14 Eylül 2008 Pazar

Oradan, buradan, havadan, sudan - 9

Bütün gün evde scan edilecek belgeler, gazete küpürleri, ıvır zıvırla uğraştım. Bitmedi tabiî, ama bayağı bir iş kotardım valla...

Bu arada, arkadaşlar, tüm bu işleri yaparken aklıma bir fikir geldi.

Şimdi, bu yazıyı okuyan dostlardan bir görüş rica etsem, umarım çok şey istemiş olmam. :))) Sağolun...

Aklıma gelen fikir yeni bir blog. Gene mi demeyin. Bu sefer başka bir konu, bambaşka bir şey, büyük bir proje. Sizi de, herkesi de ilgilendiriyor aslında.

İki gündür düşünüyorum da, bloglarımda benim mesleğimi tam yansıtan, onca yıllık birikimimi ortaya dökebileceğim şey çok ama çok az.

Profesyonel Turist Rehberi ve gezgin olarak gezginler için bir blog oluşturma kararı aldım. Yalnızca Türkiye ile ilgili.

Bu blog, her türlü pratik bilgiyi, Türkiye'nin değişik yerlerinde görülecek değişik yerlerle ilgili bilgileri, değişik rotaları ve daha buna benzer pek çok gereken şeyi barındıracak.

Amacım yolculuğa çıkan kişinin bir tık uzağında olmak. İnternet ortamında, kafasını kurcalayan şeyleri burada bulabilmesi. İnternet bulamayabilirim diye düşünenler de istedikleri bilgiyi çıktı alarak yanlarında götürebilmeliler... diye düşündüm. (Tabiî tüm düşündüklerim bu kadar değil, bayağı kafa patlattım, projelendirdim bile işi.)

Ne dersiniz? Ne düşünürsünüz? Fikrinizi bana yazın lütfen... Çok mutlu olurum.

Bu arada, sevgili doktorum ve dostum Muzaffer Kuşhan'a yapılanlara dayanamıyorum artık ve ben de buraya iki kelime fikrimi yazayım diyorum.

Dr. Muzaffer Kuşhan'ı 20 yıldan fazla bir zamandır tanırım. Ona ilk gidenlerdenimdir. Daha yalnızca Şişli'deki muayenehanesi varken, üzerime yapışan 10 kilomu vermek için kendisine gitmiş ve kendi deyimiyle 'zaferle sonuçlanan' bir işe imza atmıştık birlikte. Benim kilolarımda 10 kilo zor şeydir, aşırı kilolu biri çok daha çabuk kilo verebilir.

Daha sonra hep görüşmüştük kendisiyle, ben Ankara'da rehberlik kursuna gittiğimde Kuşhan hep telefonun öbür ucunda olmuş, bana tam destek vermiş, bir psikolog titizliğiyle, benim zayıf taraflarımı ve saçmalama ihtimalimin olduğu alanları çok iyi bilerek beni kontrol altında tutmayı bilmişti.

İlerleyen zaman içinde ara sıra telefonla, ara sıra yüzyüze hep görüştük Kuşhan'la. Ama o benim hep çekindiğim insan oldu. Bana bir şey öğretmişti çünkü. Yeme tarzımı değiştirmiş ve sağlıkla ilgili araştırma yapar olmuştum. Ona telefon ederken bile iki üç gün kendime çeki düzen verir öyle arardım. Çünkü ses tonumdan 150 gr fazlam ve sorunum varsa hemen anlardı.

2003 senesinde canımın parçası yeğenim Caner'i kaybedince kendimi salıverdim, dünyayı umursamıyor, kilo aldıkça alıyordum. Zaman içinde işin kontrolü iyice kaçmış, ben hayatımda çıkmadığım bir kiloya çıkmıştım. Bu böyle olmayacaktı, her şeyi göze alıp Kuşhan'ı aradım, beni görmek istedi, çünkü çok çaresiz hissediyordum. Bana kötü bir şey söylerse ne yaparım diye korkuyordum, ama sevgili Kuşhan benimle öyle güzel bir konuşma yaptı ki, kendime güvenim geri geldi, ayrılırken de: 'Zaten sen sistemi biliyorsun' dedi.

Zaman içinde hızla kilo vermeye ve sağlıklı beslenme konusunda değişik bir kulvara yönelmeye başladım, önce vejetaryen oldum, ardından lakto - vejetaryen ve hemen de ardından vegan. Bu konuyu uzun zaman araştırarak oldu tüm bunlar.

Bu süreç zarfında tempolu ve uzun yürüyüşler hayatımın en önemli parçası olmuştu artık ve çoğu yürüyüşten Kuşhan'ı arayıp onunla sohbet ediyordum. Her telefonda bana destek çıktı. Vejetaryenliğime de, vegan olmama da laf etmedi. Tam aksine destek verdi. Ne yaptığımı bildiğimi biliyordu.

Demem o ki, Muzaffer çok iyi ve başarılı bir doktor, Avrupa'da da tanınan en iyi cerrah seçilmiş bir doktor. Yıllar yılı ortalıkta, herkes ne iş yaptığını biliyor, Klinik herkes tarafından biliniyor. Ortada yanlış bir şey varsa, bugüne kadar aklı neredeydi herkesin?

İnsan çok adileşebiliyor, linç etmeye bayılıyoruz kim olursa olsun, bir de bilgi sahibi olmadan herkes maşallah fikir sahibi.

Ben de bazı şeyler biliyorum, kalp krizi ve müdahalesi ve sebeplerini de gayet iyi biliyorum ama iş davada, adli tıp raporu çıkınca zaten gerçekler su yüzüne çıkacak.

Ben Kuşhan'ı hem çok seviyorum hem de ona saygım sonsuz.

Bugün incecik bir fiziğe ve iyi bir sağlığa sahip olmamı ondan öğrendiklerime borçluyum...


Bu arada, filizlendirme işi de başarıyla sonuçlandı.

Birinci günün fotolarını gördünüz.

İkinci gün:






Birinci günün ardından sabah kalktığımda fasulyeler suyunu tamamen çekmişti. Kapağı hafifçe aralayıp akan suyla doldurup, kapağı kapatıp kavanozu ters çevirip suyu döktüm. Bunu birkaç kez tekrarladım.

Sonra da fotoğrafta görüldüğü gibi, sapa dayayrak bir tabağın üstüne koydum. Filizlenme çok çabuk oluyor, fotoğrafa dikkatli bakılırsa görülüyor.

Üçüncü gün:



İkinci gün yaptığım işlemi üçüncü gün de yaptım. Aslında fazla bekletmeye gerek yok, diğer tohum vs türleri daha fazla zamana gereksinim duyuyorlar ama maş fasulyesi hemen filizleniyor.





Artık filizlendirilmiş maş fasulyelerim yemeğe hazır vaziyette. Hem kahvaltıda hem de öğlen salatama koyarak yedim. Ama fazla kalmadı bile. Bana yetmez ki. Bayılıyorum çiğ gıdaya, hele hele buna!

Hemen oldukça bol maş fasulyesini filizlendirmeye koydum yeniden. :)))

Bugünlük bu kadar...

Bana gezginler için tasarlayacağım blogumla ilgili fikirlerinizi, düşüncelerinizi yazın lütfen.

2 yorum:

Murat dedi ki...

Nükhet Hanım Merhaba,
Filizlendirme uygulamasında kullandığınız kavanozu ve kapağını nereden temin edebilirim.Veya ayrı ayrı mı satılıyor yardımcı olabilir misiniz İstanbul'da ikamet ediyorum.

Şimdiden ilginiz için teşekkürler..

Murat YALÇINDAĞ

Nükhet Everi dedi ki...

Sevgili Murat,
Bu kavanozu ECOLIFE Cihangir'den edinebilirsiniz. Alman Hastanesinin yan, İlk Yardım'ın karşı sokağı SOĞANCI sokak'ta. Tarkan bey vardır orada ECOLIFE'ta, onda var. Zaten bu kavanozları da kendisi getirdi yurt dışından.
Sevgiler ve sağlıklı günler dileğimle...

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails