mimarların mimarı Sinan'ın en güzel eseri Süleymaniye Camii ve Külliyesi'ne doğru...

Gene Mimar Sinan'ın güzel eserlerinden Rüstempaşa Camii'ne doğru...


Galata Kulesi'ne doğru...


Daha sonra Kapalıçarşı ziyareti vardır genelde grubun. Ben bugün öylesine gezerken gözüme topaçlar ilişti ve şu güzel görüntüyü yakaladım.



Daha sonra da Topkapı Sarayı ziyareti vardır genelde. Bugün de öyleydi. Biz rehberler Sarayı anlatıp müşteriyi serbest bıraktıktan sonra Topkapı Konyalı'da buluşuruz genelde.

Çarşamba gemisi rehberlerinden bazıları...

Tüzin - İtalyanca

Eserciğim... Canım beniiiiiim... (Eser - Fransızca vs.)


Ama Tüzinciğimi de severim ben... :)))

Afiyet olsun Eser... (Güzelim İstanbul manzarasına arkasını dönmüş.)



Nilüfer (İngilizce - İtalyanca) ona sarılıp fotoğraf çektiremedim, bayağı ciddi bir mevzuya dalmıştık... Laklaklaklak...


Artık dönüş vakti. Saat 16.00. Topkapı Sarayı'ndan çıkış ve limana hareket. Grubu sağ salim gemiye teslim etmek gerek. Ama tur bitmeden bazı hatıra fotoğrafları da çekilmeli. Bugün grubumda ikiz kızlar var. Çok şeker ve çok güzeller, hem onların makinesiyle hem de benimkiyle fotoğrafımız çekiliyor.


Limana varınca veda vaktidir. Bugün de turistlerimle vedalaştık, onları yolcu ettim. Mp3 çalarımı kulağıma takıp Arto Tunçboyaciyan besteleri eşliğinde Füniküler - Metro ve Otobüs'le Tarabya'ya eve döndüm.

Böylece bir Çarşamba günü daha geçti. Genelde her Çarşamba böyle işte. Ama bir de bu işin içinde, mutfağında çalışan elemanlar var, onlar olmazsa, onlar işleri organize etmezlerse işler yürümez. Haftaya da MSC firmasındaki ekip arkadaşlarını yazarım...

22 Temmuz 2008 Salı

Şu benim Sister Nr. 1

Benim sister Zeynep Everi,

Hani şu Beşiktaş'tan yetişme basketbolcu, hani şu eski vücut geliştirme şampiyonu...



Hani şu meşhur DJ, hani POWER FM'in 'Sevgi Dolu Saatler' programının buğulu sesli DJ'i, hani şimdilerde POWER XL'in DJ'i...




İşte o benim sister. Hem de ana baba bir. (Çünkü bir de ana ayrı baba bir bir tane daha sister var, onu da ileride yazarım).

Benim bu sister şimdilerde motorsiklet ehliyeti almaya karar verdi. Yazılıyı geçti, ehliyet sınavına hazırlanıyor.




Valla kursa gidiyor, ders alıyor. Kurallara da harfiyen uyuyor...

Bugün gittim, seyrettim pistte çalışırken. Maşallah, bayağı iyi kullanıyor.


Onun hakkında yazılacak daha çok şey var... İlerleyen günlerde yazarım...

İyi ki varsın sister!

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails